Begin türkçesi Begin nedir

Begin ile ilgili cümleler

English: "Tom! Do you realise that these sentences are very self-centred: They always either begin with or end with you! Even both!" she reproached Tom.
Turkish: "Tom! Bu cümlelerin çok bencil olduğunun farkında mısın?: Onlar her zaman ya seninle başlıyor ya da seninle bitiyor! Hatta her ikisi!" o, Tom'a serzenişte bulundu.

English: Ali didn't begin to study French until he was thirty years old.
Turkish: Ali otuz yaşına kadar Fransızca öğrenmeye başlamadı.

English: A new serial will begin in next month's issue.
Turkish: Gelecek ayın baskısında yeni bir dizi başlayacak.

English: Ali didn't begin to play the guitar until he was thirty.
Turkish: Ali otuz yaşına kadar gitar çalmaya başlamadı.

English: After years of suffering, she finally decided to forget the past and begin a new life.
Turkish: Yıllarca acı çektikten sonra, nihayet geçmişi unutmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verdi.

Begin ingilizcede ne demek, Begin nerede nasıl kullanılır?

Begin a countdown : Geri sayıma başlamak. Geriye doğru saymaya başlamak.

Begin again : Baştan almak (işi veya konuyu).

 

Begin at the wrong end : Tersi den başlamak.

Begin deliberations : Pazarlıklara başlamak. Görüşmelere başlamak. Diyaloga başlamak. Konuşmaya başlamak. Müzakerelere başlamak.

Begin doctrine : Begin doktrini.

Begin singing : Çığır açmak. Vücut bulmak. Başlatmak. Atılmak. Start vermek. Önayak olmak. Koyulmak. Başlamak. Start almak. Adım atmak.

Begin summations : Olaylar ve tartışmalarla ilgili son sunuma başlamak (hukuk terimi). Özetlemelere başlamak.

Begin to speak : Söz almak.

Begin print job : Yazdırma işine başla. Yazdırma işini başlat.

Begin message on cover : İletiye kapakta başla.

İngilizce Begin Türkçe anlamı, Begin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Begin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break in : Alıştırma. Zorla girmek. Araya girmek. Yarıda kesmek. Terbiye etmek. Lafa karışmak. Lafı bölmek. Motor parçaları yeniyken, yüzey pürüzlerini gidermek ve boyutsal uyum sağlamak için yapılan ön çalıştırma. Hırsızlık amacıyla bir yere girmek. Çökertmek.

Get to : -e varmak. -e noktasına gelmek. Yapabilmek. Şart olmak. Ulaşmak. Gerekmek. Lazım olmak. Bağlantı kurmak. Yapıyor bulunmak.

Come to pass : Cereyan etmek. Vuku bulmak. Olmak. Gerçekleşmek.

Bestir oneself : Canlanmak. Harekete geçmek. Davranmak. Gayretlenmek.

Attacked : Tecavüz etmek. Hücuma uğramış. Saldırılmış. Aşındırmak. Çatmak. Tutulmak. Saldırıya uğramış. Hamle yapmak.

Commenced : Dava açmak. Yüksek lisans almak. Doktora derecesi almak.

Stepped : Adımlayarak ölçmek. Basamaklı yapmak. Etmek (dans). Kademe tarzında. Kademe tarzinda. Basmak. Adımlamak. Gitmek. Yürümek.

 

Come into being : Var olmaya başlamak. Var olmak. Oluşmak.

Dawn : Şafak sökmek. Güneş doğmadan önce başlayan ve süresi eşlekten eksenucu çemberine doğru giderek artan yarı aydınlık durum, bk. alacakaranlık. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Gün ağarmak. Görünmeye başlamak. Gün ağarması. Gün doğmadan bir süre önce ortalığın aydınlanması. Gün doğmak. Tan ağarmak.

Bring into : Dışarıdan mal getirmek. İthal etmek. Getirmek.

Begin synonyms : pioneered, pioneering, pioneers, pioneer, get started, initiate, adventuring, enter into, began, darted, break ground, set in, bud, get moving, buckle oneself to, get the ball rolling, strike out, start out, court, attempt, recommence, dashes, lead the way, prime the pump, break out, be dismissed, instigate, arrived, initiates, bounce, address oneself to, be placed, originate.

Begin zıt anlamlı kelimeler, Begin kelime anlamı

End : Bitim. Bitiş çekidi. Son bulmak. Erek. Akıbet. Sona erdirmek. Kalkmak. Uç çekit. Bitmek.

Begin ingilizce tanımı, definition of Begin

Begin kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To take rise. To commence. To have or commence an independent or first existence. To enter on. To commence. Beginning.