Confiscated türkçesi Confiscated nedir

  • El konulan.
  • Tahsis edilmiş.
  • Haczedilmiş.
  • Müsadere edilmiş.
  • Kanunen al konulan.
  • Elinden alınmış olan (mülkiyet, para, vs.).

Confiscated ile ilgili cümleler

English: I confiscated Tom's knife.
Turkish: Tom'un bıçağına el koydum.

English: I confiscated a gun from a student this morning.
Turkish: Bu sabah bir öğrenciden bir silah ele geçirdim

English: Mary's phone was confiscated because she was caught texting during class.
Turkish: Ders anında mesajlaşırken yakalandığı için Mary'nin cep telefonuna el konuldu.

English: Mary's phone was confiscated because she was caught texting in class.
Turkish: Sınıfta mesajlaşırken yakalandığı için Mary'nin telefonuna el konuldu.

English: I confiscated it.
Turkish: Ona el koydum.

Confiscated ingilizcede ne demek, Confiscated nerede nasıl kullanılır?

Confiscate : Haczetmek. Haciz koymak. İstimlak etmek. Kanunen el koymak. Toplamak (yasaklanmış şeyi). Ele geçirmek. El koymak (mala). Kamulaştırmak. El koymak. Zaptetmek.

Confiscates : Toplamak (yasaklanmış şeyi). Kamulaştırmak. Zaptetmek. Müsadere etmek. Kanunen el koymak. İstimlak etmek. Haczetmek. Ele geçirmek. El koymak. Haciz koymak.

Confiscating : Kanunen el koymak. Kamulaştırmak. İstimlak etmek. Haczetmek.

Confiscation : Mala el koyma. Mülkiyet konusu olan bir mal ya da hakkın devlet tarafından zorla alınması. Haciz. Zorlaalım. Kamulaştırma. El koyma. Zapt. Müsadere. Toplama (yasaklanmış şeyi). Zoralım.

 

Confiscations : İstimlak. Kamulaştırma. Haciz. Müsadere.

Confiscatory : Acımasız. Müsadere ile ilgili. Haydut gibi. El koyar gibi. İnsafsız.

Confiscators : Yasal bir hakkı kaldıran kimse. Rehin amacıyla başkasına ait malı hapseden kimse. Ele geçiren veya el koyan kimse. Haciz koyan. Haciz koyan kimse.

Confiscator : Haciz koyan kimse. Haciz koyan. Ele geçiren veya el koyan kimse. Yasal bir hakkı kaldıran kimse. Rehin amacıyla başkasına ait malı hapseden kimse.

Confiscable : Ele geçirilebilir. Haczi mümkün olan. Haczedilebilir. Haczi mümkün. Kanunen el konulabilir.

İngilizce Confiscated Türkçe anlamı, Confiscated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Confiscated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Seized : Haczedilen. El konulmuş. Hacizli. Ele geçirilmiş. Zorla alınmış.

Assignation : Ferağ. Atama. Tayin. Devir ve temlik. Saptama. Buluşma. Devir. Belirleme. Randevu.

Lost : Mahvolmuş. Kayıp. Kaybedilmiş. Boşa gitmiş. Geçmiş. Kaybetmek. Gaip. Kaybolmuş. Yitirilmiş. Kendini kaybetmiş.

Forfeited : El konulmuş. Zorla alınmış (mal mülk, arazi, para, vb.). Cezalı. Ceza olarak verilen.

Appropriated : Ayrılmış. İç etmek. Muhassas. Ayırmak. Tahsis olunmuş. Tayin olunmuş. Özelleştirmek. Kendine maletmek. El koymak.

Garnishee : Haczetmek. Yediemin. Hacze bağlamak.

Garnisheed : El konulmuş (para veya mülkiyet hakkında). Yasal olarak alıkonulan.

Assignations : Devir ve temlik. Tayin. Atama. Randevu. Devir. Buluşma. Ferağ. Saptama. Belirleme.

 

Forfeit : Ceza olarak kaybetme. İhmalden dolayı kaybedilen şey. Bir hakkınından mahrum kalmak. Kayıp. Ceza. Kaybetmek. Yoksun kalmak. Bedel. Ceza olarak kaybetmek. Ceza olarak vermek.

Dedication : Bağlılık. Vakfetme. İthaf. Sunu. Fedakarlık. Adama. İthaf etme. Bağlanım. Genel olarak içkapaktan önce ya da sonra gelen bir sayfada yer alan ve kitabın, yazarınca bir başkasına armağan edildiğini belirten yazı.

Confiscated synonyms : condemn, assigned, sequester, attach, distrain, seised, earmarked, dedications, seize, allotted, impound, garnish, take, expropriated, escheated, allocated, impounded.

Confiscated zıt anlamlı kelimeler, Confiscated kelime anlamı

Give : Ödemek. Tanımak. Eğilmek. Doğruluğunu kabullenmek. Bulaştırmak. Bel vermek. Uçlanmak. Esnemek. Vermek. Bahşetmek.

Won : Kazanıldı. Kazanan. Kazanmak. Won (finlandiya terimi). Kazanç. Güney kore para birimi.