Containing türkçesi Containing nedir

  • Haiz.
  • İçerdiği.
  • İçeren.
  • İstiap.
  • Kapsama.
  • Kapsayan.
  • Li.
  • Havi.

Containing ile ilgili cümleler

English: Ali is carrying a bag containing a million dollars.
Turkish: Ali bir milyon dolar içeren bir çanta taşıyor.

English: I addressed the envelope containing the invitation.
Turkish: Davet içeren zarfın üstüne adres yazdım.

English: Burak was carrying a bag containing half a million dollars.
Turkish: Burak yarım milyon dolar içeren bir çanta taşıyordu.

English: Ali gave Mary an envelope containing three hundred dollars.
Turkish: Ali Mary'ye üç yüz dolar içeren bir zarf verdi.

English: Helium is the second simplest atom. It consists of a nucleus containing 2 protons and two neutrons. Around the nucleus orbits 2 electrons.
Turkish: Helium ikinci en basit atomdur. O, iki proton ve iki nötron içeren bir çekirdekten oluşur. Çekirdek etrafında 2 elektron döner.

Containing ingilizcede ne demek, Containing nerede nasıl kullanılır?

Containing alcohol : Alkollü.

Containing fifty : Ellilik.

Containing text : İçerilen metin. İçerdiği metin.

Containing tin : Kalaylı.

Copper containing oxidases : Bakırlı oksidazlar. Prostetik grup olarak bakır içeren oksidazlar.

Contained : Oluşmuş. İle sınırlı. Kapsama giren. Kontrol altında tutulan. Kapsanan. Dahil. Tutulan. Bastırılmış. İçinde.

 

Contain text : İçerilen metin.

Sulfur containing amino acids : Kükürtlü amino asitler. Sistein, sistin ve metiyonin gibi amino asitler.

Contain : Almak. Eşit olmak. Havi olmak. Sınırlamak. Kontrol altına almak. İçine almak. Kapsamak. Tutmak. Frenlemek. Bastırmak.

Be unable to contain oneself for : İçi içine sığmamak. Yerinde duramamak.

İngilizce Containing Türkçe anlamı, Containing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Containing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Possessing : Sahip olmak. Hamil. Egemen olmak. Elinde bulundurmak. Kurcalamak (zihin). Tutmak. Hakim olmak.

Constrictive : Büzücü. Daralma hissine neden olan (nefes vb). Konstriktif. Daraltılı. Sıkan. Kısıtlayan. Sıkmaya neden olan. Bağlayıcı. Sıkıştırmaya yatkın olan.

Baggings : Kabarık. Ambalajlık. Sarkık. Ambalajlık bez. Çuval bezi. Şişkin. Çantaya koyarak. Çuvallama. Çantaya koyma.

Having : Sahip olma. -li. Sahip olan.

Subsumption : Sınıflandırma. İhtiva etme. Kapsam. Altakoyma. İçerme. Kapsamına alma.

Restrictive : Tanımlayıcı. Bağlayıcı. Kısıtlayan. Sınırlayıcı. Kısıtlayıcı. Kısıtlı.

Including : Dahil. İçinde. İçerme. Şamil. Dahil olmak üzere.

Subsuming : Kapsam. İçermek. Sınıflandırmak. Kapsamak.

Comprisal : İçerme. İhtiva etme.

Inclusive : Kucaklayıcı. İçlemci. Her şey dahil. Şümulu olan. Dahil. İçine alan. Kapsayıcı.

Containing synonyms : constraining, containments, inclusion, continued, with, inclusiveness, limiting, restricting, inclusions, containment, comprising, enfolding, involving, of, endowed with, contains, bagging, involved, consisting of, continuing, encapsulating, encapsuling, enfoldings, wraparound, embracing.

Containing zıt anlamlı kelimeler, Containing kelime anlamı

Discontinued : Kesmek. Devam etmemek. Durdurmak. Bırakmak. Ara vermek. Durmak. Artık üretilmeyen. Sonlanmış. Sona ermek. Son vermek.

Unrestrictive : Kısıtlamasız. Sınırlamasız.