Canvassed türkçesi Canvassed nedir

  • Görüşmek.
  • Sipariş toplamak.
  • Reklam yapmak.
  • Soruşturmak.
  • Oy toplamak.
  • Seçmenleri dolaşarak oy istemek.
  • Anket yapmak.
  • Propaganda yapmak.
  • Kamuoyu yoklaması yapmak.
  • Gözden geçirmek.
  • Tartışmak.

Canvassed ingilizcede ne demek, Canvassed nerede nasıl kullanılır?

Uncanvassed : Kamuoyu araştırması yapılmamış. Gözden geçirilmemiş. Halkın nabzı tutulmamış. Araştırılıp incelenmemiş.

Canvasser : Plasiye. Propagandacı. Sipariş toplayan kimse. Anketör. Temsilci. Oy tasnifiyle görevlendirilen memur. Tetkik eden kimse.

Canvassers : Temsilci. Oy tasnifiyle görevlendirilen memur. Sipariş toplayan kimse. Anketör. Plasiye. Propagandacı.

Canvasses : Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Tartışmak. Gözden geçirmek. Reklam yapmak. Keten bezi. Kaputbezi. Yelken bezi. Sipariş toplamak. Görüşmek. Brandayla örtmek.

Advance canvass : Önyoklama. Üreticinin, satışları artırmak amacıyla kampanya yapacağı bölgedeki perakendecileri kampanya öncesinde ziyaret ederek desteklerini sağlamaya yönelik perakende reklamcılığında kullanılan etkinliği artırma tekniği.

Under canvas : Yelken açmış. İngilizce'de halk arasında çadır konaklaması için kullanılan deyim. Çadırda.

Canvas hut : Ağır bir kumaştan yapılan geçici konut (yörük çadırı benzeri).

Canvasbacks : Amerikan ördeği türü.

 

Canvass : Tartışmak. Oy toplamak. Görüşmek. Anket yapmak. Soruşturmak. Reklam yapmak. Sipariş toplamak. Gözden geçirmek. Propaganda yapmak. Kamuoyu yoklaması yapmak.

Canvas scraper : Tuvalden boyayı kazımak için kullanılan özel eğimli bir bıçağı olan alet (güzel sanatlar).

İngilizce Canvassed Türkçe anlamı, Canvassed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Canvassed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confers : Bir ünvanı tevcih etmek. Konuşma yapmak. Sunmak. (onur veya ödül) vermek. Müzakere etmek. Ödül ile onurlandırmak. Bahşetmek. Vermek. Müzakere yapmak.

Circularize : Genelge yollamak. Sirküler göndermek. Sirküler yollamak. Tamim etmek. Prospektüs göndermek. Sirküler hazırlamak. Yuvarlak yapmak.

Enquiring : Sormak. Soru sormak. Soruşturma.

Canvas : Dekorda ve perde fonlarında kullanılan kalın bez. Çadır bezi. Kanvaz. Kanaviçe. Kanava. Branda. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bezem bezi. Kaputbezi. Brandayla örtmek.

Enquires : Sormak. Soru sormak.

Bat around : Oradan oraya koşturmak. Koşuşturmak. Dolaşmak. Gezinmek. Sağa sola koşturmak. Oradan oraya gitmek.

Advertizes : İlan vermek. Duyurmak. İlan etmek. Reklamını yapmak. Tanıtım yapmak.

Check : Denetlemek. Kontrol işareti koymak. Çek. Denetleme yapmak. Çek yazmak. Frenlemek. Kontrolden geçirmek (birini veya bir şeyi). Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Gemlemek. Kontrol.

Conferred : Danışmak. Vermek. Sunmak.

 

Canvassed synonyms : gym mat, pull votes, propagandize, poll, advertize, advertized, garner votes, excuss, ascertaining, check back, ascertains, bandies, examine into, ballyhoos, browse, bickered, ballyhooed, ascertain, bone up, bandy, propagandizing, challenge, advertizement, make propaganda, flick through, agitates, approached, argued, enquire, approaches, advertises, circularise, argufy.