Contingency türkçesi Contingency nedir

Contingency ile ilgili cümleler

English: Do we have a contingency plan?
Turkish: Bizim bir acil durum planımız var mı?

English: We should be prepared for that contingency.
Turkish: Bu durum için hazırlıklı olmalıyız.

English: There is neither contingency nor free will.
Turkish: Ne olasılık ne de özgür irade var.

English: We're working on a contingency plan.
Turkish: Bir acil durum planı üzerinde çalışıyoruz.

Contingency ingilizcede ne demek, Contingency nerede nasıl kullanılır?

Contingency allowance : Fazla mesai vergini. Fazla mesai ücreti. Fazla çalışma ücreti.

Contingency annuity : Şartlı ödeme. Şarta bağlı ödeme.

Contingency coefficient : Paylaşım katsayısı.

Contingency fuel : Yedek meydan yakıtı.

Contingency fund : Karşılık fonu. Olası zararlara karşılık olarak ayrılan fon. İhtiyat fonu.

Contingency reserve : İhtiyat akçesi. Yedek akçe. Acil durum yedeği.

Contingency reserves : Gelecekte ortaya çıkacak yitireceyi karşılamak amacıyla ayrılan yedek akçe. Umulur dokunca karşılığı. Yedek akçe. Olası durumlar için ayrılan ihtiyat fonu.

No contingency : Beklenen.

Contingency plan : Beklenmedik durum plan. Acil eylem planı. Beklenmedik durum planı. Beklenmedik olay planı. Acil durum planı. Muhtemel durum planı. Sakınma planları. Olasılık planı.

 

Measure of contingency : Ki-kare ölçerinde iki değişken arasında gözlenen bağıntının ölçüsünü saptamak üzere başvurulan ve olabilirlik katsayısıyla dile getirilen ölçüm. Olabilirlik ölçümü.

İngilizce Contingency Türkçe anlamı, Contingency eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contingency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alternativeness : İkame. Alternatiflik.

Happenstance : Rastlantı. Hasbelkader.

Coincidence : Rastlantı. Yinelenen bir olguda eşanlı olma hali. Eşanlık. Uygunluk. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Denk gelme. Aynı zamanda olma. Çatışma. Çakışma.

Conjunction : Birleşme. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Konjonksiyon. Birleşim. Bağlaşım. Söz içinde birden çok kelimeyi kelime grubunu veya cümleyi birbirine bağlayarak aralarında çeşitli yönlerden ilgiler kuran görevli kelimeler. bazı bağlaçlar, bağladıkları ögelerden önce veya sonra tekrarlanarak da kulanılırlar: ile, ve, de, hem… hem, ne… ne, de… de, gerek… gerekse, olsun… olsun; ya, yahut, ya da, veya, ya…ya, mi…mi, ister…ister, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak, bununla birlikte, şu var ki, yine de, bir…bir, kimi…kimi, bazen…bazen, kah…kah…, hatta, bile, üstelik yani, demek ki, böyle ki, başka bir deyimle; ki, kim; gerçekten, nitekim, halbuki, oysa; çünkü, zira; buna göre, bundan dolayı, bu sebeple, bunun üzerine bunun için öyleyse; ta ki, diye; eğer, şayet, yoksa, illa, o takdirde; aksi halde vb. örnekler: biz de güçsüzüz ama iyimseriz (kemal tahir, yol ayrımı, s. 235). arkası bana dönük olduğu için göremem ama budala gülme hep dudağındadır. (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 2, s. 232) ya devlet başa ya kuzgun leşe. anlayışlı fakat hazırlıksız bir kimse. hem kel hem fodul. ya anlat yahut da yazılı olarak getir. demek ki, senin anlattığın kadarından da fazlaymış. teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak yahut nisandayız. boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır, diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 145). “ne bir ayak sesi hanın boş, loş, sessiz, ölü sofalarında gezindi, ne de bir kapı gıcırtısı duydum” (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 181). zengin mi fakir mi bilmiyorum o mu yoksa öteki mi gelecek “on yedisinde ya var, ya yoktu”. (y. kemal, ortadirek, s. 358). Aynı zamanda yer alma. Birlik. Birlikte.

 

Casualness : İlgisizlik. Kayıtsızlık. Tesadüfilik. Gelişigüzellik. Kaygısızlık. Hafiflik.

Conceivability : Düşünülebilirlik. Uygulanabilirlik.

Contingents : Rastlantı. Grup. Olumsal. Belkili. Birlik. Olay. Olasılıklı. Zorunsuz. Umulmadık.

Expectation : Bekleme. Umut. Mirasa konma beklentisi. İntizar. Ekonomi, fizik alanlarında kullanılır. Deneysel verilerden ve hesaplardan belirli bir sonucu bekleme. Ümit. Beklenti. Beklenilme.

Quirks : Acayiplik. İğneleyici söz. Garip olay. Acayip hareket. Hazırcevap. Garip rastlantı. Espri. Gariplik. Yazı süsü.

Likelihoods : Benzerlik. Olabilirlik. En çok olabilirlik. Olası olma.

Contingency synonyms : occurrent, likelihood, glitch, casus, eventualities, possibly, odds, natural event, coincidences, conditionals, contingence, chance, breakdown, contingent, conceivableness, eventuality, stipulatory, possibilities, accident, possibility, thunderbolts, failure, conjunctions, bug, kicker, dependance, accidentalness, occurrence, defect, faults, casualty, kickers, flukier.

Contingency ingilizce tanımı, definition of Contingency

Contingency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state of touching or contact. Union or connection.