Deal out türkçesi Deal out nedir

Deal out ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't want to make a big deal out of it.
Turkish: Ali bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.

English: I didn't want to make a big deal out of it.
Turkish: Sorun etmek istemiyordum.

English: You don't have to make a big deal out of it.
Turkish: Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.

Deal out ingilizcede ne demek, Deal out nerede nasıl kullanılır?

Deal : Oyun kağıtlarını dağıtma. Paylaştırmak. İş yapmak. Uyuşturucu işi yapmak. Vurmak. Meşgul olmak. Kağıt dağıtmak. Kağıtları dağıtma sırası. Anlaşma. Ele almak.

Out : Yanmak. Nakavt etmek. Çıkış. Dışarı atmak. Dışarı çıkarmak. Dışarıda. Kendini belli etmek. Ortaya çıkmak. Meydana çıkmak. Kovmak.

Deal a blow : Bir kimseyi veya bir şeyi vurmak. Geçirmek. Darbe indirmek.

Deal a blow at somebody : Yumruk atmak.

Deal a new game : Yeni kağıt dağıt.

Deal in : Ticaretini yapmak. Ticareti yapmak. Meşgul olmak. Alıp satmak.

İngilizce Deal out Türkçe anlamı, Deal out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deal out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be on the rampage : Cinleri tepesinde olmak. Zıvanadan çıkmak. Kıyameti koparmak. Siniri tepesinde olmak. Çığırından çıkmak.

 

Apportion : Eşit olarak taksim etmek. Bölüştürmek. Tahsis etmek. Paylaştırmak. Taksim etmek. Paylaştırma. Tevzi etmek.

Apportioned : Bölüştürmek. Taksim edilen. Pay edilen. Paylaştırmak. Dağıtılan. Bölünen.

Deal : Vermek. (bir sorunla) ilgilenmek. İlgilenmek. Patlatmak. Değinmek. Miktar. Davranmak. Kağıt dağıtmak. Paylaştırmak. Vurmak.

Allot : Hisselere ayırmak. Hisseye ayırmak. Bölüştürmek. Paylaştırmak. İfraz etmek. Kura ile belirlemek. Vermek (süre). Ayırmak. Tahsis etmek.

Be on the loose : Serbest olmak. Çılgınca eğlenmek. Kayıplara karışmak. Özgür olmak.

Clutter : Darmadağınıklık. Karışıklık. Saçıştırılmış şeyler. Darmadağınlık. Karıştırmak. Koşuşmak. Darmadağınık etmek. Zürzavar. Tıka basa doldurmak.

Allots : Ayırmak. İfraz etmek. Kura ile belirlemek. Hisselere ayırmak. Tahsis etmek. Tanımak (süre). Hisseye ayırmak. Paylaştırmak. Vermek (süre).

Bestrewing : Kaplamak. Saçmak. Yayarak kaplamak.

Apportioning : Bölüştürmek. Paylaştırma. Dağıtma. Tahsis etme. Paylaştırmak.

Deal out synonyms : bestrews, shared out, bestrew, clutters, bestrewed, allocate, dealing out, bestrewn, allotting, crack up, apportions, distribute, share out.