Bring up türkçesi Bring up nedir

Bring up ile ilgili cümleler

English: Ali hesitated to bring up the subject.
Turkish: Ali konudan bahsetmeye çekindi.

English: It is quite a hard thing to bring up a child.
Turkish: Bir oğlanı terbiye etmek oldukça zor bir şeydir.

English: I want to bring up my son as my father did me.
Turkish: Babamın beni yetiştirdiği gibi oğlumu yetiştirmek istiyorum.

English: How do you bring up your children?
Turkish: Sen çocuklarını nasıl yetiştiriyorsun?

English: How does he bring up his children?
Turkish: O, çocuklarını nasıl yetiştiriyor?

Bring up ingilizcede ne demek, Bring up nerede nasıl kullanılır?

Bring : Sebebiyet vermek. Doğurmak. Kandırmak. Vermek (ceza). Neden olmak. Ayıltmak. Getirmek. İkna etmek. Kazandırmak. Belirtmek.

Bring up a calculator : Hesap makinesi aç.

Bring up a problem : Sıkıntı verici bir konuya yol açmak. Bir problemi ortaya koymak.

Bring up in conversation : Açmak.

Bring up on the bottle : Biberonla beslemek.

Bring up the rear : En son gelmek. Arkada kalmak. En sonuncu gelmek. Sondan gelmek. Sıranın sonunda olmak. Yarışta sonuncu gelmek. Sonuncu olmak. Sonuncu gelmek. Arkada olmak.

 

İngilizce Bring up Türkçe anlamı, Bring up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broke in : Zorla girmek. Sözünü kesmek. Lafa karışmak. Alıştırmak.

Burn up : Haşlamak. Çok öfkelendirmek. Yangının içinde kalmak. Yakıp yok etmek. Yakmak. Nükleer yanma. Daha canlı yanmak. Alev alev yanmak.

Bastes : Haşlamak. Teyellemek. Yağ sürmek. Erimiş yağ dökmek. Sopa atmak. Dayak atmak. Yağlamak. Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne).

Chuck up : Durdurmak. Kesmek. Yabana atmak. Boşa harcamak. Çıkarmak. İstifra etmek.

Chew over : Kafa yormak. Hakkında düşünmek. Üzerinde kafa yormak. Kafa patlatmak. Üzerinde düşünmek.

Aggrandize : Artırmak. Yüceltmek. Çoğaltmak. Abartmak.

Castigates : Haşlamak. Cezalandırmak. Kınamak. Fırçalamak. Düzeltmek. Yerden yere vurmak. Kıyasıya eleştirmek. Dövmek.

Bear : Sineye çekmek. Yönelmek. Kaldırmak. Yakışık almak. Dişini sıkmak. Üzerinde bulunmak. Kin gütmek. Sapmak. Üstlenmek.

Belch forth : Fışkırmak. İstifra etmek.

Feeds : Yemler. Desteklemek. Besin sağlamak. Sağlamak. Beslenmek. Yemek yemek.

Bring up synonyms : chew up, cherish, chidden, fodder, augment, brush down, boke, blow up, chast, depasture, bawl out, feed on, cultivating, amplifies, cultivate, bawling out, berates, cradle, feed, chastens, cites, admonished, adverts, boffs, blows, barf, chucked, barfing, edify, amplifying, discipline, basted, housebreak.