Sort türkçesi Sort nedir

  • Çözümlemek.
  • Ayırmak.
  • Çeşit.
  • Sıralamak.
  • Sınıflandırmak.
  • Halletmek.
  • Ayırmak (bir şeyleri başka şeylerden).
  • Tip.
  • Öğeleri, belirlenmiş ölçütlere göre öbeklere ayırmak. ayıklamak bir düzenlemeyi gerektirir ama zorunlu olarak bir sıralamayı gerektirmez; öbekler herhangi bir biçimde düzenlenebilir, bk. sıralamak.
  • Tasnif etmek.
  • Tür.
  • Kimse.
  • Cins.
  • Sınıflamak.
  • Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.
  • Bölümlemek.
  • Ayıklamak.
  • Türlerine göre ayırmak.

Sort ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't enjoy doing that sort of thing.
Turkish: Ali o tür şey yapmayı sevmez.

English: A whale is a sort of mammal.
Turkish: Balina bir memeli türüdür.

English: Ali is a decent sort of guy.
Turkish: Ali saygılı bir insandır.

English: "Tom, there is something I want to talk to you about..." "Yes, what is it? Is it something serious?" "Yes, sort of..."
Turkish: "Tom, seninle hakkında konuşmak istediğim bir şey var..." "Evet, nedir? O ciddi bir şey mi?" "Evet, biraz."

English: A dead deer being pecked by vultures, remains partly eaten by other animals, that sort of rotten meat is called 'carrion'.
Turkish: Akbabalar tarafından gagalanan ölü bir geyik, diğer hayvanlar tarafından kısmen yenilmiş kalır, o tür çürümüş ete leş denir.

Sort ingilizcede ne demek, Sort nerede nasıl kullanılır?

 

Sort ascending : Artan sırada. Artan sıralama. Artarak sırala. Artan şekilde sırala.

Sort by : Sırala ya göre sırala. Göre sıralamak. Sıralama türü. Sırala. Sıralama. Sıralama ölçütü.

Sort by created : Oluşturulma tarihine göre sırala. Yaratılma tarihine göre sırala.

Sort by date : Tarihe göre sırala.

Sort by modified : Değiştirme tarihine göre sırala.

Sort itself out : Çözülmek. Hallolmak.

Sort column only : Sadece sütunda sırala. Sadece sütunu sırala.

Sort code : Tasnif kodu.

Sort by name : Ada göre sırala.

Sort key : Sıralama süreçlerine temel olan veri alanı. Ayıklama anahtarı. Sıralama anahtarı.

İngilizce Sort Türkçe anlamı, Sort eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sort ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assay : Tecrübe. Ayarlamak. Çözümleme. Tecrübe etmek. Çözümleme örneği. Tahlil etmek. Denemek. Ayar etmek.

Analyzes : Tahlil etmek. Araştırmak. Analiz etmek. Analizler. İncelemek.

Arrange : Oluşturanın özelliğini taşıyan bir yapıt ortaya koymak. Uyuşmak. Planlamak. Bağlamak. Saptamak. Sıraya koymak. Düzenli bir şekilde yerleştirmek. Yoluna koymak.

Allow : Kabul etmek. İmkan vermek. Sağlamak. Koyvermek. Hesaba katmak. İtiraf etmek. İndirim yapmak. Müsaade etmek. Saymak. Bırakmak.

 

Deal with : İdare etmek. Muhatap olmak. İş yapmak. Baş etmek. Hakkından gelmek. Uğraşmak. -i idare etmek. Ticaretini yapmak. Gerekeni yapıp üstesinden gelmek.

Flavour : Bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak. Lezzet katmak. Çeşni. Lezzetlendirmek. Lezzet. Tat. Tat vermek. Tatlandırmak. Çeşni vermek. Tat duyusu.

Abstract : Çekmek. Heykel. Belirsiz. Soyutlamak. Genel. Özetlemek. Aşırmak. Soyut. Kafasını meşgul etmek.

Sorting out : Seçip ayırmak. İcabına bakmak.

Baksheesh : Bahşiş.

Cadillace : (argo) sakin olmak.

Sort synonyms : array, the like, art form, blooded, debug, adjusts, categorising, clinches, comb out, arraying, rubrics, construed, genre, antitype, no one, codgers, kindlers, manner, diversities, partition, shell, adamite, the likes of, analysed, codger, allowing, arrays, anybody, color, eidos, file, genus, cuss.

Sort zıt anlamlı kelimeler, Sort kelime anlamı

Antitype : Olacağı önceden ima edilen olay. Olacağı önceden işaret edilen olay.

Type : Hurufat. Örnekçe. Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi. seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi. hiçbir ruhsal gelişimi yoktur. davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder. örnek : kavuklu, pişekar, pantalone, arlekino, vb. Türünü saptamak. Yalnız ya da başka masallarla birlikte söylendiğinde anlamında hiçbir değişiklik olmayan bağımsız masal türü. bk. masal, anakonu. krş. değişken, değişkin. Daktiloyla yazmak. İdeal örnek. İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. Daktilo ile yazmak. Cins.

Dissimilarity : Farklılık. Benzemezlik. Benzeşmezlik. Benzersizlik. Başkalık. Ayrılık.

Sort ingilizce tanımı, definition of Sort

Sort kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A sort of horses. A sort of poems. To sort wool or thread according to its fineness. To agree. As, to sort cloths according to their colors. Lot. To separate, and place in distinct classes or divisions, as things having different qualities. As, a sort of men. Chance. A kind or species. A sort of trees. A class or order. Any number or collection of individual persons or things characterized by the same or like qualities. To join or associate with others, esp. with others of the same kind or species. Destiny.