Group türkçesi Group nedir
- Toplanmak.
- Deneyim ya da çözümleme için birtakım birey, nesne ya da gözlemlerden oluşan topluluk. bir okulda, bir derslikte öğrencilerin belli bir eğitim ya da öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım ya da öbeklere verilen ad.
- Gruplaştırmak.
- Gruplaşmak.
- Türküm.
- Eğitim, fizik, kimya, gramer, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır.
- Grup oluşturmak.
- Her öğenin tersini ve öteki öğelerle birleşkesini kapsayan aynı yapıdaki öğeler topluluğu.
- Topluluk.
- Türkümlemek.
- Grup.
- Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb.
- Öbek.
- Gruplara ayırmak.
- Belli kayaç özellikleri olan, iki ya da daha çok sayıda komşu oluşuklar topluluğundan ortaya çıkmış, bir kayaç katman birimi.
- Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup.
- Sınıflandırmak.
- Gruplamak.
- Gruplandırmak.
- Gruplara ayrılmak.
- Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi.
- Küme.
- Türkümleşmek.
- Zümre.
- Türkümlere ayırmak.
Group ile ilgili cümleler
English: A group of children were playing.
Turkish: Bir grup çocuk oynuyordu.
English: A group of children is playing downstairs.
Turkish: Bir grup çocuk alt katta oynuyor.
English: A few steps behind them came another group of people, illumined by a torch.
Turkish: Onların birkaç adım arkasında bir meşale ile aydınlanmış başka bir grup insan geldi.
English: A group of children were playing in the park.
Turkish: Bir grup çocuk parkta oynuyorlardı.
English: A group of foreign students visited Akira's high school.
Turkish: Bir grup yabancı öğrenci, Akira'nın lisesini ziyaret etti.
Group ingilizcede ne demek, Group nerede nasıl kullanılır?
Group accent : Öbek vurgusu.
Group acceptance : Kümece benimsenme. Bir toplumsal kümede üyelerden herhangi birini öbür üyelerin benimseyip benimsemediklerini gösteren ve böylece o üyenin küme içindeki yerini belirleyen küme tepkisi.
Group address : Grup adresi.
Group algebra : Öbek cebri. Grup cebri.
Group analysis : Küme çözümlemesi. Gözlem ya da sağaltım amacıyla oluşturulmuş bir kümenin herhangi bir dış yöneltme olmaksızın özgür konuşmalarla kendisini çözümlemeden geçirmesi.
Group c : C grubu. Satıcının taşıma sözleşmesiyle kayıp, hasar ve yüklemeden doğabilecek ek harcamaları üstlenmediği mal bedeli ve taşıma (cfr), mal bedeli, sigorta ve taşıma (cıf), taşıma bedelinin bir kısmı ödenmiş (cpt) ve sigorta dahil taşıma belli bir yere kadar ödenmiş (cıp) gibi uluslararası teslim biçimlerinin yer aldığı dört ana gruptan biri. krş. d grubu, e grubu, f grubu.
Group carrier : Grup taşıyıcı.
Group box : Grup kutusu.
Group behaviour : Küme davranışı. Bir kümedeki üyelerin davranışlarının karşılıklı olarak birbirlerininkine uyarlanması, böylece kümenin işleyen bir birlik olması sonucu ortaya çıkan yığın davranışı. Grup davranışı.
Group bonus : Grup primi. Belirli bir ölçünün üzerinde iş ya da üretim yapan bir kümeye yapılan ek ödeme. Grup ikramiyesi. Takım ikramiyeleri.
İngilizce Group Türkçe anlamı, Group eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Group ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Block quantization : Blok nicemlemesi. Öbek blok nicemlemesi. Öbek nicelemesi. Öbek nicemlemesi. Blok nicelemesi.
Categorizes : Sınıflamak. Kategoriye ayırmak. Kategorize etmek. Kategorilemek. Vasıflandırmak. Sınıflandırma yapmak.
Population : Genel olarak, yaş, kimyapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren dizgelere (özellikle samanyoluna) ilişkin yıldızlar kümesi. öbek ı yıldızları, samanyolu düzlemi yöresine dağılmış, daha çok sarmalın (spiral) kollarında yığılmış yavaş yıldızlar; öbek ıı yıldızları, samanyolunun dışına doğru dağılmış, dikeyhızları yüksek (50 km/sn, den fazla), çoğu rr lyr tipinde olan yıldızlardır. Belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk, toplum, evren, ana yığın, popülasyon. Kitle. Nüfus. Biyoloji, coğrafya, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kantitatif karakterler gibi bazı değişkenlerin ölçülmesi için örneklerin alındığı çok sayıda bireylerden oluşan grup; belli bir bölgede yaşayan bir türün bireyleri. Belli bir ülkede yaşayan, aralarında belirli toplumsal-ekonomik ilişkiler bulunan insanların tümü. Halk. Sekene. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk.
Actinide : Aktinit. Aktinid.
Human race : İnsan ırkı. İnsanlar. İnsanoğlu. Ademoğlu. İnsan cinsi.
Regiments : Alay. Sistematik olarak düzene sokmak. Sıkı bir düzene sokmak (toplum veya kurum vb'ni). Alay oluşturmak. Disiplin altına almak. Kalabalık. Sıkı disiplin altında tutmak. Sürü.
Contingent : Umulmadık. Olumsal. Beklenmedik olay. Olasılıklı. Olay. Rastlantı. Muhtemel. Şartlı. -e bağlı. Saptanı.
Ethnic group : Etnik grup.
Sort : Sıralamak. Tür. Ayıklamak. Türlerine göre ayırmak. Çeşit. Tasnif etmek. Halletmek. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Tip. Ayırmak (bir şeyleri başka şeylerden).
Lumps : Topaklar. Şişlik. Parça. Topak. Yumru. Öbekler. Yığın. Ahmak.
Group synonyms : abstract entity, lanthanoid, rare earth element, ethnos, biotic community, biological group, lanthanon, pocket, bevies, classifies, categorises, commonalty, categorize, phrasal, collection, outfit, bodies, clump, rare earth, aggregats, form groups, aggregations, straggle, be added, assort, mounding, build, groups, varna, social group, assembly, edition, cliques.
Group ingilizce tanımı, definition of Group
Group kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An assemblage, either of persons or things, collected without any regular form or arrangement. To arrange or combine in a group or in groups, often with reference to mutual relation and the best effect. To form a group of. A cluster, crowd, or throng. A group of isles. To form an assemblage of. As, a group of men or of trees.

Bu kısımda Group kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Group ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Group anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Group ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.