Give türkçesi Give nedir

  • Uçlanmak.
  • Bulaştırmak.
  • Gitmek.
  • Hediye etmek.
  • Yapıvermek.
  • Koparmak.
  • Bahşetmek.
  • Tanımak.
  • Eğilmek.
  • Düzenlemek.
  • Bel vermek.
  • Dogruluğunu kabullenmek.
  • Esneklik.
  • Vermek.
  • Esnemek.
  • Armağan etmek.
  • Ödemek.
  • Doğruluğunu kabullenmek.
  • İtiraf etmek.

Give ile ilgili cümleler

English: A university job would give you a lot more free time.
Turkish: Bir üniversite işi çok sana daha çok istirahat zamanı verirdi.

English: "Can you give this to Tom, it's very important." "I'll make sure he gets it."
Turkish: "Bunu Tom'a verir misin? bu çok önemli." "onun onu aldığına emin olmalıyım."

English: "I'll give 50 thousand for this statue." "Who will give more?"
Turkish: "Bu heykel için 50 bin veririm." "Kim daha fazla verir?"

English: "I'm leaving tonight." "Don't give me that!"
Turkish: "Bu gece ayrılıyorum." "Yeme beni!"

English: "Please give me some water." "All right."
Turkish: "Lütfen bana biraz su ver." "Olur."

Give ingilizcede ne demek, Give nerede nasıl kullanılır?

Give a bad name : Ad takmak. Adını kötüye çıkarmak. Adını karalamak.

Give a beating : Yenmek. Sopa çekmek. Dövmek. Ayağının altına almak. Dayak atmak.

Give a bias to : Peşin hüküm vermek.

Give a black eye : Gözünü morartmak.

Give a body to : Şekil vermek.

Give a concert : Konser vermek. Müzik parçası yerine getirmek. Müzik gösterisi yapmak.

 

Give a command : Emir vermek.

Give a bribe : Parmağını oynatmak. Rüşvet vermek.

Give a damn : Umursamak. Takmak.

Give a boost : Destek vermek.

İngilizce Give Türkçe anlamı, Give eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Open : Ferah. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Açık (kapı). Deşmek. Karara bağlanmamış. Geniş. Serbest. Açmak. Kısık olmayan (ses). Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır.

Deigned : Tenezzül etmek. Alçakgönüllülük yapmak. Lütfetmek.

Plasticity : Yoğrukluk. Yoğrulduk. Şekil verilebilirlik. Mekanik gerilim altında uğradığı biçim değişimini, bu etki kalktıktan sonra da sürdürme özelliği. Yoğrulabilme. Yoğrulabilirlik. Plastik olma durumu. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kuvvet uygulandıkça uzayıp, kuvvet kalkınca eski durumuna dönmeme özelliği. Plastisite.

Acquaint oneself with : Haberdar olmak. Aşinalık peyda etmek. Muttali olmak. Bilgi edinmek. Tanıma. Öğrenmek.

Disembarks : Karaya çıkarmak. Karaya çıkmak. Varmak. Gemiden karaya çıkmak. Yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Karaya ayak basmak. Bir ulaştırma aracından inmek. Fiyatı veya değeri düşmek. Sayısı azalmak.

Anting : Para sürmek. Para vermek. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Para koymak. Ön. Giriş. Bop (poker). Önce. Bop.

Dips : Farları kısmak. Batmak. Alçalmak. Göz atmak. Banmak. Bayrağı yarıya indirmek. Batırmak. Çökmek. Tarihlendirme formülü.

 

Acknowledging : Alındığını bildirmek. Kabul etmek. Teşekkür etmek. Onaylama. Onaylamak. Kabul etme.

Leave : Sorumluluğuna bırakmak. Kalkmak. Müsaade. Terk etmek. Ruhsat. Ayrılmak (sevgileden vb). İzin. Vazgeçmek. Bakımına bırakmak. Terketmek.

Compose : Toparlamak. Arabuluculuk yapmak. Beste yapmak. Oluşturmak. Birleştirmek. Eser yaratmak. Yazmak (müzik veya şiir). Meydana getirmek. Yazmak.

Give synonyms : array, elasticities, cants, bugger off, bend over, admit, bulged, admits, cozens, settle upon, infect, betake oneself to, acknowledges, bulge, the gapes, acquit, deflower, donating, flexible, render, fork up, accords, clears, yielded, assign, acquaint oneself, be recognizant of, cleared, cant over, gape, flexibility, canting, bow.

Give zıt anlamlı kelimeler, Give kelime anlamı

Deny : Mahrum etmek. Reddetmek. Yoksamak. Kaçınmak. İnkar etmek. Tanımamak. Yoksun bırakmak. Danmak. Yadsımak. Esirgemek.

Take : Çevirim eylemi. Tutma. Kavramak. Hasat. Çekim. Almak. (sınava) girmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pay. Alıntı.

Withdraw : Almak. Geri almak. Kabuğuna çekilmek. Çekmek. Çekilmek. Para çekmek. Çekinmek. Geri çekilmek. Geri çekmek. Ayrılmak.

Give antonyms : borrow, disinherit.

Give ingilizce tanımı, definition of Give

Give kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To afford a view of. To give a gift or gifts. To bestow without receiving a return. To grant, as authority or permission. As, his window gave the park. To yield up or allow. To confer without compensation. To impart, as a possession.