Brunet türkçesi Brunet nedir

  • Esmer.
  • Esmer kadın.
  • Koyu renk saç.

Brunet ile ilgili cümleler

English: Wienczysława is the most beautiful brunette in the workplace.
Turkish: Wienczysława, işyerindeki en güzel esmerdir.

English: Ali likes brunettes.
Turkish: Ali esmerleri sever.

English: She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Turkish: O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.

English: Is your wife a blonde or a brunette?
Turkish: Karın sarışın mı yoksa esmer mi?

Brunet ingilizcede ne demek, Brunet nerede nasıl kullanılır?

Brunets : Esmer. Esmer kadın.

Brunette : Esmer kadın. Koyu renk saçlı kadın. Esmer.

Brunettes : Esmer. Esmer kadın. Koyu renk saçlı kadın.

Brunei : Pasifik okyanusu'nda borneo'nun kuzeybatı kıyılarında yer alan bir sultanlık (güney çin denizi ile malezya ile sınırdır). Bruney sultanlığı. Brunei darüsselam sultanlığı.

Brunei dollar : Brunei doları.

Brundtland report : 1987 yılında birleşmiş milletler dünya çevre ve kalkınma komisyonu’nca hazırlanan ve yoksulluğun kaldırılması, doğal kaynaklardan elde edilen yararın eşit dağılımı, nüfus kontrolü ve çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi gibi sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çözüm arayan rapor. krş. sürdürülebilir kalkınma. Brundtland raporu.

 

Brunswick declaration : Brunswick bildirisi.

Brundi : Brundi.

Brunches : Kahvaltı ile öğle yemeği birleştirilen öğün. Geç yapılan kahvaltı. Branç. Kuşluk yemeği. Pazar kahvaltısı.

Brunswick : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Vermont eyaletinde yerleşim yeri. Missouri eyaletinde şehir. Georgia eyaletinde şehir. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Maine eyaletinde yerleşim yeri. Ohio eyaletinde şehir. Abd'de bazı şehirlerin adı. Almanya'da bir şehir ve bölge. North carolina eyaletinde yerleşim yeri.

İngilizce Brunet Türkçe anlamı, Brunet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brunet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dark brown : Koyu kestane. Koyu kahverengi.

Duns : Alacağını istemek. Sıkıştırmak. Karanlık. Zorla alacağını istemek. Boz renk. Borçlusunu sıkıştıran alacaklı. Borçluyu sıkıştırmak. Ödenmesini istemek. Boz.

Person : Can. Tip. İnsan. Kişi. Şahıs. Kişilik. Kimse. Karakter (tiyatro terimi). Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır.

Blackie : Zenci.

Dark haired : Koyu renkte saçı olan. Koyu saçlı.

Skin colour : Ten rengi. Cilt rengi.

Mortal : Amansız. Ölümcül. İnsan. Beşer. Geçici. İnsanoğlu. Ölümlü. Çok büyük. Fani.

Brunette : Koyu renk saçlı kadın.

Dark skinned : Koyu tenli. Kara derili.

Soul : Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç. Hissiyat. Timsal. Esas. Gönül. Şahıs. Kişi. Kök. Temel direk.

 

Brunet synonyms : brown, swart, blacky, black haired, suntanned, dunned, swarthy, dark complexioned, grizzled, somebody, adust, dun, dark, individual, someone, dark colored, brunets, browned, complexion, tanned, nutbrown, brunettes, dusky, brown haired, bronzed, duskier, duskiest, skin color.

Brunet zıt anlamlı kelimeler, Brunet kelime anlamı

Blond : Sarışın. Sarı. Sarı (saç).