Candidate türkçesi Candidate nedir

  • Namzetlik.
  • Talip.
  • Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular.
  • Namzet.
  • Futbol alanında kullanılır.
  • Aday.
  • Sınava giren kimse.

Candidate ile ilgili cümleler

English: Ali is the best candidate for the job.
Turkish: Ali iş için en iyi aday.

English: Mr. Smith is a candidate for mayor.
Turkish: Bay Smith belediye başkanlığı için bir aday.

English: I'll eat my hat if my candidate does not win the election.
Turkish: Eğer partim seçimi kazanmazsa, dişimi kıracağım.

English: Dwight Eisenhower was the candidate for president.
Turkish: Dwight Eisenhower bir başkan adayıydı.

English: He was the strongest candidate for the position.
Turkish: Görev için en güçlü adaydı.

Candidate ingilizcede ne demek, Candidate nerede nasıl kullanılır?

Candidate for the premiership : Bir seçimde başbakanlık için yarışan kimse. Başbakanlık adayı.

Candidate for the presidency : Başkanlık adayı. Başkanlık seçimlerinde yarışan aday.

Candidate generating density : Aday üretici yoğunluk.

Officer candidate academic studies program : Askerlik öncesi alınan akademik öğrenim.

Officer candidate expediency tests : Bir askerin subay olmak için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan testler serisi.

Third party candidate : Ne demokrat parti ne de cumhuriyetçi parti'ye ait olmayan aday (abd siyaseti). Üçüncü parti adayı. İki büyük siyasi partiden birisine ait olmayan aday.

 

Student candidate : Bir eğitim kurumuna geçici olarak alınan, ancak kesin yazılma için gerekli işlemleri sonuçlandırmamış olan öğrenci. Aday öğrenci.

Quota candidate : Kontenjan adayı.

Candidateship : Aday olma durumu. Namzetlik. Adaylık. Bir istekli veya aday olma durumu (bir pozisyon veya iş için).

Official candidate : Resmi aday.

İngilizce Candidate Türkçe anlamı, Candidate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Candidate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Seeking : Öğrenmeye çalışmak. Peşinde koşmak. Aranıyor. Çıkarmaya çalışmak. Uğraşmak. Arama. Aramak. Arıyor. Yönelen.

Prospect : (maden vb) aramak. Olasılık. Bakış. İncelemek. Araştırmak. Beklenti. İhtimal. Geniş manzara. Aramak (altın). Muhtemel müşteri.

Mortal : Çok büyük. Ölümlü. Mortal. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. Beşer. Amansız. Öldürücü. Geçici. İnsanoğlu.

Attacking game : Akıncıl oyun. Karşı kaleye akın yapmaya dayanan bir oyun yöntemi. bu biçimde oynayan bir takım, akın üstüne akın yaparak topu daha çok karşı yarı alanda bulundurmaya çalışır. Ofansif oyun.

Amateur player : Amatör futbolcu. Özengen oyuncu. Sporu herhangi bir çıkar düşünmeksizin, salt sevgisinden ötürü yapan oyuncu.

Somebody : Biri. Kimisi. Kimse. Şahsiyet. Önemli birisi. Birisi. Bazısı. Önemli kimse. Bir kimse.

Centre forward : Santrfor. Akıncı katının en orta yerinde yer alan ayaktopu oyuncusu. Orta akıncı.

 

Applier : Başvuran. Başvuru sahibi. Başvuran kimse.

Someone : Bir kimse. Önemli kimse. Kimse. Birisi. Biri. Şahsiyet.

Pretender : Hak iddia eden kimse. Hak iddia eden. Davacı. İsteyen kimse. Tahta hak iddia eden sahtekar. Tahta talip olan.

Candidate synonyms : pol, political leader, write in candidate, favorite son, solicitor, back scissors kick, write in, nominations, desirous, claimant, nominee, courter, contestant, cadet, candidacies, candidateship, appliers, entrant, nominees, petitioner, person, testees, campaigner, examinee, claimants, postulants, individual, candidature, politico, centre spot, entrants, centre flag, remainderman.

Candidate ingilizce tanımı, definition of Candidate

Candidate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A candidate for scholastic honors. As, a candidate for the office of governor. A candidate for holy orders. One who offers himself, or is put forward by others, as a suitable person or an aspirant or contestant for an office, privilege, or honor.