Contingencies türkçesi Contingencies nedir

Contingencies ingilizcede ne demek, Contingencies nerede nasıl kullanılır?

Contingence : Olasılık. Bitişme. Temas. Şans. Değme.

Contingency : Beklenmedik durum. Arıza. Olasılık. Koşullu. Beklenmedik olay. İhtimal. Tesadüf. Beklenmedik hal. Zorunsuzluk. Beklenmeyen olay.

Contingency allowance : Fazla mesai ücreti. Fazla çalışma ücreti. Fazla mesai vergini.

Contingency annuity : Şarta bağlı ödeme. Şartlı ödeme.

Contingency coefficient : Paylaşım katsayısı.

Contingency reserves : Umulur dokunca karşılığı. Gelecekte ortaya çıkacak yitireceyi karşılamak amacıyla ayrılan yedek akçe. Yedek akçe. Olası durumlar için ayrılan ihtiyat fonu.

Contingency table : Paylaşım çizelgesi. Olumsallık çizelgesi. Kontenjan tablosu. İhtimal tablosu. Güç veri tablosu. Şarta bağlılık tablosu. Olumsallık tablosu. Olağanlık çizelgesi. Çapraz çizelge. Kontenjans tablosu.

Contingency fuel : Yedek meydan yakıtı.

Contingency table test : Paylaşım çizelgesi sınaması.

Contingency plan : Muhtemel durum planı. Sakınma planları. Acil durum planı. Beklenmedik durum planı. Acil eylem planı. Olasılık planı. Beklenmedik durum plan. Beklenmedik olay planı.

İngilizce Contingencies Türkçe anlamı, Contingencies eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Contingencies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Possibly : Herhalde. Muhtemelen. İmkan dahilinde. Olabilir. Belki. Mümkün olarak. Mümkün. Mümkün olduğunca.

Accidents : Değiştirme işaretleri. Kazalar. Rastlantı. Kaza. Araz.

Quirking : Acayiplik. Hazırcevap. Orijinallik. Garip olay. Garip rastlantı. Gariplik. Espri. Kaçamak cevap. İğneleyici söz.

Contingent : Olumsal. Rastlantı. Zorunsuz. Birlik. -e bağlı. Şartlı. Umulmadık. Olasılıklı. Bölüm.

Thunderbolts : Gökyüzüyle toprak arasındaki elektrik boşalması. Şimşek şeklinde ok. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Yıldırım. Şaşırtıcı haber.

Chance : Şans eseri olan. Olanak. Rastlantısal. Şans. Tesadüfi. Denemek. Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik. Göze almak. Rastlantı.

Chancing : Denemek. Şans. Fırsat. Göze almak. Şans eseri olmak. Tesadüfen olmak. Olanak. Riske girmek.

Possibility : Olayların ve nesnelerin içindeki nesnel gelişme eğilimi. Olurluk. Olanak. Kapı. İmkan. Olabilirlik. Olanaklılık.

Peradventure : Tahmin. Olur ya. Ola ki. Olabilir. Belki. Kazara. Şüphe. Muhtemelen. Belirsizlik.

 

Contingencies synonyms : occurrent, afterclap, flukey, occurrence, accident, quirk, likelihoods, eventuality, casus, conceivability, conjunctions, odds, conjunction, adventitiousness, expectation, flukier, eventualities, likelihood, contingents, thunderbolt, expectations, chance meeting, contingence, chanced, accidentalness, conceivableness, coincidence, happening, alternativeness, natural event, feasibleness, contingency, chances.