Campily türkçesi Campily nedir

  • Yapay veya suni bir şekilde.
  • Gülünç bir şekilde.
  • Gülünç bir halde.
  • Yapay bir şekilde.

Campily ingilizcede ne demek, Campily nerede nasıl kullanılır?

Campi : Kampus. Okul arazisi.

Campier : Yapmacık. Adi.

Campiest : Adi. Yapmacık.

Campimeter : Görüş sahasını ölçen cihaz (optamoloji). Kampimetre.

Campine hen : Kampin tavuğu. Altın ve gümüş renkli olmak üzere iki varyetesi olan, küçük yapılı, yoğun tüylere sahip, süs amaçlı yetiştirilen ancak çok az sayıda da olsa yumurta verimi olan, kuluçka özelliği iyi olmayan tavuk ırkı.

Campiness : Yapaylık. Komiklik. Sunilik. Adilik.

Camping equipment : Kamp malzemeleri.

Camping site : Kamp alanı. Kamp yeri. Kamp bölgesi. Düşerge yeri. Kamping alanı.

No camping : Kamp yapılmaz.

Bacampiciline : Antibakteriyel spektrumu, etki gücü ve farmakokinetik özellikleri amoksisiline benzeyen yarı sentetik penisilin türevi bir madde. Bakampisilin.

İngilizce Campily Türkçe anlamı, Campily eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Campily ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Laughably : Anlamsız bir şekilde. Komik bir şekilde. Eğlendirici bir şekilde. Garip bir halde. Güldürücü bir şekilde. Saçma bir şekilde.

Tribe : Oymak. Grup. Aynı dili konuşan, aynı kurumlara, geleneklere, göreneklere sahip, ortak bir yerleşme alanı olan ve ortak bir kökten gelen birkaç jens'in özerk bir toprak üzerinde oluşturdukları budunsal birlik. Soy. Tribü. Aynı sınıftan kimseler. Aşiret. Meslek grubu. Belli bir yerde oturan; dil, ağız ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren; birden çok boy ve köyden oluşan; ata ruhu ya da tanrıya inanan; genellikle bir yönetici ya da kurulca yönetilen; yapısında bulunan köy ve aileler arasında toplumsal, ekonomik, dinsel, kan ya da evlilik bağları bulunan siyasal nitelikteki topluluk, bk. boy, dil, ağız, kültür, köy. krş. topluluk. Takım.

 

Unnaturally : Samimiyetsiz bir şekilde. Anormal bir şekilde. Doğal olmayan bir biçimde. Doğal olmayan yollarla. Doğal olmayan bir şekilde. Son derece. Sıradışı bir şekilde. Aşırı.

Inhabitation : Ev. İkametgah. Oturma.

Bivouacking : Açık ordugah kurmak. Açık ordugah. Geceyi çadırsız geçirmek. Açık havada gecelemek. Kamp kurmak. Çadırsız asker kampı. Konak. Çadırda kalmak.

Factitiously : Doğal yollardan olmadan. Uydurma bir şekilde. Sahte olarak. Suni olarak.

Habitation : Barınak. Mesken. Konut. İkamet. Oturacak yer. Oturma. Yerleşim. Yerleşme. Yurt. Ev.

Child : Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi. Sonuç. Soy bakımından oğul veya kız. Bala. Mecazi anlamda. Toy. Seyahatte. Tıfıl. Küçük yaştaki oğlan veya kız. Yavru.

Clan : Boy. Büyük kodak. Kabile. Ortak bir atadan geldiklerine inanan, kendi aralarında evlenmeyen, hem ana, hem de baba çizgisine göre düzenlenmiş, birbirleriyle akraba, birden çok büyük ailenin bir araya gelmesi sonucu oluşan toplumsal birlik. Sop. Zümre. Grup. Ortak bir atası olan insan topluluğu. Oy. Bağlı oldukları atasoyla birlikte aynı düşsel atadan türediklerine inanmanın bir sonucu olarak birbirlerini kansal akraba sayan, bu nedenle aralarında evlenmeyip dışevlilik yapan, tüm toplumsal ve ekonomik ilişkilerini tekyanlı akrabalık adı verilen babayanlı ya da anayanlı yöntemlerden birine uygulamak zorunluğunda bulunan bireylerin oluşturduğu geleneksel toplum, bk. atasoy, içevlilik, dışevlilik, tekyanlı akrabalık, babayanlı akrabalık, krş. ikiyanlı akrabalık.

 

Match : Akran. Alıştırmak. Evlenme. Eş. Birleştirmek. -e uygun bir şey bulmak. Uymak. Eşleştirmek. Kaşılaşma (takım karşılaşması). Evlendirmek.

Campily synonyms : kin group, family unit, kinship group, couple, farcically, marriage, man and wife, parent, mates, kin, kindred, inhabitancy, sibling, encampment, sillily, sib, married couple, kid, tenting, drolly, spuriously, grotesquely, artificially, cynically.

Campily zıt anlamlı kelimeler, Campily kelime anlamı

Parent : Valideyn. Üst. Soy. Bilgisayar, eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ata. Ortak olarak bir yavruyu oluşturan anne ve baba. Esas. Cet. Ana ya da baba. Ebeveynlik etmek.

Child : Bala. Toy. Yavru. Ürün. Evlat. Soy bakımından oğul veya kız. Çocuk. Küçük. Velet. Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi.

Disobey : Söz dinlememek. Karşı gelmek. Dinlememek. Riayet etmemek. -e uymamak. İhlalde bulunmak. İtaatsizlik etmek. Uymamak. İtaat etmemek.

Campily antonyms : disoblige, violate.