Camera angle türkçesi Camera angle nedir

  • Filme alınan veya fotoğraflanan bir şeyin açısı.
  • Kamera açısı.
  • Açı.
  • Alıcı açısı.

Camera angle ingilizcede ne demek, Camera angle nerede nasıl kullanılır?

Camera : Kamera. Alıcı. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. tv. televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılı alıcı çeşidi. Mahrem. Fotograf makinesi. Hakimin odası. Fotoğraf çekmekte kullanılan aygıt. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fotoğraf makinesi. Oda, kamara.

Angle : Çarpıtmak. Olta ile balık tutmak. Bucak. Oltayla balık avlamak. Balık tutmak. Açı oluşturmak. Açı vermek. Açı. Açı yapmak. Kıvırmak.

Camera 65 : Camera 65. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir geniş görüntülük ve üçboyutlu işlemi. (todd-ao işlemini andıran camera 65'te 65 mm'lik film kullanılır. alıcı ve göstericisi de buna uygun olarak değişik yapıdadır).

Camera alignment : Kamera yerleştirmesi. Kamera yer ayarı.

Camera anterior : Gözde korneanın iç kısmıyla iris arasında, hücre içermeyen, berrak bir sıvı olan humor akuozusla dolu boşluk. Ön oda.

Camera anterior bulbi : Kamera anteriyor bulbi. Cornea ile iris arasında yer alan boşluk.

İngilizce Camera angle Türkçe anlamı, Camera angle eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Camera angle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bevel : Eğim. Pah. Şevlemek. Eğik kesmek. Eğmek. Eğimli yapmak. Şev vermek. Eğim vermek. Oynar kollu gönye. Eğrilik.

Bevellers : Eğim vermek. Eğimli yapmak. Eğmek. Eğrilik. Şev vermek. Pah. Eğimli hale alet. Oynar kollu gönye. Şevlemek.

Angle : Bakış açısı. Bucak. Oltayla balık avlamak. Balık tutmak. Korniyer. Açı oluşturmak. Açı yapmak. Saptırmak. Kıvırmak.

Point of view : Bakım. Görüş. Cihet. Noktainazar. Görüş noktası. Bakış açısı. Görüş açısı.

Aspect : Çok yönlü herhangi bir şeyin bir yüzü. Hal. Tek yanı. Cephesi. Görünüş. Her yörede, özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye ya da kuzeye karşı konumunu belirleyen ve bu nedenle doğal koşullarını saptayan durumu. Açı oluşturmak. Tavır. Yüz ifadesi. Bakı.

Beveller : Eğimli hale alet. Pahlayan alet. Oynar kollu gönye. Şevlemek. Şev hale getiren alet. Eğimli yapmak. Pah. Şev vermek. Eğrilik.

Perspective : Derinlemesine inceleme yeteneği. Bakış açısı. Perspektif. Geniş bakış açısı. Bakımlık. Görünge. Uzaklık duygusu veren manzara resmi. Uzaydaki nesnelerin belli bir görüş noktasına göre, belli bir yüzeye gerçek görünüşüyle aktarılması; böylelikle ikiboyutlu yüzeyde üçboyutlu, derinlemesine görünüş sağlanması. Derinlik. Bir gözlemcinin, gözlediği olaya bakış açısı ya da olaylar karşısındaki konumu.

Bevels : Eğik kesmek. Eğimli yapmak. Eğrilik. Eğim. Şev vermek. Şevlemek. Eğmek. Pah. Eğim vermek.