Conditional türkçesi Conditional nedir

  • Koşullu.
  • Meşrut.
  • Şartlı.
  • Bir oluş ve kılışın şart biçiminde düşünüldüğünü anlatan, dolayısıyla, hiç bir yargı bildirmeyen, aynı zamanda dilek görevi de yapan tasarlama kipi: sırtını evin köşesindeki çınar ağacına yasladı: şuraya oturuversem... bu sabah rüzgarı hep böyle esse... güneş yerini hiç değiştirmese... şu tavuk boyuna gıdaklasa... (t. buğra, yalnızlar, s.174). beride, gökyüzü her ne kadar mavileşse, kayalar sarı sarı ışıldasa da, yayla zamanı geçmişti artık (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 166) vb. dilimizde şarta bağlı oluş ve kılışlar genellikle geniş zaman eki üzerine getirilen -sa eki ile karşılanmaktadır: yağmur yağarsa, hava biraz serinler. tavsiyelerinize uyarsam, planladığım hedefe ulaşabilir miyim? vb.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Koşullara bağlı.
  • Mukayyet.
  • Bağıl.
  • Şarta bağlı.
  • Şart kipi.
  • Bağlı.
  • Kayıtlı.

Conditional ile ilgili cümleler

English: An unconditional love is love without coercion.
Turkish: Şartsız bir aşk, zorlana olmayan aşkdır.

English: Sovereignty unconditionally belongs to the nation.
Turkish: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Conditional ingilizcede ne demek, Conditional nerede nasıl kullanılır?

Conditional acceptance : Şarta bağlı kabul. Koşulun yerine getirilmesine bağlı kabul. Koşullu kabul. Şartlı kabul.

 

Conditional address : Koşulla adres. Koşullu adres.

Conditional bond : Koşullu tahvil. Şartlı borç senedi. Şartlı tahvil.

Conditional branch : Koşullu sapma. Şartlı sapma. Koşullu dallanma. Ancak belirli bir koşul gerçekleşmişse yürürlüğe konulan sapma komutu.

Conditional branch instruction : Koşullu dallanma komutu. Koşullu sapma komutu.

Conditional clause : Koşullu tümcecik. Koşul tümceciği. Temel cümleyi yargı bildirmeden zaman, şart, sebep ve benzetme işlevi ile tamamlayan zarf görevindeki yardımcı cümle türü. fiil kök ve gövdeleriyle ek-fiile -sa şart ekinin getirilmesi ile kurulur. şart eki geniş zaman kipinden sonra da gelebilir: || artık demir almak günü gelmişse zamandan || meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan (y. k. beyatlı, kendi gök kubbemiz, s. 83). || — az yer dolaşmadık. hepsini uç uca getirsen, bir dünya eder (s. çokum, ağustos başağı, s. 123). || iyi amma, a beyim, şöyle bakınsak, bir alay mekteb-i ali denilen yerler var (m. akif ersoy, safahat, s. 354). eğer hariçteki seslerin bize kadar gelmesi mümkün olsa da bize sorsalar ki “güzellik nedir?” hiç düşünmeden; “bu yeşilliktir” diyeceğiz (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: diğer nesirler, s. 99). şüphesiz başka şartlar altında bir gecede böyle bir şeyle karşılaşsaydım, hayretten çıldırabilirdim (a. h. tanpınar, geçmiş zaman elbiseleri, s. 91). insan yaptığı işe sade menfaati için girerse, yalnız onu düşünürse kendisini sonunda sizin gibi itham eder! (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 305). sen bu beladan beni kurtarırsan ben de bir daha köylüyü hiç mi hiç geç koymam pamuğa (y. kemal, ortadirek, s. 296). monşer, asalet olmazsa, bu memleket batar (ö. seyfettin. efruz bey: asiller kulübü, s. 66) okusaydı, iyi olurdu gelmiş olsaydı haberimiz olurdu vb. Koşul yantümcesi. Şart cümlesi.

 

Conditional convergence : Koşullu yakınsaklık.

Conditional branching : Koşullu dallanma.

Conditional brevet for employer : Çalışma sırasında bulunacak yenilikler için, işverenin belge alması önceden uygun bulunmuş ve anlaşmaya varılmış bulgular. İşverenin olacağı kararlaştırılmış bulgu.

Conditional compilation : Koşullu derleme.

İngilizce Conditional Türkçe anlamı, Conditional eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conditional ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Action noun : Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar… (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211). Kılış adı.

Adhesive : Yapışık. Bant. Filmin yapıştırılmasında kullanılan sıvı yapıştırıcı. Yapışıcı. Adhezif. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilen ya da bu özelliği ile iki ayrı özdeği birbirine tutturabilen özdek. Yapıştırıcı. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan. Zamk.

Conditioned : Alıştırılmış. Uygun durumlu. İyi durumda. Bütünlemeli. Uygun bir duruma getirilmiş. Şartlara dayalı. Uygun durumda.

Provisional : Hazırlık niteliğinde. Geçici. Nihai olmayan. İğreti. İhzari. Çatma. Kesin olmayan. Şimdilik geçerli olan. Muvakkat.

Accentuation : Vurgu. Vurgu işaretlerini koyma. Harekeleme. Ahenk vurgusu. Vurgulu okuma. Vurgulama. Vurgu işaretleri koyma. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Önemle belirtme.

Conditionally : Şartlı olarak. Yerine göre. Şarta bağlı olarak. Meşruten.

Allegiant : Sadık kimse. Vefalı. Güvenilir. Sadık.

On approval : Muhayyer. Konsinye olarak. Beğenilmediği takdirde geri verilmek şartıyla. Beğenilmek koşuluyla (satış). Muhayyer olarak. Seçmece. Beğenmezse geri verme şartıyla. Onaya bağlı.

Action verb : Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili. Eylem fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime.

Conditional synonyms : contrary to fact, contingent upon, dependant on, dependent upon, provisionary, counterfactual, dependant upon, conditionals, enrolled, on record, probationary, affiliated, accusative, registered to, anchored, dependent, conjunctive mood, actif, be obliged to, ancillary, adjectival construction, ablative, affined, stored, adams apple, abstract noun, dependant, active verb, accent of group, inscriptive, registered, appertaining, adhered.

Conditional zıt anlamlı kelimeler, Conditional kelime anlamı

Unqualified : Vasıfsız. Yetersiz. Şartsız. Belirtisiz. Niteliksiz. Ehliyetsiz. Nitelenmemiş. Sınırsız. Gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse). Mutlak.

Unconditional : Kesin. Koşulsuz. Şarta bağlı olmayan. Koşula bağlı olmayan. İtirazsız. Mutlak. Kayıtsız. Şartsız. Kayıtsız şartsız.

Conditional ingilizce tanımı, definition of Conditional

Conditional kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A limitation. Not absolute. As, a conditional promise. Containing, implying, or depending on, a condition or conditions. Made or granted on certain terms.