"Karanlık" ile ilgili cümleler

  • "Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu." - H. S. Tanrıöver
  • "Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar." - M. Ş. Esendal
  • "Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey." - A. Ümit

Osmanlıca Karanlık ne demek? Karanlık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

muzlim

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Iğdır ili, Gaziler bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sivas ilinde, Kavak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Karanlık hakkında bilgiler

Karanlık, aydınlığın karşıtı ve görünür ışığın bulunmaması durumu. Renk alanında siyahın oluşturduğu görüntüdür. Işık olmadığında gözdeki çubuk ve koni hücreleri uyarılmazlar. Bu uyarım eksikliği nedeniyle fotoreseptör hücreler; frekans ve dalgaboyunu ayırt edemezler. Oluşan son algı grimsi ya da karanlık olarak tanımlanan siyahtır. İnsaların karanlığa verdikleri tepki birçok kültürde yere sahiptir.

Karanlık ile ilgili Cümleler

  • Yatak odam karanlık.
  • Karanlık alanları aydınlatmak için bir el feneri kullanırım.
  • Karanlık çöküyor.
  • Karanlık bir geceydi.
  • Karanlık bir odada okumak iyi değildir.
  • Bodrum, çirkin, karanlık ve kötü kokuludur.
  • Soçi kentinde karanlık geceler vardır.
  • Karanlık bir odada siyah bir kediyi bulmak çok zordur, hele odada hiç kedi yoksa.
  • Ali karanlık sonrasına kadar buraya gelmedi.
  • Karanlık çökmeden Boston'a gideyim.
  • Küçük bir nesne karanlıkta hareket etti.
  • Önce gitmekten korkuyorum, hava çok karanlık.
  • Karanlık çökmeden dönmüş ol.
  • Ali karanlıkta duruyordu.

Karanlık anlamı, tanımı:

Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Karanlık basmak : Hava kararmak.

Karanlık etmek : Bir şeyin önünde durarak görünmesine engel olmak.

Karanlık kesilmek : Ortalık birdenbire kararmak.

Karanlığa gömülmek : Koyu karanlık içinde kalmak. büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak.

Karanlığa kalmak : Gidilecek yere varmadan akşam olmak.

Karanlığı deşmek : Karanlıkta görmeye çalışmak, aydınlığa çıkmak için çaba harcamak. büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak için çabalamak.

Karanlıkta göz kırpmak : Bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek.

Karanlık nokta : Bilinmeyen, gizli, şüpheli konu.

Karanlık oda : Film banyosu yapılmış olan ışıksız oda.

Alaca karanlık : Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık, yarı karanlık, akşam karanlığı.

Yarı karanlık : Alaca karanlık.

Zifiri karanlık : Çok koyu karanlık.

Akşam karanlığı : Alaca karanlık.

Ay karanlığı : Bulutlar arkasında kalan ayın yansıttığı hafif ışık.

Işıksız : Işığı olmayan, ziyasız, karanlık.

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Sıkıntı : Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu.

Perişanlık : Perişan olma durumu.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Töre : Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı.

Aydın : Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel.

Karışık : Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Karışmış. Dolu.

Karanlık akım : Bir ışıl gözenin, ışımadığı halde çevriminden geçmekte olan artık akım.

Karanlık alan mikroskobu : Işık kaynağından gelen ışığın saçılmasını sağlayan bir sistemle numunenin koyu zeminde açık renk görülmesini sağlayan bir tip ışık mikroskobu.

Karanlık basmak : hava kararmak. İlgili cümle: "“Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.”" R. N. Güntekin. “Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.” -S. F. Abasıyanık.

Karanlık boşalım : Bir uçun içinde, görünür bir ışık salımı olmaksızın elektrik boşalımı.

Karanlık çizgi izgesi : Güneş ışığı izgelerinde gözlendiği gibi, karanlık çizgiler içeren izge, anl. Fraunhofer çizgileri,

Karanlık kutu : Davranışçıların, uyaranla tepki arasına giren değişkene verdikleri simgesel ad. Her yanı sıkıca kapalı, yalnız ufacık bir deliği olan, bu delikten giren ışınların, dışarıdaki bir nesnenin ters görüntüsünü, deliğin karşısına rastlayan iç çepere düşürdüğü çeşitli boyda kutu. (1 yüzyıl ortalarından beri kullanılan karanlık kutu, bugünkü fotoğraf aygıtlarının, sinema alıcılarının temelini oluşturmuştur).

Karanlık nebülözler : (astronomi)

Karanlık oda işlemi : Karanlık odada film banyosunun yapılması.

Karanlık oluğu : Suyun biriktiği yer. Değirmene su veren ikinci oluk.

Karanlık saha mikroskobu : Cismin üzerine ışığın farklı bir açıyla gönderilerek şeffaf cisimlerin görülmesini sağlayan mikroskop.

Diğer dillerde Karanlık anlamı nedir?

İngilizce'de Karanlık ne demek? : adj. dark, underexposed, obscure, unlit, clouded, darkling, dun, dusky, foggy, funny, funny peculiar, gloomy, murky, pitchy, shadowy, shady, somber, sombre, tenebrous

n. darkness, obscurity, dark, deep, deepness, gloom, gloominess, inkiness, murk, night, obscuration, shadow, somberness, sombreness

Fransızca'da Karanlık : noir/e, obscur/e, apocalyptique, louche, sombre, ténébreux/euse, vaseux/euse

Almanca'da Karanlık : n. Dunkel, Dunkelheit, Düsternis, Finsterkeit, Finsternis, Nacht, Nachtseite, Obskurität

adj. delphisch, dunkel, düster, finster, makaber, nächtlich, nächtig, obskur, unklar, verschwommen, wirr

Rusça'da Karanlık : n. темнота (F), тьма (F), темень (F), мгла (F), мрак (M), мрачность (F), потемки (PL)

adj. темный, мрачный, мглистый, неулыбчивый

adv. темно

Karanlık ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Karanlık nedir? Karanlık ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Karanlık tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Karanlık hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Difüzyon: DİFÜZYON (YAYINMA) OLAYI Ne demek? Farklı yoğunlukta iki ayrı fazda bulunan iki madde moleküllerinin birbiri içine yayılması...
  • Endikasyon: İki anlamı vardır. Herhangi bir hastalığa ilişkin izlenmesi gereken tedavi yöntemlerini ve tedavi içindeki sürecin gidişati...
  • Ekosistem: Ekosistemdeki bozulmaların çevreye etkileri nelerdir? Ekosistemdeki bozulma bir bütün olan çevrenin yapı ve işleyişini olumsu...
  • Ekosistem: Ekosistemlerin belirgin özelikleri nelerdir? Bir ekosistem biyosferin, bir bölümü ya da parçasıdır ; büyüklüğü ya da geni...
  • Yolantı: ..yolantı kelimesi YOLAK veya ( dağda ) patikadan çok farklı değil sanırım....( muğla ) yerkesikde patika az kullanılır..b...