Aspect türkçesi Aspect nedir

  • Yıldız ve gezegenlerin birbirlerine göre konumları.
  • Bir yanı.
  • Hal.
  • Açı.
  • Yüz ifadesi.
  • Maruziyet.
  • Tek yanı.
  • Her yörede, özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye ya da kuzeye karşı konumunu belirleyen ve bu nedenle doğal koşullarını saptayan durumu.
  • Tek tarafı.
  • Veçhe.
  • Tavır.
  • Bakım.
  • Çehre.
  • Görüş.
  • Görünüş.
  • Bakı.
  • Yönü.
  • Açı oluşturmak.
  • Yön.
  • Görünüm.
  • Cephesi.
  • Cephe.
  • Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi; fiilde, dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu: seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım? cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri halde, kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından «seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım» şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır. aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar: andre gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz, sanatımızı derme çatma, insanımızı çirkin buldu (çirkin bulmuş anlamında). takma bir “insanüstü” gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti (geçmiş anlamında) (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 157-158). fatih’in istanbul’da bina ettiği ilk sarayın, kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka, bir hatırası kalmamış (kalmadı anlamında) ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır (kaldı anlamında) (y. k. beyatlı, aziz istanbul, s. 49). “dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum. arkamda billur gibi bir pınar var. yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor.” parçasındaki dolaşıyorum, getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları halde, anlam bakımından geçmiş zamanı, var fiili de yine vardı anlamını vermektedir. hasta doktora gitmiş (gitse), doktor hastaya getirilmiş (getirilse) ne fark ederdi? (osman çeviksoy, tutuklu yürek, s. 27). ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar (yediler). henüz gün ağarmamıştır (ağarmamıştı) (sevinç çokum, derin yara, s. 110). vb.
  • Baktığı yön.
  • Coğrafya, gramer alanlarında kullanılır.
  • Çok yönlü herhangi bir şeyin bir yüzü.
 

Aspect ile ilgili cümleler

English: He stressed the convenient aspects of city life.
Turkish: Şehir hayatının elverişli yönlerini vurguladı.

English: The instrumental case is one of the most graceful aspects of the Russian language.
Turkish: Araç durumu Rus dilinin en zarif yönlerinden biridir.

 

English: Creativity is an important aspect for the development of human.
Turkish: Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yönüdür.

English: Imagination affects every aspect of our lives.
Turkish: Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.

English: Education is one of the most essential aspects of life.
Turkish: Eğitim, yaşamın en temel yönlerinden biridir.

Aspect ingilizcede ne demek, Aspect nerede nasıl kullanılır?

Aspect card : Saptanan bilgiye görünüm yönteminde ulaşmak için kullanılan kart. bk. görünüm yöntemi. Görünüm kartı.

Aspect ratio : Görüntü boyutu. Lastiğin yapısını tamamlamakta kullanılan, topuk ile sırt arası yüksekliğin yanaklar arası genişliğe bölünmesinden elde edilen sayı. En veya boy oranı. Çerçeve oranı. Kesit oranı. Görselin genişliğinin yüksekliğine oranı. Görüntü oranı. En boy oranı. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ekrandaki bir görüntünün genişliği ve yüksekliği arasındaki oran.

Aspect ratio correction : Görünüm oranı düzeltmesi.

Aspect system : Görünüm yöntemi. Bir konuyu ayrı ayrı açılardan saptayan fişlerdeki bilgileri bir bütün olarak göstermeyi sağlayan yöntem.

Durative aspect : Süreklilik fiili. Sürerlik görünüşü. Bir fiilin -a zarf fiili şekli üzerine dur-, gör-, kal, gel-, koy- gibi tasvirci yardımcı fiillerin getirilmesi ile kurulan, oluş ve kılışa süreklilik özelliği katan birleşik fiil: gidedurmak, okuyadurmak, çıkagelmek, bakakalmak, bekleyegörmek vb.

Aspectual : Görünüşsel. (dilbilim) bir görüşe ait veya ilgili.

Economic aspects : Ekonomik yönler.

One aspect : Tek bakış açısı. Tek görüş. Tek taraf. Tek yüz.

Have a southern aspect : Güneye bakmak. Güney cepheli olmak.

In all aspects : Nereden bakarsan bak. Her haliyle. Nereden bakılırsa bakılsın. Nereden baksan. Nasıl bakarsan bak. Her yönüyle. Her şekilde.

İngilizce Aspect Türkçe anlamı, Aspect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aspect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frontages : Ön cephe. Arsanın göle bakan tarafı. Bina ile yol arasındaki arsa. Önyüz. Yüz. Arsanın sokağa bakan tarafı. Binanın cephesi. Cephe uzunluğu. Arsanın nehire bakan tarafı.

Complexions : Gidişat. Genel görünüm. Ten rengi. Beniz. Renk. Mahiyet. Yüzün rengi. Cilt. Sima.

Front facade : Bir yapının ya da üzerinde oturmakta olduğu yer bölümün yola bakan yüzü. Önyüz. Alnaç.

Attitudes : Konum. Bir eşya. Duruş. Düşünce ve tepki. Davranış. Fikir. Tutumlar. Tutum. Mal veya fikre karşı uzun süreli duygu.

In terms of : -ması bakımından. -e göre. Yönünden. Dayanarak. Cinsinden. -ması açısından. Yönden. İle bağlantılı olarak. İle ilgili olarak.

Rubric : Yazı başlığı (kırmızı). Gazetede kırmızı başlık. Kırmızı harflerle yazılmış. Bölümlemek. Bölüm başlığı. Kırmızı renk. Kırmızı başlık (gazete). Bölüm. Yasa tasarısı başlığı.

Sector : Bölge. Daire dilimi. Bölüm. İşkolu. Kesim. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Bir ekonomide üretim, mülkiyet yapısı, kayıt altına alınma gibi ölçütler dikkate alınarak benzer özelliklere göre sınıflandırılan bölümlerin her biri. Mıntıka. Dilim. Kesme.

Nurseling : Özenle büyütülmüş şey. Körpe fidan. Süt çocuğu. İyi bakılmış çocuk.

Epiphanies : Epifani. Tezahür anı. Tezahür. 6 ocak´ta kutlanan bir yortu.

Inspection : Kontrol etme. Vergi yöntemi yasasının kapsamına giren ve vergi yasalarının yükümlü olarak tanımladığı kişilere ilişkin yükümlülükle ilgili özdeksel olayları ve konuları araştırarak saptama. Denetleme. Denetim. Teftiş. Denet. Bir oyunun yürürlükteki yasalara ve geleneklere aykırı olup olmadığını anlamak için yapılan inceleme. bk. sıkıdenetim. Hayvanın dışarıdan gözle muayenesi, adspeksiyon, inspeksiyon, makroskopi. her klinik muayenede ilk başvurulan muayene biçimidir. Yoklama. Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi.

Aspect synonyms : arrogance, direction, avis, cases, apprehension, facies, behaviors, battle front, assumption, care, respect, case, circs, affair, keeping, countenancing, expressions, bevel, battlefront, colouring, configuration, rubrics, orientation, attitude, physiognomy, bearings, common ground, physiognomies, concept, face, characteristic, outlooks, divination.

Aspect ingilizce tanımı, definition of Aspect

Aspect kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Vision. The act of looking. Gaze. To look at. More exactly, the manner of presentation of a plane to a fluid through which it is moving or to a current. If an immersed plane meets a current of fluid long side foremost, or in broadside aspect, it sustains more pressure than when placed short side foremost. Hence, long narrow wings are more effective than short broad ones of the same area. A view of a plane from a given direction, usually from above. To behold. Glance.