Closeouts türkçesi Closeouts nedir

  • Seri sonu ürünler.
  • Seri sonu mallar.
  • Mağazadaki bütün malların satılması (genellikle mağazanın kapanması dolayısıyla).

Closeouts ingilizcede ne demek, Closeouts nerede nasıl kullanılır?

Closeout : Mağazadaki bütün malların satılması (genellikle mağazanın kapanması dolayısıyla). Zararına satış.

Close a bank account : Banka hesabını kapamak.

Close a bargain : Bir pazarlığı sonuçlandırmak. Bir anlaşmayı veya alışverişi bitirmek.

Close a deal : Bir iş anlaşması yapma. Bir işlem yapma. Anlaşmaya varmak. İşi bitirmek.

Close a window split : Yarım pencereyi kapat.

Close annealing : Kapalı tavlama.

Close and stop : Kapat ve dur.

Close an account : Hesap kapatmak. Hesabı kapatmak. Bir hesap kapatmak. Bir hesabı kapatmak.

Close arc object : Yay nesnesini kapat.

Close all : Tümünü kapat.

İngilizce Closeouts Türkçe anlamı, Closeouts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Closeouts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Terminate : Sonlamak. Son vermek. Sınırlamak. Sona erdirmek. Sınır koymak. Sonlandırmak. Bitmek. Bitirmek. Sona ermek.

End : Son. Son çekit. Akıbet. Kalıntı. Bitmek. İzmarit. Erek. Kafa. Taraf. Sonuç.

Clearance sale : Tasfiye satışı. Bir tecim kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenler üzerine sayışımların kesilmesi ve alacaklılara ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen oranlı tutarın verilmesi. Arıtma. Kullanılmayan malların elden çıkartılması için yapılan satış. Sürümü olmayan. Iskontolu satış. İndirimli satış. Mevsim sonu satışı.

 

Sale : İndirimli satış. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Satım. Ucuz satış. Ucuzluk. Herhangi bir malın belirli eder ve koşullar altında paraya çevrilebilmesi için satıcı ile alıcı arasında yapılan anlaşmadan doğan işlem. Yüksek ederle satılamayan ya da zor satılan çeşidi kalmamış malların ucuz ederle satılması. İstek. Satı. Açık artırma.

Closeouts synonyms : cut rate sale, sales event.

Closeouts zıt anlamlı kelimeler, Closeouts kelime anlamı

Begin : Önayak olmak. Koyulmak. Girişmek. Meydana gelmek. Vücut bulmak. Başlamak. Doğmak. Start vermek. Adım atmak. Çığır açmak.

Necessitate : Gerek göstermek. Zorunlu kılmak. İcap ettirmek. İcap etmek. Zorunlu hale getirmek. Gerekli kılmak. Gerektirmek. Gerekmek. Lüzum göstermek. Zaruri kılmak.