Casual türkçesi Casual nedir

  • Günlük (giysi).
  • Geçici.
  • İlgisiz.
  • Kaçamak.
  • Geçici işçi.
  • Rasgele.
  • Rastlantı eseri.
  • Üstünkörü.
  • Dizgeli bir işlemin ürünü olmayan ya da bir kurala bağlı olmadığı için oluşumu ya da sonucu önceden kestirilemeyen.
  • Gündelik ayakkabı.
  • Gündelik giysi.
  • Tesadüfen olan.
  • Gayriresmi.
  • Sıradan.
  • Gündelikçi.
  • Gelişigüzel.
  • Gündelik.
  • Yoksul kimse.

Casual ile ilgili cümleler

English: After a battle casualties are usually heavy.
Turkish: Bir savaştan sonra kayıplar genellikle ağırdır.

English: What is the difference between a causal relationship and a casual relationship?
Turkish: Nedensel ilişkiyle gündelik ilişki arasındaki fark nedir?

English: Ali is dressed a little more casually than usual.
Turkish: Ali her zamankinden biraz daha sıradan giyinmiş.

English: Ali tried to act casual.
Turkish: Ali rahat hareket etmeye çalıştı.

English: We had a casual meeting on the crowded street.
Turkish: Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.

Casual ingilizcede ne demek, Casual nerede nasıl kullanılır?

Casual clothes : Gündelik kıyafetler. Günlük elbiseler. Günlük kıyafet.

Casual labor : Gündelikçi.

Casual laborer : Gündelikçi. Geçici işçi.

Casual labourer : Geçici işçi. Gündelik işçi. Yanaşma. Gündelikçi. Aylakçı.

Casual leave : Mazeret izni.

 

Casual meeting : Tesadüf karşılaşma. Kazara karşılaşma.

Casualize : Geçici bir işle yer değiştirmek. Daha sıradan yapmak.

Casual work : Ara sıra olan işler. Geçici iş.

Casual wear : Gündelik giysi. Rahat elbise. Rahat kıyafet. Rahat giyim. Rahat giysi. Günlük elbise.

Casualisation : Sürekli işçilerin geçici işçilerle yer değiştirmesi. Geçicileşme. İşte daha sıradan bir atmosfere geçme trandi (ayrıca casualization). Daimi işçilerin geçici işçilerle yer değiştirmesi. Tam zamanlı ve daimi çalışanlardan serbest çalışma pozisyonuna geçme süreci.

İngilizce Casual Türkçe anlamı, Casual eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Casual ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Informal : Kanunen geçersiz. Merasimsiz. Konuşma diline özgü. Laubali. Gayri resmi. Teklifsiz. Enformel. Resmi olmayan.

Escapades : Sergüzeşt. Aptalca hareket. Çılgınlık. Haylazlık. Hoppalık. Yaramazlık. Macera.

Caduceus : Tıp ilminin sembolü olan yılanlı asa. İki yılanlı asa (tıbbi uzmanlık sembolü). Hükümsüz. Kadüse. Eskülap.

Common : Park. Çok rastlanan. Genel. Müşterek. Devletin ya da bir yerel yönetim biriminin genellikle bir köyün iyeliğinde bulunan ve tüm nüfusun yararlanmasına açık bulundurulan, bireylerin iyeliğine geçirilmesi söz konusu olmayan taşınmaz. Olağan. Halka açık alan. Alışılmış. Meydan. Alelade.

Daily pay : Bir günlük çalışma ile kazanılan para. Gündelik ücret.

Day to day money : Yevmiye. Günlük ödenen para.

Clinical : Hasta başında yapılan. Tarafsız. Objektif. Soğukkanlı. Kliniğe, hastaya ait olan. Klinikle ilgili. Umursamaz. Soğuk. Klinik.

 

Casual labourer : Yanaşma. Gündelik işçi. Aylakçı.

Makeshift : Derme çatma. Geçici çare. İğreti. Geçici (çözüm vb.). Geçici önlem. Geçici önlem türünden. Geçici çözüm. Eğreti.

Scratchy : Kaşınan. Gıcırdayan. Cızırtılı. Eğri büğrü. Kargacık burgacık. Kaşındıran. Düzensiz. Gıcırtılı.

Casual synonyms : fortuitously, casual worker, charladies, day wage, blah, luckily, glibbest, by chance, deciduous, equivocations, incidentally, jobbers, daily wage, scratchiest, apathetical, cheesy, laborer, adiaphorous, shallower, for no reason, homeworker, getaway, evasion, by fits and starts, temporary worker, daily, ad interim, freehand, charwomen, casual wear, casual labor, caducity, shallowest.

Casual zıt anlamlı kelimeler, Casual kelime anlamı

Concerned : Alakadar. Alakalı. Endişeli. Meşgul. Kaygılı. İlgili. İlgilenen. İlişkili.

Formal : Kanuna göre. Şekle ait. Muntazam. Resmi. Şekli. Biçimsel. Şekilsel. Samimiyetsiz. Geleneklere göre. Düzgün.

Casual ingilizce tanımı, definition of Casual

Casual kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who receives relief for a night in a parish to which he does not belong. Happening or coming to pass without design, and without being foreseen or expected. Accidental. Coming by chance. A vagrant. Fortuitous.