Accidents türkçesi Accidents nedir

Accidents ile ilgili cümleler

English: A lot of car accidents occurred last year.
Turkish: Geçen yıl çok fazla araba kazası meydana geldi.

English: How many people die from automobile accidents each year?
Turkish: Her yıl otomobil kazaları nedeniyle kaç tane insan ölüyor?

English: I've seen several accidents in front of my house.
Turkish: Evimin önünde birkaç kaza gördüm.

English: According to the World Health Organization, about 1.25 million people die from road traffic accidents each year.
Turkish: Dünya Sağlık Örgütüne göre, trafik kazaları nedeniyle her yıl yaklaşık 1,25 milyon insan ölmektedir.

English: A lot of people are killed in automobile accidents every year.
Turkish: Her yıl çok sayıda insan otomobil kazalarında ölmektedir.

Accidents ingilizcede ne demek, Accidents nerede nasıl kullanılır?

Marine accidents inquiry agency : (japonya'da) administrative arm of the national government that is in charge of the administration of inquiries and clarifies the causes of marine accidents and contributes to the prevention of the occurrence of such marine accidents.

Accident analysis : Kaza incelemeleri. Kazaların mekanik ve insanla ilgili nedenlerini bulmak için yapılan inceleme. Kaza sebeplerinin araştırılması.

 

Accident at sea : Deniz kazası.

Accident benefit : Kaza tazminatı.

Accident curve : Kaza sayısını gösteren çizelge. Kaza virajı. Yol katliamı. Birçok kaza.

Accident frequency rate : Kaza tekerrür oranı. Her milyon iş saatinde kaza yönünden yitirilen zamanın tümü. Kaza oluş oranı. Kaza frekansı.

Accident free : Kazasız.

Accident prevention : Kazadan korunma. Kaza önleme. Kazayı önleme. Kazaya karşı korunma.

Accident fund : Kaza olayında masrafları karşılamak için ayrılan para miktarı. Kaza fonu.

Accident protection : Kazalardan korunma.

İngilizce Accidents Türkçe anlamı, Accidents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accidents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concurrences : Elbirliği. Zamanlaması rastlama. Eş zamanlılık. Fikir birliği. Aynı olma (fikir). Muvafakat. Söz birliği. Aynı zamana rastlama. Uygun görme.

Quirking : Espri. Gariplik. Acayiplik. İğneleyici söz. Hazırcevap. Orijinallik. Kaçamak cevap. Garip olay. Garip rastlantı.

Occurrence : Olay.

By coincidence : Tesadüfen. Şans eseri.

Fortuitously : Şans eseri. Tesadüfen. Rastlantı eseri.

Quirks : Hazırcevap. Acayip hareket. Kaçamak cevap. Gariplik. Yazı süsü. İğneleyici söz. Garip rastlantı. Acayiplik. Orijinallik.

Contingency : Olasılık. Beklenmedik durum. İhtimal. Beklenmeyen olay. Zorunsuzluk. Arıza. Koşullu. Beklenmedik hal.

Crackups : Dağılma. Çöküş. Ruhsal çöküş. Çökme. Yıkılma.

Unprecedented incident : Tahmin edilmeyen olay. Daha önce hiç olmamış türde gelişme. Beklenmeyen olay.

Accidents synonyms : occurrent, happy chance, fortuities, casualty, districts, conjunctions, chances, break, contingent, evil, fatal accident, conjunction, crash, concurrence, contingencies, fortune, symptoms, flukier, thunderbolt, borough, shipwreck, lottery, collision, mischance, fortuity, accident, stroke, afterclap, district, happenstance, hap, quirk, crackup.

 

Accidents zıt anlamlı kelimeler, Accidents kelime anlamı

Eastern : Doğuya ilişkin. Şarki. Doğuya ait. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kung-fu filmi. Uzak doğu'nun bireysel savunma sanatları olan kung-fu (çin) ile karate'ye (japon) dayanan film çeşidi. hong kong, singapur, güney kore yapımevlerince çevrilen bu filmler, özellikle 1970'lerden başlayarak bütün dünyayı sardı. el ve ayağın bir silah olarak kullanılmasından kaynaklanan kung-fu ve karate filmlerinin belli başlı özellikleri şunlardır: çok devingen, başdöndürücü bir dizem; kırıcı, öldürücü, çoğu kez sadizme varan şiddet; öç alma olgusu çevresinde oluşan konu; birbirinden kesinlikle ayrılan iyiler ve kötüler; sinema hilelerinin bol bol kullanılması. Doğu. Doğusal. Doğuda olan. Doğuyla ilgili.

Intended : Birinin evleneceği kimse. Müstakbel. Yönelik. Kastedilen. İstenilen. Nişanlı. Planlanmış. Kasıtlı. Tasarlanmış. Planlanan.