Chlorophore türkçesi Chlorophore nedir

  • Kıorofor.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Protistlerde bulunan klorofil taneciği.

Chlorophore ingilizcede ne demek, Chlorophore nerede nasıl kullanılır?

Chlorophores : Kloroforlar. Klorlanmış organik yapıda olan ve suda çözündüklerinde elementer klor salıvererek antimikrobiyal etki yapan maddeler.

Chlorophane : Klorofan.

Chlorophenilalanine : Klorofenilalanin. Merkezi sinir sistemi ve periferdeki hücrelerde triptofan hidroksilaz enzimini baskılayarak üretimini azaltıp dokudaki konsantrasyonunu düşüren ilaç.

Chlorophenol : Klorofenol. Kimyasal madde.

Chlorophenothane : Dezenfekte etmek için ve antiseptik olarak kullanılan kimyasal ilaç.

Bacteriochlorophyll : Bazı bakterilerde bulunan ve ışığı absorblayan pigment. Bakteriyoklorofil.

Chlorophyllose cells : Kloroplast taşıyan nice uzun hücreler. Klorofillos hücreler.

Chlorophyll : Klorofil. Klorofil (botanik terimi). Klorofil bitki. Bitkilerde, alglerde ve kamçılılarda bulunan, ortasında magnezyum kapsayan porfirin halkasından oluşan, yan zincirleri farklı klorofillerde (klorofil a, b, c, d) farklı olan, kloroplastların tilakoit zarları üzerinde yerleşmiş, spektrumdaki kırmızı, mor ışınları emerek ışık enerjisini yakalayan yeşil fotosentez pigmenti. Yeşilöz.

Bacteriochlorophyl : Bakteriyoklorofil. Pembe veya yeşil fotosentetik bakterilerde başlıca ışık tutucu olarak görev yapan bir çeşit klorofil.

 

Chloropal : Kloropal.

İngilizce Chlorophore Türkçe anlamı, Chlorophore eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chlorophore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Group : Gruplara ayrılmak. Toplanmak. Küme. Zümre. Sınıflandırmak. Gruplara ayırmak. Grup. Eğitim, fizik, kimya, gramer, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Topluluk.

Spirogyra : Spirogira.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller.

Laver : Büyük el leğeni. Kase. Yahudi sinagogunda ve tapınağında dini törenle ilgili yıkamalar için su konulan büyük kase (incil'le ilgili). Yenilebilir su yosunu türü. Yatak. Su koyma kabı (eski kullanım). Tas. Temizleyen veya arındıran bir şey.

 

Dye : Çeşitli gereçleri, bir çözelti içinde boyamak için kullanılan, doğal ya da yapay renk veren özdek. Cehri. Boyama. Boyarmadde. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Boyanabilmek. Boya. Kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Boyarözdek. Boya maddesi kullanarak belirli bir renk vermek.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Algae : Yosunlar. Deniz yosunları. Su yosunları. Algler. Deniz yosunu. Yosun. Vücutları kök, gövde ve yaprak olarak farklılaşmamış, fotosentez yapan, sularda yaşayan prokaryot ya da ilkel bitki grupları. Alg. Suyosunu.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Chlorophore synonyms : pond scum, stonewort, chemical group, sea lettuce, chlorophyta, division chlorophyta, desmid, aardvark, abiotic factor, abambulacral area, acacia, radical, green algae, a protein, aardwolf, abductor muscle, alga, abo blood groups system, a cells, a site, dyestuff, abacus bodies.