Butt in türkçesi Butt in nedir

  • Bir konuşmayı ya da eylemi bölmek.
  • Burnunu sokmak.
  • (konuşmada) araya girmek.
  • Lafı kesmek.
  • Müdahale etmek.
  • Maydanoz olmak.
  • Karışmak (birisine).
  • Sözü kesmek.
  • Araya girmek.
  • Kaş yapayım derken göz çıkarmak.
  • Karışmak.

Butt in ile ilgili cümleler

English: I don't want to butt in all the time when the two of them are fighting.
Turkish: Onlardan ikisi dövüşürken her zaman araya girmek istemiyorum.

Butt in ingilizcede ne demek, Butt in nerede nasıl kullanılır?

Butt : Uç uca birleştirmek. Maskara. Dipçik. Popo. Nişan. Kafa atma. Uç uca gelmek. Hedef. Dip kısım. Kafa atmak.

In : İçeriye. Olarak. İçeri. İçinde. Gelmiş olan. Çok moda olan. Dahili. Da. İç. İktidardaki.

Butt in on : Karışmak. Burnunu sokmak.

Butt end : Enli uç veya sap. Dipçik. Kaim uç. Küt taraf. Küt uç. Zıvana dili.

Butt hinge : Düz menteşe. Yüzey menteşesi. Fransız menteşe. Pomel menteşe. Alın menteşesi.

Butt join : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Herhangi bir resmin yitirilmemesi için, iki film parçasını uç uca getirerek ek çizgisi boyunca bir yamayla birleştirme. Uç uca yapıştırma.

İngilizce Butt in Türkçe anlamı, Butt in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Butt in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Amalgamate : Katılmak. Karıştırıp birleştirmek. Firma. Karıştırmak. Kaynaşmak. Karışım. Karışma. Birleştirmek. Birleşmek. Katmak.

Barge : Ev gib kullanılan duba. Duba. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi. Mavna ile taşımak. İçeriye paldır küldür girmek. Salapurya. Yüzen ev. Çarpmak. Toslamak. Dalmak.

Amalgamates : Bileştirmek. Katılmak. Birleştirmek. Birleşmek. Karışım. Karışma. Firma. Kaynaşmak. Karıştırıp birleştirmek.

Kibitz : İskambil oyununa karışmak. (resmi olmayan) burnunu sokmak. Sohbet etmek. İstenmediği halde öğüt vermek. Konuşmak. Sorulmadığı halde akıl vermek.

Become complicated : Sarpa sarmak. Çetrefilleşmek. Dallanıp budaklanmak.

Step ins : Girmek. Külot. İçeri gelmek. Bağcıksız ayakkabı. El atmak. İçeri gitmek. İçeri girmek. İçeri adım.

Blend : Karışım. Karıştırmak. Harman. Harmanlamak. Kaynaşmak. Uymak. Uyum sağlamak. Harmanlama.

Break in : Çökertmek. Hırsızlık amacıyla bir yere girmek. Zorla girmek. Alıştırma. Alıştırmak. Sözünü kesmek. Lafı bölmek. Lafa karışmak. Söze karışmak.

Amalgamated : Karıştırmak. Cıva ile karıştırmak. Birleştirmek. Birleşmek. Cıvayla karıştırılmış.

Butt in synonyms : butt in on, embroils, interfered, butt, be mixed up, interceded, intervene, interferes, go between, get in the way, horn in, barge in, blent, interloping, come between, cut in, barge into, intercede, chisel in, be involved in, interloped, interceding, amalgamating, step in, intermeddling, interfere, barged, be mixed up in, be confused, admix, intercedes, intermeddle, chime in.