Broke in türkçesi Broke in nedir

  • Lafa karışmak.
  • Terbiye etmek.
  • Alıştırmak.
  • Sözünü kesmek.
  • Zorla girmek.

Broke in ile ilgili cümleler

English: Somebody broke in here last night.
Turkish: Dün gece biri buraya hırsızlık yapmak için girdi.

English: A burglar broke in while he was asleep.
Turkish: O uyurken içeri bir hırsız girdi.

English: He broke in on our conversation.
Turkish: Konuşmamızı böldü.

English: John broke in as Alice was speaking.
Turkish: Alice konuşuyorken John sözünü kesti.

English: Jale broke in on our conversation.
Turkish: Jale konuşmamıza karıştı.

Broke in ingilizcede ne demek, Broke in nerede nasıl kullanılır?

Broke : Eli boş. Beş parasız (argo terim). Kesik. Çulsuz. Parasız. Züğürt. Beş parasız. Cebi delik. İflas etmiş. Meteliksiz.

In : İçeri. İç. İçinde. İktidardaki. Dahili. Halinde. Tutulan. Gelmiş olan. Da. Çok moda olan.

Broke down : Got ruined. Went out of working order. Parçalanmış. Çökmüş.

Broke his heart : Kalbini kırmış. Onu hayal kırıklığına uğratmış. Onun için üzülmesine neden olmuş.

Broke new ground : Keşifler yapan. Başaran. Gelişme gösteren.

Broke the ice : Birbirini tanımayan insanlar arasında oluşan rahatsız edici duyguları geçmişte bırakma. Buzları kırma.

İngilizce Broke in Türkçe anlamı, Broke in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Broke in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interposed : Arasına koymak. Karşı koymak. Tavassut etmek. İki şeyin arasına koymak. Karşı çıkmak. Aracılık yapmak. Araya koymak. İleri sürmek. İtiraz etmek.

Accommodated : Uyum sağlamak. Kalacak yer sağlamak. Bağdaştırmak. Uzlaştırmak. Sağlamak. Yerleştirmek. Alışmak. Uydurmak.

Edifies : Ahlakça yükseltmek. Öğretmek. Akıl geliştirmek. Moral vermek. Kişilik geliştirmek. Ahlakını yükseltmek.

Interpose : Arasına koymak. Araya girmek. İtiraz etmek. Karşı koymak. Araya koymak. İki şeyin arasına koymak. Karşı çıkmak. Tavassut etmek. İleri sürmek. Aracılık yapmak.

Intrudes : Haksız olarak müdahale etmek. Davetsiz girmek. Tecavüz etmek. İzinsiz girmek. Zorla içeriye sokmak. İstenilmeyen bir yere izinsiz ve davetsiz girmek. Zorla sokmak. Zorla sokulmak. Davetsiz gelmek.

Punctuated : Araya girmek. Noktalamak. Lafını kesmek. Noktalı. Noktalama işaretlerini koymak.

Irrupts : Basmak. İstila etmek.

Discipline : Yola getirmek. Disipline etmek. Kontrol altında tutmak. Disipline sokmak. Yetiştirmek. Bilimdalı. Disiplin sağlamak. Konusu, incelediği olaylar ya da yordam ve işlemleriyle ötekilerden ayrılan altbilim. Disiplin.

Strike in : Karışmak. Saplamak (iğne). Başlamak. Girmek.

Acclimate : İntibak ettirmek. Havaya alıştırmak. Alışmak. Ortama alıştırmak. İklimine alışmak. İklime alışmak. İklime uyum. İklime alıştırmak.

Broke in synonyms : punctuating, punctuate, edify, educates, accommodate, obtrude, horn in, acclimates, obtrudes, meddle with, chast, cut in on, disciplining, break into, barge in, educating, addict, acclimatise, accustoming, chime in, educate, cut into a conversation, accustom, sail in, heckled, chasten, heckles, cut in, acclimatizing, obtruding, interrupting, accommodates, break in.