Break in türkçesi Break in nedir

  • Söze karışmak.
  • Araya girmek.
  • [#alıştırma Alıştırmak].
  • Evcilleştirmek.
  • Çökertmek.
  • Motor parçaları yeniyken, yüzey pürüzlerini gidermek ve boyutsal uyum sağlamak için yapılan ön çalıştırma.
  • Lafa karışmak.
  • Zorla girmek.
  • Hırsızlık amacıyla bir yere girmek.
  • Lafı bölmek.
  • Yarıda kesmek.
  • Terbiye etmek.
  • Alıştırma.
  • Sözünü kesmek.

Break in ile ilgili cümleler

English: After waiting all day, the workers were still looking for a break in the weather so they could resume the search.
Turkish: Bütün gün bekledikten sonra işçiler araştırmayı sürdürebilmek için hâlâ havanın düzelmesini bekliyorlardı.

English: I watched television during a break in my studies.
Turkish: Çalışmalarımda bir mola sırasında televizyon izledim.

English: Are you going to break in?
Turkish: Söze karışacak mısın?

English: There was another big break in the case.
Turkish: Davada büyük bir mola daha vardı.

English: There was a brief break in the discussion.
Turkish: Tartışmada kısa bir mola vardı.

Break in ingilizcede ne demek, Break in nerede nasıl kullanılır?

Break : Değişiklik. Uymamak. Bozmak. İhlal etmek. Mahvetmek. Patlamak. (ses) gitmek veya kısılmak. Ara. Yakın dövüşü bırakmak. Kırılmak.

In : İktidardaki. Mevsimi gelmiş. İçinde. De. Olarak. Tutulan. Çok moda olan. Da. İçeriye. Halinde.

 

Break in on : Atılmak. Kesmek.

Break in pieces : Paramparça kırmak. Tek tek parçalara ayırmak. Parçalara ayırmak.

Break in point : Kavuşma noktası kök yereğrisinin. Kavuşma noktası.

Break in sound : Bir yayında herhangi bir nedenden ötürü sesin alınamaması. Ses kesilmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Break in roof : Kavlak düşürme.

İngilizce Break in Türkçe anlamı, Break in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Break in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interposes : Karşı çıkmak. Tavassut etmek. Karşı koymak. İki şeyin arasına koymak. İtiraz etmek. İleri sürmek. Araya koymak. Arasına koymak.

Bring up : Kusmak. Beslemek. Paylamak. Büyütmek. Durduruvermek. Bahsetmek. Yetiştirmek. Çocuk yetiştirmek. Azarlamak. Çocuklardan sakınmak.

Edifies : Kişilik geliştirmek. Öğretmek. Moral vermek. Akıl geliştirmek. Ahlakını yükseltmek. Ahlakça yükseltmek.

Familiarization : Alışkanlık. Tanıtma. Tanıma.

Intercedes : Yalvarmak. Şefaat etmek. Rica etmek. Aracılık etmek.

Interrupt : Sekteye uğratmak. Akışını durdurmak. Yarıda bırakmak. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Ara vermek. Kapatmak (görüntü).

Irrupted : Basmak. İstila etmek.

Adaptions : Değişiklik. Bir şeyin diğerini uymasını sağlamak. Ayarlama. Alışma eylemi.

Barge in : Kabaca lafa girmek. Hızla içeri dalmak. Bir yere davetsiz gitmek. Sözü kesmek. Konuya karışmak. Burnunu sokmak. Davetsiz misafir olmak. İşe karışmak.

Bankrupts : Borcunu ödeyememiş. Yoksun kimse. İflas etmiş kimse. Batırmak. İflas. Müflis. Batkın. Mahvetmek. İflas ettirmek.

 

Break in synonyms : acclimatisation, get in the way, embroil, civilise, breaking in, cut somebody short, obtruded, exercise, bankrupting, acclimate, abandons, acclimatise, butt in, accommodated, punctuates, habituation, sail in, punctuated, chast, tames, civilising, irrupting, irrupts, heckle, housebreak, acclimatizes, acclimates, enter by force, acclimatizing, acclimating, accustoming, obtruding, crumple.