Convincing türkçesi Convincing nedir

Convincing ile ilgili cümleler

English: I had trouble convincing Tom to come.
Turkish: Tom'u gelmeye ikna etme sorunum vardı.

English: I had trouble convincing Tom to help.
Turkish: Tom'u yardım etmeye ikna etme sorunum vardı.

English: I had trouble convincing Tom not to leave.
Turkish: Tom'u gitmemeye ikna etme sorunum vardı.

English: Ali had difficulty convincing Mary that she should quit her job.
Turkish: Ali işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.

English: I had difficulty convincing her of the dangers of smoking.
Turkish: Sigara içmekle ilgili tehlikeler hakkında onu ikna etmede güçlük çektim.

Convincing ingilizcede ne demek, Convincing nerede nasıl kullanılır?

Convincing proof : İkna edici delil. İkna edici kanıt. Kanıt.

Be convincing : İkna edici olmak.

The burden of convincing : İkna etme yükümlülüğü. Kendi hikayelerinin doğru olduğunu ikna etmek konusunda bir davadaki bir taraf üzerindeki yükümlülük.

Convincingly : İkna edici bir şekilde. İnandırarak. İnandırıcı bir şekilde.

Convincingness : Kandırıcılık. İnandırıcılık. Başkalarının inanmalarına neden olma durumu. İkna edicilik.

Convinces : Razı etmek. İkna etmek. İnandırmak. Kandırmak. Kafalamak.

 

Unconvincingly : İnandırıcı olmayan bir tarzda. İkna edici olmayan bir şekilde.

Convince somebody of something : İkna etmek.

Convincible : Razı edilebilir. İnandırılabilir. İkna edilebilir.

Convincers : Razı eden kimse. İkna eden kimse. İnandıran kimse.

İngilizce Convincing Türkçe anlamı, Convincing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Convincing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conviction : Fikir. Suçlu bulma. Sağlam ve samimi inanç. Sağlam ve içten inanç. Kanı. İnanç. Haklı olma. Kanaat. Görüş.

Assuring : Temin eden. Sigortalamak. Temin edici. Güvenceye almak. Sağlamak. Emniyet verici. Yarılma. Emniyet veren. Garanti etmek. Güvenilir.

Persuader : Tabanca. Caydırıcı. İkna edici tip. İnandırıcı kimse. İkna edici kimse.

Suasive : Gönül alıcı. Razı edici. Yağcı. Dalkavukça.

Inducement : Saik. Bir bilgi alışveriş sürecinde bilgi verenin katılımını sağlamak üzere, özellikle yazışmalı bir soruşturuda kendilerine soru çizinliği gönderilmiş olanların çizinliği yanıtlayarak geri göndermelerini kolaylaştırmak üzere kullanılan ve güdüleyici öğelerle yaratılan benimseme durumu. Güdü. Sebep. Rüşvet. Rüşvet verme. Neden. Vesile. Özendirme.

Cogent : İkna ve ilzam edici. Muhik. Güçlü. Haklı. Kandırıcı. Kuvvetli. Telkin edici.

Evidentiary : Aşikar. Delile ait. Kanıtsal. Apaçık. Delile dayanan. Ortada. Kanıta dayanan.

Forcible : Zorlu. Zorla yapılan. Etkili. Zora dayanan. Cebri. Canlı. Güçlü. Zorlayıcı. Zorla.

Convincing synonyms : satisficer, suasory, disillusioning, dissuasion, glibber, persuation, potent, disenchanting, evidential, suasions, demonstrative, enticing, trenchant, glib, persuasive, colourable, compelling, plausible, fulfilling, forceful, inducements, satisfactory, dissuasions, credible, likelier, persuasions, enticements, voluble, persuasion, satisfying, conclusive, suasion, glibbest.

 

Convincing zıt anlamlı kelimeler, Convincing kelime anlamı

Dissuasive : Vazgeçirici. Caydırıcı. Caydıran.

Unconvincing : İkna etmeyen. İkna edici olmayan. İnandırıcı olmayan. Şüpheli.