Coffins türkçesi Coffins nedir

  • Tabuta koymak.
  • Radyoaktif maddeleri taşımakta kullanılan kap.
  • Açılmaya elverişsiz gemi.
  • Tabut.
  • Radyoaktif madde sızdırmaz kurşun kap.
  • Deniz seferine elverişsiz gemi.

Coffins ingilizcede ne demek, Coffins nerede nasıl kullanılır?

Coffin bone : (at) toynak içindeki ayak kemiği. Toynak içindeki ayak kemiği.

Coffin joint : Toynak eklemi. (at) toynak eklemi.

Coffin maker : Tabutçu.

Coffin nail : Sigara.

Coffin plate : Tabut üstüne konulan levha.

Scoffing : Gülmek. Dalga geçmek. Oburca yemek. Kıtıra almak. Eğlenmek. Dudak bükmek. Hapır hupur yemek. Yemek. Alay etmek. Maskara etmek.

Scoffingly : Alay edercesine. Küçümseyerek. Maskara edercesine. Hapır hupur bir biçimde. Dalga geçercesine. Alay ederek. Dudak bükercesine.

Coffined : Tabuta koymak.

Coffee bar : Kahve ve içecek satış büfesi. Kafe. Kafeterya.

Coffin : Deniz seferine elverişsiz gemi. Tabut. Radyoaktif maddeleri taşımakta kullanılan kap. Açılmaya elverişsiz gemi. Radyoaktif madde sızdırmaz kurşun kap. Tabuta koymak.

İngilizce Coffins Türkçe anlamı, Coffins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coffins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Casket : Küçük kutu. Mücevher kutusu. Kutu. Kutuya koymak.

Reduce : Satakdaki malın isteklerden daha çok olması nedeniyle bunların satışlarını sağlamak amacıyla ederlerinde yapılan indirim. aynı konu üzerinde çalışan ve aynı özellikte nesneyi yapıp satan kişilerin karşıtı ile tecimsel bir yarışta bulunmak ve onun etkilerinden kurtulabilmek amacıyla satış ederleri üzerinde yaptıkları indirim. Küçültme. Eksiltmek. Kırmak (fiyat). Kısaltmak. Zayıflamak. Küçültmek. Eritmek (metal). Düşürmek. (daha basit bir hale) dönüştürmek.

 

Box : Kasa. Kutu. Orta çağda oyun yeri (bk. simultane) tiyatroda özel seyir yeri. barok çağda italya'da ilk kez olarak kullanıldı. Saplama kutusu. 1.50 m. uzunluk, 1.10 m. yükseklik ve 0.50 m. genişliğinde, alttan başlayarak 30, 25, 20,15, 10 cm. yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı. Loca. Tiyatrolarda dört beş kişilik özel bölmeli seyir yeri. Atletizm, bilgisayar, jimnastik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Sırıkla atlamada, yarışçıların sıçrayıp havalanmak için sırıklarını sapladıkları maden ya da tahtadan yapılmış yamuk kutu. Sinemalarda salonun dip bölümünde sıralanan, bazen yanlara doğru da uzanan, birbirinden ince bölmelerle ayrılmış beş altı kişilik özel izleyici yerleri.

Curb : Yol kıyısının, kent yönetimince düzenlenmesi ve göze hoş görünür bir duruma getirilebilmesi için, kaldırım yanlarına aralıklarla dikilen ya da döşenen çiçek, ağaç vb. süs. Hakim olmak. Tutmak. Durdurmak. Zapt etmek. Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler. Gemlemek. Frenlemek. Engel.

Halter : Korkuluk. Kement. İp. İpe çekmek. Asma. Asmak. Dizgin. Yular takmak. Yedek. Yular.

 

Check : Bagaja vermek (bavulu). Kontrol işareti koymak. Kısmak. Frenlemek. Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Karelerle kaplamak. Durdurmak. Denetlemek. Emanete bırakmak. Karşılaştırmak.

Hamper : Güçleştirmek. Olmak. At veya sığırın yer değiştirmesini yere düşmesini engellemek için hayvanın içine sokulduğu etrafı kalın demir çubuklarla çevrili yer. Engel olmak. Kösteklemek. Engellemek. Travay. Aksatmak. Köstek olmak. Kapaklı sepet.

Tighten : Kısmak. Germek. Sertleşmek. Tıkamak. Daralmak. Sıkmak. Sıkılaşmak. Sıkılamak. Kasmak. Daraltmak.

Tighten up : Germek. Sıkıştırmak. Sertleşmek. Ciddileşmek.

Coffins synonyms : coffining, baffle, encoffin, clamp down, sarcophagus, regulate, bound, cumber, coffin, strangle, cramp, control, moderate, contain, restrict, caskets, constrain, coffined, gate, inhibit, mark off, mark out, casketing, harness, stiffen, draw the line, bier, rein, limit, trammel, tie, hold, throttle.

Coffins zıt anlamlı kelimeler, Coffins kelime anlamı

Increase : Artırmak. Arttırmak. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Üremek. Artışa geçmek. Artmak. Artma. Çoğaltmak. Çoğalmak.

Past : Bitmiş. Uzağında. Sabık. Geçmiş. Geçmişte kalan. Mazi. Sona ermiş. Bir kimsenin geçmişi. Ötesinde. -den sonra.