Candidacy türkçesi Candidacy nedir

Candidacy ile ilgili cümleler

English: He officially announced his candidacy.
Turkish: O resmen adaylığını açıkladı.

English: Ali announced his candidacy for class president.
Turkish: Ali sınıf başkanlığı için adaylığını açıkladı.

English: He was ready to announce his presidential candidacy.
Turkish: Cumhurbaşkanlığı adaylığını duyurmak için hazırdı.

Candidacy ingilizcede ne demek, Candidacy nerede nasıl kullanılır?

Announced his candidacy : Seçimlere katılacağını beyan etti. Adaylığını koydu.

Filed his candidacy : Seçimde müsabık veya aday olarak kaydolan.

Oppose candidacy : -e karşı gelmek için adaylar göstermek. -e karşı adaylar göstermek. Adaylığına karşı çıkmak.

Procedure of candidacy : Adaylık usulü.

Candidacies : Namzetlik. Adaylık.

Candidate for the premiership : Bir seçimde başbakanlık için yarışan kimse. Başbakanlık adayı.

Candida utulis : Candida utulis. Candida.

Candida kefyr : Candida. Candida kefyr.

Candida : Maya tipi mantar cinsi. Gıda endüstrisinde candida utulis, candida lipolytica, candida mycoderma ve candida pseudotropicalis (candida kefyr, torula kefyr) gibi türleri önem arz eden, yuvarlak veya oval hücreli maya cinsi. Kandida. İnsanlarda ve hayvanlarda mantar hastalığına yol açabilen bir maya cinsi. Doğada yetişen köpükümsü mantar. Candida. Bir mantar çeşidi.

 

Candidate : Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular. Talip. Sınava giren kimse. Namzetlik. Aday. Namzet.

İngilizce Candidacy Türkçe anlamı, Candidacy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Candidacy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Candidate : Sınava giren kimse. Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular. Aday. Namzet. Talip.

Movement : S dış dünyanın görüntülerini düzenli aralıklı resimler dizisi biçiminde film üzerine saptarken filmin alıcıda; böyle bir filmdeki resimler dizisini devinimli görüntülere çevirirken filmin göstericide aralı devinimi. dış dünyanın seslerini sürekli biçimde saptamak üzere filmin alıcıda; aynı seslerin okunması için filmin göstericide sürekli devinimi. Cereyan. Devim. Ritm. Bölüm. Hayat. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Meyil. Taşıma. Aklı.

Electioneering : Seçim propagandası. Seçim kampanyası yapma. Seçim kampanyası. Seçim politikası.

Effort : Ceht. Uğraşma. Emek. Deneme. Eser. Efor. Çabalama. Güç. Çaba. Başarı.

Whispering campaign : Dedikodu kampanyası. İftira kampanyası.

Cause : Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Doğurmak. Dava. İlke. Hedef. Amaç. Sebep vermek. Neden. Sebebiyet vermek.

Drive : Dürtü. Topla giriş. Açlık, susuzluk, cinsel istek gibi ancak bir etkinlikle sona eren ya da hafifleyen fizyolojik ya da ruhsal gerginlik. herhangi bir güdü ya da davranımı belirleyen şey. (arabayla) gitmek. Araba sürmek. Kuvvet. Kullanmak. Uzun vuruş. Araba kullanmak. Kovalamak.

 

Campaigning : Seçim kampanyası. Siyasi kampanya.

Campaign : Seferberlik. Sefere çıkmak. Kampanyaya katılmak. Sefer. Savaş. Kampanya yapmak. Savaşmak. Adaylığını koymak. Mücadele vermek. Mücadele.

Stumping : Afallatmak. Kafa tutmak. Meşin kalemle çizmek. Topallayarak yürümek. Meydan okumak. Şaşırtıcı. Ezmek. Krikette hedefi vurarak oyun dışı etmek. Ödemek (ingiliz ingilizcesi). Seçim propagandası yapmak.

Candidacy synonyms : whistle stop tour, political campaign, front porch campaigning, front porch campaign, candidateship, candidacies, candidature, crusade, nominations, hustings, candidatures, nomination.

Candidacy ingilizce tanımı, definition of Candidacy

Candidacy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : State of being a candidate. The position of a candidate. Candidateship.