Civilizing türkçesi Civilizing nedir

Civilizing ingilizcede ne demek, Civilizing nerede nasıl kullanılır?

Civilizable : Arıtılabilir. Okutulabilir. Eğitilebilir. Medenileştirilebilir. Geliştirilebilir.

Civilization : Uygarlaştırma. Modern toplum. Uygarlık. Medenileştirme. Uygarlaşma. Gelişmiş teknik kaynaklarla bilim ve sanatın yarattığı düşünsel başarılardan oluşan, büyük yayılma alanlı kültür düzeni, bk. eskil uygarlık, krş. kültür, halk kültürü. Medenilik. İnsanlığın elde ettiği uygulayımsal, düşünsel, sanatsal ve tinsel başarıların belli bir zaman noktasındaki düzeyi. belli bir toplumun özelliği olan uygulamalar, düşünceler, bilgiler, ürünler, tutum ve davranışlar düzeni, bk. ekin. Medeniyet.

Civilization area : Uygarlık bölgesi. Belli bir uygarlık (ya da ekin) türünün başat durumda olduğu ve bu niteliği ile başkalarından ayırt edilen bölge.

Civilization shock : İleri bir uygarlıkla ilişkiye giren ilkel uygarlık üyelerinin başlangıçta içine düştükleri ve kendi uygarlıklarının çözülmesine dek götürebilen şiddetli ruhsal çatışma durumu. Uygarlık çarpması.

Civilizations : Medeniyet. Medenilik. Medeniyetler. Uygarlaştırma. Medenileştirme. Uygarlık. Uygarlıklar.

 

Ancient civilization : Çok eski uygarlık. Eski çağ uygarlığı. Antik toplum ve kültür. Eski medeniyet. Kadim medeniyet. Antik uygarlık.

Civilizer : Medenileştiren veya geliştiren kimse. Yetiştirici. Arıtıcı. Çiftçi.

Civilizers : Yetiştirici. Arıtıcı. Medenileştiren veya geliştiren kimse. Çiftçi.

Civilizes : Kibarlaştırmak. Adam etmek. Medenileştirmek. Uygarlaşmak. Uygarlaştırmak. Aydınlatmak.

Civilized : Medenileşmiş. Uygarlık düzeyine ulaşmış olan. bk. uygarlık, uygar toplum, krş. ilkel toplum. Uygar. İnce. Medeni. Seviyeli. Kibar. Sosyal. Nazik. Düzeyli.

İngilizce Civilizing Türkçe anlamı, Civilizing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Civilizing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cast light : Işıklandırmak. Aydınlatma. Işık yaymak. Işık tutmak. Aydınlığa kavuşturmak.

Refines : İnceltmek. Gelişmek. Düzelmek. Temizlemek. İnce eleyip sık dokumak. Düzeltmek. İncelmek. Rafine etmek. Kılı kırk yarmak.

Civilizations : Uygarlıklar. Medeniyet. Uygarlık. Medenilik. Medeniyetler.

Civilization : Modern toplum. Uygarlaşma. Uygarlık. Medenilik. Medeniyet. İnsanlığın elde ettiği uygulayımsal, düşünsel, sanatsal ve tinsel başarıların belli bir zaman noktasındaki düzeyi. belli bir toplumun özelliği olan uygulamalar, düşünceler, bilgiler, ürünler, tutum ve davranışlar düzeni, bk. ekin. Gelişmiş teknik kaynaklarla bilim ve sanatın yarattığı düşünsel başarılardan oluşan, büyük yayılma alanlı kültür düzeni, bk. eskil uygarlık, krş. kültür, halk kültürü.

 

Chastises : Sopa çekmek. Dayakla cezalandırmak. Ağır biçimde suçlamak. Suçlamak (ağır biçimde). Yerden yere vurmak. Dövmek. Dayak atmak. Pataklamak. Cezalandırmak (dayakla).

Clear up : Bilgi vermek. Tasfiye etmek. Tamamlamak. Açmak. Düzene koymak. Aydınlanmak. Çözülmek. Halletmek. Aydınlığa kavuşturmak.

Rectifies : Doğru akıma çevirmek. Taşlamak. Düzeltmek. Arıtmak. Tashih etmek. Tasfiye etmek. Uzunluğunu ölçmek (eğri). Damıtarak arıtmak. Rektifıye etmek. Damıtmak.

Reclaiming : Evcilleştirmek. Hükme karşı istinaf. Geri çağırmak. Yola getirmek. Geri istemek. Islah etmek. Değerlendirmek. Geliştirmek. Yeniden kullanmak. İadesini istemek.

Civilising : İnsancıllaştırmak. İşlemek (toprak). Okutmak. Geliştirmek. İnceltmek. Uysallaştırmak (ayrıca 'civilize'). İlerletmek. Eğitmek. Yetiştirmek.

Civilizing synonyms : clarificate, urbanizes, bring up well, clarify, reclaimed, rectify, gentrify, set to rights, gentrifying, refine, bring to light, civilise, civilize, reclaims, civilisation, make a man, domesticate, cast light upon, put in order, domesticates, chastise, lick into shape, urbanizing, brightened, brightening, reclaim, civilizes, bring to heel, brighten, urbanized, domesticating, charge, domestication.