Kaynaşmak nedir, Kaynaşmak ne demek
- Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek.
- Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek

- Birleşmek.
- Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak.
- Huzursuzluk çıkmak.
- Birbirine iyice uymak.
"Kaynaşmak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Kumun üstünde bir sürü kadın erkek, oğlan kız kaynaşıyor." - F. R. Atay
- "Bu iki renk iyi kaynaşmış."
- "Ceylanlarla kaynaşan çocuk, onların seslerini tıpkı onlar gibi çıkarmayı öğrenmişti." - H. E. Adıvar
- "Çakılla çimento kaynaşır."
Yerel Türkçe anlamı:
Konuşmak.
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
birleşmek(kimya)
Osmanlıca Kaynaşmak ne demek? Kaynaşmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
imtizâç etmek
Kaynaşmak anlamı, tanımı:
Kaynaşma : Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.
Ayrılma : Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi. Ayrılmak işi.
Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri.
Birleşmek : Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Aynı amaç çevresinde toplanmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek.
Kalabalık : Sayıca çok. Gereksiz, karışık şeyler topluluğu. Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu.
Hareketli : Canlı, kıpırdak. Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize.
Hareket : Davranış, tutum. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Devinim. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.
Uymak : Bağlı kalmak, tabi olmak. Zevke, anlayışa uygun düşmek. Ölçüleri birbirini tutmak. Uygun düşmek, münasip olmak. Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek. Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek.
Bir : Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Ancak, yalnız. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Aynı, benzer. Beraber. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
İyice : (iyi'ce) Tamamen. İyiye yakın. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla. Çok, adamakıllı.
Huzursuzluk : Huzursuzca davranış. Huzursuz olma durumu.
Çıkmak : Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Olmak, bulunmak, var olmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Mal olmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Yayımlanmak. Yetişecek ölçüde olmak. Yerinden oynamak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Ay, Güneş görünmek. Sesini yükseltmek. Piyasaya sürülmek. Vermeye katlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Binaya kat eklemek. Sıyrılmak, ayrılmak. Yükselmek, artmak. Gerçekleşmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Giderilmek, yok olmak. Yapılmak, yürümek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Meydana gelmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Eksilmek. Verilmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Harcamak zorunda kalmak. Karaya ayak basmak. Unutmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Erişmek, görmek. Flört etmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Bulaşmak. Yayılmak, duyulmak. Belirmek, tanınmak. Yayılmak. Büyük abdest bozmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Oluşmak, olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Ay veya mevsim geçmek. Gelmek.
Diğer dillerde Kaynaşmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kaynaşmak ne demek? : v. unite, coalesce, blend, fuse, socialize, commingle, knit, knit up, merge, mill about, mix, seethe
Fransızca'da Kaynaşmak : se souder, se combiner, s'unir d'une manière inséparable, fusionner, grouiller, s'intégrer, s'accorder, s'allier
Almanca'da Kaynaşmak : v. kribbeln
Rusça'da Kaynaşmak : v. срастаться, волноваться, кишеть, копошиться, срастись, переволноваться, взволноваться, закопошиться

Bu kısımda Kaynaşmak nedir? Kaynaşmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kaynaşmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kaynaşmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.