Deal with türkçesi Deal with nedir
- Alıp satmak.
- Ticaretini yapmak.
- İş yapmak.
- -e değinmek.
- İdare etmek.
- Muhatap olmak.
- Hakkından gelmek.
- Uğraşmak.
- -i idare etmek.
- Müşterisi olmak.
- Alışveriş yapmak.
- İle ilgilenmek.
- Halletmek.
- Gerekeni yapıp üstesinden gelmek.
- Ticaret yapmak.
- Ele almak.
- Baş etmek.
- İlgili olmak.
Deal with ile ilgili cümleler
English: Ali decided to make a deal with Mary.
Turkish: Ali Mary ile bir anlaşma yapmaya karar verdi.
English: Ali didn't know how to deal with it.
Turkish: Ali bunu nasıl halledeceğini bilmiyordu.
English: Admittedly, this is an unrewarding task, but somebody has got to deal with it.
Turkish: Bu gerçekten sevimsiz bir iş ama birilerinin bununla uğraşması gerek.
English: Ali didn't want to deal with Mary.
Turkish: Ali Mary ile uğraşmak istemedi.
English: Ali decided that it wasn't necessary to deal with that problem this afternoon.
Turkish: Ali bu öğleden sonra o sorunla ilgilenmenin gerekli olmadığına karar verdi.
Deal with ingilizcede ne demek, Deal with nerede nasıl kullanılır?
Deal : Değinmek. Uyuşturucu işi yapmak. Vurmak. Miktar. Oyun kağıtlarını dağıtma. Kağıtları dağıtma sırası. Patlatmak. Dağıtmak. Vermek. İş.
With : Beraberinde. İle ilgili. Nedeniyle. -la. Sayesinde. Yanına. Canlı. Beraber. İle beraber. -lı.
Deal a blow : Darbe indirmek. Bir kimseyi veya bir şeyi vurmak. Geçirmek.
Deal a blow at somebody : Yumruk atmak.
Deal a new game : Yeni kağıt dağıt.
Deal in : Ticareti yapmak. Alıp satmak. Meşgul olmak. Ticaretini yapmak.
İngilizce Deal with Türkçe anlamı, Deal with eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Deal with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Belong : Uygun olmak. Doğru yerde olmak. Yeri olmak. Üyesi olmak. Nin olmak. (birine) ait olmak. -in yeri (belirli bir yerde) olmak. Ait olmak. Yararlı olmak.
Touch : Kullanmak. Para sızdırmak. Duygulandırmak. Boy ölçüşmek. Bağlantı. Kırmak. Az miktar. Dokunma. Yandışı.
Be in the race to stay : Bırakmamak. Cebelleşmek. Kalmak için çabalamak. Pers etmemek.
Touch upon : -e dokunmak. -e temas etmek. Değinmek.
Administer : Yönetmek. Uygulamak. Verdirmek. Müdürlük etmek. Tatbik etmek. İcra etmek. Vermek. Hizmet etmek. Tayin etmek.
Be sufficient : Yeterli gelmek. Yeterli olmak. Yetmek. Kafi gelmek.
Jobs : Zimmetine geçirmek. Komişyonculuk yapmak. Kiralamak. Kiraya vermek. İşe yerleştirmek. Ufak tefek işler yapmak. Görevi kötüye kullanmak.
Truck : Pılı pırtı. İşçilere ücretlerinin tümü ya da bir bölümünün mal olarak verilmesi. Bostan sebzesi. Trampa. Değiş tokuş etmek. Değersiz eşya. Trampa etmek. İlişki.
Deal with synonyms : merchandize, break the neck of, administrating, be at war with, be occupied with doing, marketed, attacks, best, overcame, be concerned with, administered, come at, do shopping, jobbed, go at, clear up, carry on business, bestriding, clearing up, watch, perform an action, go shopping, trade, attack, bound up with, be wrapped up in, belongs, markets, applies, deals, adjusts, dealt with, discusses.

Bu kısımda Deal with kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Deal with ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Deal with anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Deal with ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.