Çökertmek nedir, Çökertmek ne demek

  • Çöktürüp oturtmak.
  • Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak
  • Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.

"Çökertmek" ile ilgili cümle

  • "Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı." - N. F. Kısakürek
  • "Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti." - S. F. Abasıyanık
  • "Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir." - H. Taner

İngilizce'de Çökertmek ne demek? Çökertmek ingilizcesi nedir?:

collapse

Çökertmek kısaca anlamı, tanımı:

Çökertme : Çökertmek işi veya durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Cep. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü.

Oturtmak : Koymak, yerleştirmek. Oturma işini yaptırmak.

Yıkmak : İnsan, hayvan veya ağaç devirmek. Birine yüklemek. Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek. Yük indirmek. Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak. (-i, -e) mec. Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek. Bir yana eğmek.

Çökme : Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması. Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

 

Moral : Bir insanın ruhsal gücü, manevi güç, maneviyat.

Bozmak : Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Kızlığına zarar vermek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Bırakmak, dağıtmak. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kötü duruma getirmek.

Dağınık : Hoş görünmeyen, uyumsuz. Düşüncelerini toparlayamayan. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık. Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız. Geniş bir alana yayılmış olan.

Yol : Kez, defa. Hile, tuzak. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Gidiş çabukluğu, hız. Kumaşta bulunan çizgi. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Gaye, uğur, maksat. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.

 

Açmak : Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Engeli kaldırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Ferahlık vermek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Alışverişi başlatmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Savaşla almak, fethetmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Beğenmek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Görünür duruma getirmek. Yarmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Alanını genişletmek. Yapmak, düzenlemek. Bir konu ile ilgili konuşmak.

Diğer dillerde Çökertmek anlamı nedir?

İngilizce'de Çökertmek ne demek? : v. cause to collapse, overthrow, crumple, bankrupt, dent, indent

Fransızca'da Çökertmek : précipiter, déprimer, emboutir, enfoncer

Almanca'da Çökertmek : (deveyi) niederknien lassen; sich lagern lassen; einschlagen, einrammen; einen Fronteinbruch erzielen