Censor türkçesi Censor nedir

  • Sanat, yazın yapıtlarının yayımından önce denetlenmesi.
  • Sansürden geçirmek.
  • Sansür uygulamak.
  • Ön denetim.
  • Denetleyici.
  • Eleştirici.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Yasaklamak.
  • Sansür etmek.
  • Sansür memuru.
  • Denetleme kurulu üyesi.
  • Herhangi bir tiyatro yapıtını, öndenetim ya da sıkıdenetim tarafından yasaklamak.
  • Denetlemek.
  • Sansür.
  • Denetçi.
  • Sansürcü.
  • Mektup ve yazışmaları okuyan görevli (ordu, okul vb'de).
  • Sansürlemek.
  • Denetleme işini gerçekleştirmek.

Censor ile ilgili cümleler

English: The news was censored for the time being.
Turkish: Haberler şimdilik sansürlenmiştir.

English: I believe in censorship. I made a fortune out of it.
Turkish: Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.

English: I wonder which country will be the first to censor Tatoeba.
Turkish: Merak ediyorum, ilk defa hangi ülke Tatoeba'ya sansür uygulayacak.

English: What do you think of censorship?
Turkish: Sansür hakkında ne düşünüyorsun?

English: In 1980 the Ontario Censor Board banned the film "The Tin Drum," adapted from the Günter Grass novel, but the media found this silly, and so the Canadian Broadcasting Corporation (CBC) showed the offending scene that night from coast to coast on the national news.
Turkish: Ontario Sansür Kurulu 1980'de Günter Grass'tan uyarlanmış "Teneke Trampet" filmini yasakladı ama medya bu yasağı saçma buldu ve hatta Canadian Broadcasting Corporation (CBC) sorun yaratan görüntüleri o gece ülke çapında ulusal haberlerde gösterdi.

 

Censor ingilizcede ne demek, Censor nerede nasıl kullanılır?

Censor board : Sıkıdenetim kurulu. Olağanüstü durumlarda ya da kimi ülkelerde olağan olarak tiyatro metinlerini inceleyen ve oynanıp oynanmayacağına karar veren kurul.

Censor print : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Denetleme kurulunun denetleme işini yapmakta kullandığı eşlem. denetlemeden sonra öbür eşlemlere örnek olarak kullanılacak eşlem. Denetlenmiş eşlem.

Censor title : Bir filmin denetlemeden geçtiğini, serbestçe oynatılabileceğini belirtmek üzere verilen belge. (genellikle filmin başında da yer alması zorunlu kılınır). Denetleme belgesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Cato the censor : Denetçi cato. Cato the elder (ihtiyar cato) (iö 234 - iö 149). Roma'nın tarihini ilk yazan yazar. Romalı bir devlet adamı ve meşhur bir asker. Marcus porcius cato.

Chief military censor : Baş sansür denetçisi. Askeri sansür şefi. Kamuoyundan askeriyeye ait gizli konuların gizlenmesi için başlıca otorite. Askeriyenin gizli konularından sorumlu kimse.

Censored and truncated panel data model : Sansürlü ve budanmış panel veri modeli.

Censored panel data model : Sansürlü panel veri modeli.

Censored regression : Sansürlü bağlaşım.

Censored : Sansür uygulamak. Sansürlenmiş. Sansürlemek. Sansüre uğramış. Sansür edilmiş. Sansürlü.

Censored latent effects autoregresive model : Kendiyle bağlaşımlı sansürlü örtük etkiler modeli.

 

İngilizce Censor Türkçe anlamı, Censor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Censor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anathematizing : Kiliseden aforoz etmek. Afaroz etmek. Kınamak. Aforoz etmek. Lanetlemek.

Check over : İncelemek. Check up yapmak. Tepeden tırnağa sağlık muayenesi yapmak. Çek etmek. Denemek amacıyla gözden geçirmek. Sınamak. Kontrol etmek.

Controllers : Muhasebeci. Kontrolör. Yönetici. Denetmen.

Check through : Denemek amacıyla gözden geçirmek. Kontrol etmek. Çek etmek. Sınamak.

Chastener : Disiplini sağlayan kimse. Arıtıcı. Cezalandırıcı.

Official : Devlet. Memuriyete ait. Resmi görevli. Görevli. Memura yakışır. Resmi memur. Memur. Resmi. Yetkili. Resmi yetkili.

Chasteners : Cezalandırıcı. Arıtıcı. Disiplini sağlayan kimse.

Individual : İnsan. Birbirinden ayrı. Özel. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. Ferdi. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Şahsi. Kimse. Başlıbaşına. Tekil.

Expurgation : Arıtma. Temizleme.

Bowdlerizing : Bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak. Arındırmak (zararlı içerik vb). Uygunsuz kısımları çıkarmak. Islah etmek.

Censor synonyms : censorship, critic, someone, bowdlerizations, news blackout, censors, comptroller, examine, somebody, called off, clamp the lid on something, auditors, controlling, bowdlerizes, checker, bowdlerize, excuss, observational, bowdlerising, expurgating, assailers, checks, anathematize, assailer, chastisers, bowdlerisation, assailants, inspector, anathematized, babysat, check, expurgated, examines.

Censor zıt anlamlı kelimeler, Censor kelime anlamı

Decriminalize : Yasallaştırmak. Suç olmaktan çıkarmak. Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Decriminalise.

Legalize : Yasallaştırmak. Meşru kılmak. İmza vb mahkemece tasdiki. Meşrulaştırmak. Yasallık kazanmak. Kanuni kılmak. Yasal hale getirmek. Onaylamak. Hukukileştirmek. Kanunlaştırmak.

Decriminalise : Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Suç olmaktan çıkarmak. Decriminalize. Yasallaştırmak.

Censor ingilizce tanımı, definition of Censor

Censor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One of two magistrates of Rome who took a register of the number and property of citizens, and who also exercised the office of inspector of morals and conduct.