Chessel türkçesi Chessel nedir

  • İçerisinde peynirin sıkıştırıldığı kalıp.
  • Peynir kalıbı.

Chessel ingilizcede ne demek, Chessel nerede nasıl kullanılır?

Chessed shel emet : Birinin herhangi bir karşılık beklemeden başkası için yaptığı iyilik veya sevap.

Chesses : Köprü tahtası. Döşeme tahtası. Satranç. Satranç oyunu.

Archduchesses : Arşidüşes.

Duchesses : Büfe. Düşes.

Embarrass de richesse : Şaşırtıcı fazlalık.

Chess game : Satranç oyunu.

Chess piece : Satranç taşı.

I would like a chess set : Satranç rica ediyorum.

Chess set : Satranç takımı.

Chess player : Satranç oyuncusu. Satranç (iki insan tarafından oynanan masa oyunu) oyununu oynayan iki kişiden biri.

İngilizce Chessel Türkçe anlamı, Chessel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chessel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ship : Gemi. Tayfa olarak almak. Göndermek. Gemi ile yollamak. Nakliye yapmak. Yollamak. Bir şeyi bir nakliyat aracıyla göndermek. Gemiye bindirmek. Mal yüklemek (gemiye). Yükleme yapmak.

Shrimper : Karides avlarken kullanılan tekne. Karides avcısı.

Galley : Gale. Donanmada, çektiri türünden gemilerin en büyüğü. Kadırga. Kalyon. Roma kürek gemisi. Kalite. Çektirme. Uçak mutfağı. Osmanlı donanmasında çektiri türünden bir savaş gemisi. İçeceklerin konulup hazırlandığı bölüm.

 

Sailing ship : Yelkenli gemi. Gemi.

Watercraft : Kayık. Gemi. Deniz uçağı.

Craft : Yetenek. Kesp. Ustalık. Uçak. Hüner. El emeği gerektiren ve büyük ölçüde öğrenimle birlikte beceri ve deneyime dayanarak gerçekleştirilen küçük ölçekli üretim. Ustalıkla işlemek. Esnaf. Sanat.

Rudder : Dümen bedeni. Hile. Dümen. Uçağın sağa sola yönünü değiştirmek için kullanılan uçuş kumanda yüzeyi. İdare. Dalavere. Kuyruk dümeni. Hava ve deniz taşıtlarında taşıta yön vermeye yarayan hareketli parça (dümen). Rehber. Kılavuz.

Fore : Ön taraftaki. Başta. Başa doğru. Pruva. Önde. Önde olan. Baş taraf. İlk. Öndeki. Ön.

Tube : Metro. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Yeraltı treni. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Deney tüpü. Alıcı ışıtacı. Tüp. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik.

Boat : Kayık. Çeşitli boy ve biçimlerde, kürek, yelken veya motorla hareket eden balık avlamak için veya belirli ağılıkta yük taşımak için kullanılan güvertesin küçük tekne. Gemi. Sandal. Taka. Bot. Sandalla gezmek. Küçük boyda tek ve yekpare direkli, üçgen biçiminde üç yelkeni bulunan ve 200 tona kadar kapasiteli yelkenli gemi. Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan karadeniz bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi. Kayıkla taşımak.

 

Chessel synonyms : ground tackle, ice yacht, tube shaped structure, racing yacht, patrol ship, patrol boat, washboard, weather ship, bilge keel, blood vessel, anchor, cheese hoop, yacht, scooter, fishing boat, bareboat, hull, fishing vessel, bilge, stem, vas, prow, vascular system, strake, splashboard, iceboat, sailing vessel, cheeses, bow, wale, fishing smack, cheese.

Chessel zıt anlamlı kelimeler, Chessel kelime anlamı

Continue : Dayanmak. Sürdürmek. İdame etmek. Sürmek. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Devam ettirmek. Kalmak. Devamı gelmek. Devam etmek. Uzamak.

Chessel ingilizce tanımı, definition of Chessel

Chessel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The wooden mold in which cheese is pressed.