Conjunture türkçesi Conjunture nedir

  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Bir ülkenin tutum durumunu gerçekleştiren öğelerin tümü. genel olarak ya da ulusal ve özel gerçekçi görüşler bakımından tecim ve yapım işlemleri üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler yapan olay ve durumların karşılaşması, birleşmesi.
  • Tutum durumu.

Conjunture ingilizcede ne demek, Conjunture nerede nasıl kullanılır?

Conjunct : Birleşmiş. Birleşik. Ortak. Müşterek. Bitişik. Bağlaçlık.

Conjunction : Konjonksiyon. Bağlaşım. Rastlantı. Birbirine birleştirilmiş. Aynı zamanda yer alma. Tesadüf. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Birleşme. Birleşim. Birlikte.

Conjunction with : İle birlikte.

Conjunctions : Rastlantı. Tesadüf. Birleşme. Konjonksiyon. Bağlaçlar. Bağlaç.

Conjunctions of comparison : Karşılaştırma bağlaçları.

Conjunctions of concession : Uzlaştırma bağlaçları.

Conjunctions of purpose : İstek bağlaçları.

Conjunctival : Konjunktival. Konjunktiva ile ilgili (göz küresi ve göz kapaklarında bulunan mukoz zar). Konjunktival (göz kapağı örtüsüyle ilgili). Konjunktival. Kojunktival.

Conjunctions of time : Zaman bağlaçları.

Conjunctions of reason : Neden bildiren bağlaçlar.

İngilizce Conjunture Türkçe anlamı, Conjunture eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conjunture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Speculate : Kafa patlatmak. Kuramlar yürütmek. Yorum yapmak. Borsada oynamak. Düşünmek. Alavere etmek. Spekülasyon yapmak. Tahminde bulunmak. Üzerinde düşünmek. Tahmin etmek.

A posteriori information : Ardıl bilgi.

Hypothecate : İpotek. İpotek etmek. Rehin vermek. Rehin olarak vermek. Rehine koymak. Rehin etmek. Haciz etmek. Terkin etmek.

Theory : Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Teori. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Nazariye. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Kuram. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme.

Theorise : Teori kurmak. Kuram geliştirmek. Kuram oluşturmak. Teorileştirmek. Kuramlamak. Hipotez ortaya koyma (ayrıca theorize). Farzetmek. Kuramlaştırmak. Bir teori geliştirmek. Kuram ortaya koymak.

Hypothesis : Kaziye. Olgular arasında neden-sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yoluyla sınanacak olan öngörü. Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara ilişkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul. Ekonomi, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Önsav. Hipotez. Kuram. Önerme. Denence. Kuramsal.

 

Hypothesize : Varsayımda bulunmak. Sanmak. Hipotez kurmak. Varsaymak.

Aalen estimator : Aalen tahmincisi.

Theorize : Ortaya bir teori atmak. Teorileştirmek. Kuramlaştırmak. Teori kurmak. Kuramlamak. Kuram oluşturmak. Kuram ortaya koymak. Farzetmek. Kuram geliştirmek.

Construct : Kurmak. Çizmek. İskeletini çizmek. Düzenlemek. Oluşturmak. İmar etmek. Resmetmek. Tertip etmek. Dikmek. Yapmak.

Conjunture synonyms : a posteriori probability, speculation, anticipate, a posteriori criteria, reconstruct, a error, explicate, a priori information, retrace, abel blanchard model, formulate, possibility, a posteriori analysis, abc method, a priori probability, expect, develop, suppose, a level, hypothesise, a priori analysis, a priori theoretical criteria, aalens linear regression model, abadir test, a b model.