Callable deposit türkçesi Callable deposit nedir

  • Haber verildikten belli bir süre sonra çekilmek kaydıyla bankada açtırılan mevduat.
  • İhbarlı mevduat.
  • İktisat alanında kullanılır.

Callable deposit ingilizcede ne demek, Callable deposit nerede nasıl kullanılır?

Callable : İstenilebilen. İstenebilen. İsteme bağlı ödeme. İhbarlı. Nakit olarak ödenmesi mümkün. Nakit ödenmesi mümkün olan. Vadeden önce değiştirilebilir menkul kıymetler. Vadeden önce ödenebilir menkul kıymetler. Vadeden önce ödenebilir. Vadeden önce ödenebilen.

Deposit : Önödence. Yanlar arasında yapılan tecim sözleşmesinin inancayla kesinleşmesi için çoğunlukla alıcısınca satıcısına yapılan ön ödeme. Emanet. Yerleştirmek. Güvende tutmak veya faiz geliri elde etmek amacıyla banka veya benzeri kuruluşlara yatırılan para. krş. vadeli mevduat, vadesiz mevduat. Yatırmak. Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme. Depozito. Depozit olarak vermek. Güvenmelik.

Callable bond : Vadeden önce itfa edilebilir tahvil. Geri satınalınabilir tahvil. Geri çağırılma özelliği olan tahvil. Geri çağrılabilir tahvil. İhbarlı tahvil. Çıkaran şirket tarafından, belirlenen koşullar çerçevesinde geri çağırma pirimi ödeyerek vadesinden önce piyasadan çekilebilen tahvil. Geri istenebilir borç. İhraç eden şirket veya kurum tarafından vadesinden önce ödenebilen tahvil.

 

Callable capital : Ödenmemiş sermaye. Bir şirketin ortaklarının ödemeyi taahhüt ettikleri, ancak henüz ödememiş oldukları sermaye.

Active deposit : Etkin birikim. Radyoaktif birikinti. Herhangi bir yüzeyde yığılı olan radyoaktif madde.

Aeolian deposit : Rüzgar yığıntısı.

İngilizce Callable deposit Türkçe anlamı, Callable deposit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Callable deposit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

 

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Call deposits : Vadesiz mevduat.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Callable deposit synonyms : call deposit, ability to pay approach, notice deposit, a change in individual demand, a shift in individual demand, ability rent, a group shares, a pass through certificate, abnormal budget.