Campagne türkçesi Campagne nedir

  • Ova.
  • Düz arazi.
  • Roma'yı (italya) çevreleyen alçak düz topraklar.

Campagne ingilizcede ne demek, Campagne nerede nasıl kullanılır?

Campagna : Bir soyadı.

Campagnol : Çayır faresi. Tarla faresi.

Campaign : Mücadele vermek. Sefer. Kampanya yapmak. Kampanyaya katılmak. Adaylığını koymak. Seferberlik. Sefere çıkmak. Savaş. Kampanya. Savaşmak.

Campaign finance reform : Politik kampanyaların kaynak artırımı ve harcamalarını düzenleyen kanun değişikliği.

Campaign fund : Seçim kampanyası için ayrılan fon. Seçim kampanyası fonu.

Campaign funds : Seçim kampanyası fonları.

Campaign plan : Sefer planı. Harekat planı. Seçim kampanyası planı.

Campaign promise : Seçim kampanyası vaadi. Kampanyası esnasında bir siyasi aday tarafından yapılan spesifik vaat. Kampanya sözü.

Campaign worker : Kampanya işçisi.

Campaign pledge : Bir kampanya esnasında siyasi bir aday tarafından verilen spesifik bir söz. Seçim kampanyası vaadi. Kampanya vaadi.

İngilizce Campagne Türkçe anlamı, Campagne eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Campagne ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stump : Kök kalıntısı. Meydan okumak. Küçücük kalmış parça. Sersemletmek. Sorularıyla şaşırtmak. Kütük. Meşin kalemle çizmek. Hiç cevap bulamamak. Topallayarak yürümek. Küçülmüş kurşunkalem.

 

Register : Satırları hizalamak. Kayıt. İzlenim bırakmak. Tescillemek. Dışa vurmak. Yazaç. Kayıtlı olmak. Göstermek (termometre vb.). Taahhütlü göndermek. Yazmaç.

Cause : Sebeb. Meydan vermek. -e neden olmak. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Neden. Neden olmak. Yol açmak. Dava. Amaç.

Drive : Tenis, bilgisayar, bilişim, eğitim, gitar, basketbol, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. İtki. Topla giriş. Gütmek. Çalışma. Kovalamak. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Örgenin kendi denetimi dışındaki etkenlerce, sonuçlarını öngörmeden davranmaya zorlandığı bir güdülenim biçimi. Dürtü. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi.

Run : Çarpmak. İşlemek. Sürü halinde gitmek. Kaçakçılığını yapmak. Geçerli olmak. Çalışmak. Götürmek. Tabanları yağlamak. Otlatmak. Geçiş.

Youth movement : Gençlik faaliyetleri yapısı. Gençlik hareketi.

Movement : Kısım. Faaliyet. Bölüm. Mekanizma. Manevra. Bir organizmanın çeşitli kısımlarının birbirine göre durumunu ya da yerini değiştirmesi. Akım. Meyil. Biyoloji, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bağırsakların çalışması.

Plain : Sade. (sürekli) şikayet etmek. Düzlük. Süssüz. Vuzuh. Düz. Açıklık. Yalın.

Race : Yarıştırmak. Irk. Özel ya da doğal yerlerde, belli bir uzaklığa koşarak en kısa sürede ulaşmak için yapılan yarış türü. Yarış etmek. Alt tür. Yarış. Kalıtımsal ıraları (deri, göz, saç rengi, saç biçimi, baş biçimi, boy, kan grubu vb.) bir birlik gösteren kişilerin oluşturdukları doğal topluluk, bk. sarı ırk, beyaz ırk, kara ırk. Koşmak. Koşu. Yarışmak.

 

Whistlestop : Seçim gezisi. Küçük kasaba. Trenin işaretle durduğu küçük kasaba. Küçük istasyon.

Campagne synonyms : gay liberation movement, political campaign, youth crusade, gay lib, women's lib, fund raising campaign, ad blitz, women's liberation movement, fund raising drive, cross file, charm campaign, fund raising effort, anti war movement, ad campaign, meadows, coomb, war, flat country, feminist movement, meadow, rerun, advertising campaign, flatlands, flat ground, coombs, effort, lowlands, venture, coombes, feminism, prairie, electioneering, prairies.

Campagne zıt anlamlı kelimeler, Campagne kelime anlamı

Make peace : Barıştırmak. Barışmak. Barış yapmak.