Deal türkçesi Deal nedir

  • Dağıtmak.
  • Uğraşmak.
  • Oyun kağıdı dağıtmak.
  • İlgilenmek.
  • Uyuşturucu işi yapmak.
  • (bir sorunla) ilgilenmek.
  • Patlatmak.
  • Davranmak.
  • Meşgul olmak.
  • Paylaştırmak.
  • Oyun kağıtlarını dağıtma.
  • Ele almak.
  • Kağıtları dağıtma sırası.
  • Vermek.
  • Miktar.
  • Alışveriş etmek.
  • İş.
  • Kağıt dağıtmak.
  • Vurmak.
  • İş yapmak.
  • Değinmek.
  • Anlaşma.

Deal ile ilgili cümleler

English: A great deal has happened since that time.
Turkish: O zamandan beri çok şey oldu.

English: Ali decided that it wasn't necessary to deal with that problem this afternoon.
Turkish: Ali bu öğleden sonra o sorunla ilgilenmenin gerekli olmadığına karar verdi.

English: A great deal of energy is locked up in the nucleus.
Turkish: Çekirdekte büyük bir enerji hapsedilmiştir.

English: Ali decided to make a deal with Mary.
Turkish: Ali Mary ile bir anlaşma yapmaya karar verdi.

English: Admittedly, this is an unrewarding task, but somebody has got to deal with it.
Turkish: Bu gerçekten sevimsiz bir iş ama birilerinin bununla uğraşması gerek.

Deal ingilizcede ne demek, Deal nerede nasıl kullanılır?

Deal a blow : Bir kimseyi veya bir şeyi vurmak. Darbe indirmek. Geçirmek.

Deal a blow at somebody : Yumruk atmak.

Deal a new game : Yeni kağıt dağıt.

Deal in : Ticaretini yapmak. Alıp satmak. Ticareti yapmak. Meşgul olmak.

 

Deal in futures : (finans) vadeli satış ürünleri ile uğraşmak (satışları ile kazanç etmek amacıyla hisse senetleri fiyatlarının yükselmesine güvenerek). Vadeli alım satım ile uğraşmak.

A great deal of : Birçok. Pek çok. Epey.

Business deal : İş anlaşması.

A great deal : Bir hayli. Pek çok. Çok. Hayli. Oldukça çok. Birçok.

Deal out : Pay etmek. Dağıtmak.

Big deal : Büyük marifet. Önemli kimse. Hıh!; yok ya. Çok önemli. Büyük iş. Kodaman. O da bir şey mi; ne olacak yani. Ne farkeder ki. Bana ne. Büyük mesele.

İngilizce Deal Türkçe anlamı, Deal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in business : İşe başlamak. İşe dönüş yapmak.

Job : Bir bilgisayarda uygulanmak üzere bir ya da birçok görevden oluşacak biçimde tanımlanmış bilgi işlem öbeği. Alet. Güçlük. Komişyonculuk yapmak. Zorluk. Hizmet. Görev. Yapılması güç şey.

Accordance : Bağdaşım. Uyum. Uyumluluk. Verme. Ahenk. Uygun olma. Uzlaşma. Uygunluk. Mutabakat.

Treat : Ismarlama. Tedavi etmek. Kullanılır duruma getirmek. Otamak. Yeniden düzenlemek. İşlemek (konuyu). Bahsetmek. Bir oyun üzerinde yeniden çalışmak.

Administers : İdare etmek. Hizmet etmek. Ettirmek. Tatbik etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). İcra etmek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Müdürlük etmek. Uygulamak. Tayin etmek.

Allow : Saymak. İmkan vermek. Hesaba katmak. Bırakmak. İzin vermek. Ayırmak. Hoş görmek. Fikrinde olmak. Sağlamak. Müsaade etmek.

Doorbells : Zil. Kapı zili.

Deal out : Pay etmek.

Conduct oneself : Hareket etmek. Belirli bir şekilde davranmak. Kendini idare etmek.

 

Deal in : Alıp satmak. Ticareti yapmak. Ticaretini yapmak.

Deal synonyms : theologise, beat, brush, deals, plow, demean, attacked, dealing out, batters, blast, be interested in, be occupied with doing, affords, spoke to, comprehend, cut up, bestrewed, approaches, mentions, merchandised, bend over backwards, adverting, advert, discuss, action, batter, extent, behaving, biffed, birch, attribute, cope with, cared.

Deal zıt anlamlı kelimeler, Deal kelime anlamı

Refrain : Alıkoymak. Çekinmek. Kendini tutmak. Kaçınmak. Geri durmak. Sakınmak. Nakarat. Frenlemek.

Deal ingilizce tanımı, definition of Deal

Deal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make distribution. To share out in portions, as cards to the players. To separate in portions. A deal of cold. To distribute. To bestow successively. Hence, to give in portions. To divide. Hence, an indefinite quantity, degree, or extent, degree, or extent. Sometimes with out. As, a deal of time and trouble. A part or portion. A share.