Causalism türkçesi Causalism nedir
- Nedenselcilik.
- Sosyoloji alanında kullanılır.
- Her belli sonucun bir nedenden oluştuğunu ana ilke olarak benimseyen düşünce okullarının genel adı.
Causalism ingilizcede ne demek, Causalism nerede nasıl kullanılır?
Indicatio causalis : Küflü, bozulmuş, kokuşmuş yemlerin hayvanlarda mide-bağırsak yangısına neden olmaması için kullanılmaması gibi hastalığın nedenini ortadan kaldıracak önlem ve yöntemleri kullanmak, indikasyo radikalis. İndikasyo kauzalis.
Causalities : Nedensellik ilkesi. Nedensellik. Sebebiyet. İlliyet. Nedensel ilişki.
Causality : Ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sebebiyet. Her olgunun bir nedeni bulunduğunu, hiç bir şeyin nedensiz olamayacağını, aynı koşullar altında aynı nedenin aynı sonucu doğuracağını dile getiren ilke. Nedensellik ilkesi. Nedensellik. Olaylarla bu olayları oluşturan nedenler arasındaki bağıntı. Nedensel ilişki. İlliyet.
Causality analysis : Nedensellik çözümlemesi.
Causality principle : Kütüğe yazımın geçerliği için, kabul edilebilir bir nedene, bir bağa dayanması anlayışı. Nedensellik ilkesi.
Partial causality : Olaylar ya da değişkenler arasında ancak belli koşullarda ve belli etkenlerin aracılığıyla gerçekleşen neden-sonuç ilişkisi, bk. nedensel ilişki, nedensellik ilkesi. Bölümsel nedensellik.
Granger causality : Granger nedenselliği.
Perfect causality : Tam nedensellik. Olaylar ya da değişkenler arasında durumsal koşulların ve öteki değişkenlerin etkilerini yokumsamaya elverecek biçimde gerçekleşen neden- sonuç ilişkisi, bk. nedensellik ilkesi, nedensel ilişki.
Causal analysis : Nedensel çözümleme. Çizelgelenmiş ve bağıntı çözümlemesinden geçirilmiş verilere dayanarak incelenen değişkenler arasında nedensel sıra düzeni kurma işlemi. Etken analizi.
Granger noncausality testing : Granger nedenselsizlik sınaması.
İngilizce Causalism Türkçe anlamı, Causalism eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Causalism ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Doctrine : Akide. İlke. Öğreti. Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve inakların tümüne verilen ad. inan ya da inanca dayanak olan ilke ya da ilkeler dizisi. Doktrin. Mezhep. Prensip. Değer yargılı ilke ve kurallarla örülü düşünce dizgesi. Düstur.
Affection : Sevgi. Duygulanım. Duygusal yakınlık. Alaka. Şefkat. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Meyil. Eğilim. Yakınlık.
Adhesion : Bağlılık. Genellikle birbirine değen ayrı türden komşu özdeklerin yüzeyleri arasında, moleküllerarası etkileşmelerden doğan tutunma. Yapışım. Vefa. Yapıştırma. Katılma. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. birleşme, yapışma, tutunma. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Bağlı olma. Yapışkanlık.
All round development of individual : Tümsel gelişim. Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.
Philosophy : Sakinlik. Dünya görüşü. Soyut düşünüş. Felsefe. Yaşam felsefesi. Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. genel olarak mantık, ahlak, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- liselerimizde okutulan ve felsefe düşünüşünün niteliği, felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlak sorunları, sanat ile felsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders. Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı. Düşünbilim. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. İlm-i hikmet.
Age grade : Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman. Yaş katmanı.
Aesthetical ideal : Güzelduyusal ülkü. Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü.
Ism : Meslek. Öğreti. Doktrin. -cilik. -izm. İzm.
Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.
Adherence : Merbutiyet. Taraftar olma. Bir mikroorganizmanın ya da fagositoz yapan bir hücrenin diğer bir hücrenin zarına ya da başka yüzeylere yapışması. Bireylerin kendilerini bir topluluk, toplumsal kesim ya da kümenin üyesi saymaları. Uyma. Bağlı olma. İltihak. Vefa. Bağlılık. Yapışma.
Causalism synonyms : philosophical system, kabbalism, abilities, agnation, age distribution, age group, acculturation, acclimatation, school of thought, aesthetic, achievement motive, adaptive behavior, alienation, agression, attachment.

Bu kısımda Causalism kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Causalism ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Causalism anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Causalism ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.