Clarities türkçesi Clarities nedir

Clarities ingilizcede ne demek, Clarities nerede nasıl kullanılır?

Clarithromycine : Klaritromisin. Aside dayanıklı ve uzun etki süreli bir eritromisin türevi antibiyotik.

Clarity : Duruluk. Anlaşılırlık. Sarahat. Vuzuh. Berraklık. Belirginlik. Açık seçiklik. Belginlik. Bir kavram, anlatım ya da bir ölçümün kolayca kavranabilirliği. Açıklık.

Clarity principle of the budget : Ödenekliklerde belirginlik ilkesi. Ödenekliklerde yer alan gelir kaynaklarının ve giderlerin harcama yerlerinin gerçeğe uygun bir yeterlikte tartışma götürmez bir açıklıkla gösterilmesi ilkesi.

Conceptual clarity : Bir tasarım, araç ya da çözümlemede kullanılan kavramların herkes için ortak bir tanımının bulunması. Kavramsal açıklık.

For the sake of clarity : Anlaşılsın diye. Anlaşılabilirlik adına. Açık olsun diye.

Clarifier : Temizleyen şey veya kimse. Çöktürme havuzu. Berraklaştırıcı. Arıtıcı. Durultucu. Arıtma aygıtı.

Clarificate : Aydınlatmak.

Clarifiable : Açıklanabilir. İzah edilebilir olan.

Clarifiers : Çöktürme havuzu. Arıtma aygıtı. Temizleyen şey veya kimse. Arıtıcı. Berraklaştırıcı. Durultucu.

Clarified : Aydınlanmış. Temizlenmek. Arınmak. Aydınlatılmış. Berraklaştırmak. Açıklamak. Berraklaşmak. Belirginleşen. Aydınlanmak. Arıtmak.

 

İngilizce Clarities Türkçe anlamı, Clarities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clarities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perspicuity : Belli olma.

Evidentness : Aşikar olma durumu. Besbelli olma. Herşeyin ortada olması.

Evidences : Şahitlik. Tanık. Delil. İfade. Şahit. İspat. Kanıt. Göze çarpma. İz.

Berth : Gemici ranzası. Rıhtıma bağlamak. Yatak. Palamarla bağlamak. Görev. Yatak yer vermek. Limana girmek. Rıhtıma yanaşmak. Demir yeri.

Aperture : Pervane yuvası. Menfez. Delik. Işık düzengeci açıklığı. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Boşluk. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik. Fotoğraf makinesi açıklığı. Açık.

Plain : Sade bir biçimde. Düz. Süssüz. Sadelik. Düzlük. Yalın. (sürekli) şikayet etmek. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri.

Berths : Limana girmek. Gemici ranzası. Yatak yer vermek. Görev. Rıhtıma yanaşmak. Demir yeri. Yatak. Rıhtıma bağlamak. Palamarla bağlamak.

Air gap : Hava aralığı. Temas armatürü ve demir çekirdeğin arasındaki mıknatıslanmış olan mesafe (mekanik). Hava açıklığı. Bir ağın fiziksel olarak diğer yerel ağlardan ve internetten ayrı tutulduğu ağ güvenliği türü (bilgisayar). Hava boşluğu. Oynama payı. Bujide merkez ve yan elektrotlar arasındaki mesafe.

 

Silveriness : Gümişi renkte sahip olma özelliği. Gümüş rengine sahip olma. Çınlama özelliği (bir ses hakkında).

Silvery : Gümüşlü. Gümüşi. Berrak (ses). Gümüş gibi. Simli. Gümüş renkli.

Clarities synonyms : broadness, sound mind, candidnesses, comprehensibility, preciseness, limpidness, break, lucidities, unambiguousness, serenity, explicitness, lucidity, clarity, plainest, intelligibleness, glibness, unambiguity, pellucidity, precision, sharpness, markedness, evidence, sereneness, candor, calvities, apertures, candors, apartness, apparentness, lucencies, relevance, intelligibility, certainties.