Buğa nedir, Buğa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yerden 5-10 santim yükselen başı top ince bir bitki.

Boğa.

Buna.

Eski türkçe buka: boğa.

Buna (işaret zamiri yaklaşma hâli).

Buğa kısaca anlamı, tanımı

Buğa dikeni : Yılan sokmasında ilâç yerine kullanılan bir bitki. Etli, lezzetli, tatlı, kabuğu soyularak yenir dikenli bir bitki. Su kenarlarında biten 1,5-2 metreye kadar uzayan bir çeşit diken

Buğa tikeni : Etli, lezzetli, tatlı, kabuğu soyularak yenir dikenli bir bitki.

Buğaksamak : Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğalmak : Bunalmak, daralmak.

Buğana : Sağnak, şiddetli yağmur.

Buğanah : Sağnak, şiddetli yağmur.

Buğanak : Sağnak, şiddetli yağmur. Yağmur bulutu. [Bakınız: boğanak]. Yağmur bulutlarıyla kapalı hava. Sisli, puslu hava. Yağmurdan sonra topraktan çıkan buhar. Nöbet nöbet, zaman zaman. Döküntü, sağanak. Sağanak.

Buğansalık : Zarurette işe yarayan, az bulunan: Buğansalıkta düvenselik olur.

Buğar : Çeşme, pınar.

Buğara : Baca.

Buğarla : Baca.

Buğarsak : Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana. Obur, pisboğaz. Boğasak ineklerin arkasına düşen boğa. [Bakınız: boğasak]. [Bakınız: bugarsak].

Buğarsak olmak : Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğarsamak : Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğasak : Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana.

 

Buğasamak : Boğaya gelmek, inekler çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğasiki : Ormanda, dağda yetişen, 20 - cm. boyunda bir ot.

Buğassamak : Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğat : Kuyu.

Buğay : Kuyu derinliğindeki buzul yarığı. Çankırı ilinde, Korgun ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Çankırı kenti, Yapraklı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Buğaya gelmek : Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

Buğaz : Bu defa, bu sefer. Gebe. Boğaz.

Buğaz ağrığı : Geçimini başkası sağlayan, başkasına yük olan insan.

Buğaz baskısı : Demircilerin kullandığı bir çeşit çekiç.

Buğaz ola : Afiyet olsun.

Buğazına işlemek : Boğazına değmek, saplanmak.

Buğazlamak : Boğazlamak.

Buğazsak : Obur, pisboğaz.

Diğer dillerde Bugünkü değer anlamı nedir?

İngilizce'de Bugünkü değer ne demek ? : present value