Convulsant türkçesi Convulsant nedir

  • Konvülsivan.
  • Kasılmaya neden olan.
  • Konvülzan.
  • Spazm veya kasılma nöbetlerine neden olan.
  • Konvülsan.

Convulsant ingilizcede ne demek, Convulsant nerede nasıl kullanılır?

Anticonvulsant : Konvülsiyon veya kasılma nöbetlerinin meydana gelmesini engelleme veya azaltma görevi olan ilaç (tıp veya medikal terimi). Çırpınmayı önleyen ilaç. Antikonvülzan. Antikonvülsan.

Anticonvulsant drug : Çizgili kaslarda kasılmaların şiddetini azaltan veya kasılmayı önleyen ilaç. Kasılma giderici ilaç.

Anticonvulsan drug : Antikonvulsan ilaç. Çırpınma giderici ilaç. Çırpınma önleyici ilaç. Merkezi veya yerel etkileriyle kasılmaları engelleyen ilaç.

Convulse : Allak bullak etmek (argo terim). Kıvrandırmak. Katılma. Havale geçirmek. Şiddetle sarsmak. Sarsmak.

Convulsed : Sarsılan. Sarsmak. Sarsılmış. Kıvrandırmak. Allak bullak etmek (argo terim).

Convulsions : Çırpınma. Sarsıntı. Gülme krizi. Kasılma. Katılma. Konvülsiv.

Convulsing : Allak bullak etmek (argo terim). Şiddetle sarsmak. Havale geçirmek. Kıvrandırmak. Katılma. Sarsmak.

Be convulsed : Kıvranmak.

Bovine familial ataxia and convulsions : Sığırların ailevi ataksi ve konvulziyonu. Angus buzağılarında görülen aralıklı tetanik konvulziyonlar, eş güdüm bozuklukları, felç ve beyincikte seçici kortikal dejenerasyonla belirgin kalıtsal hastalık.

 

Convulsive : Konvülzif. Kasılan. Konvülsif. Sarsıcı. Çırpınmalı. Çırpınma. Sarsan.

İngilizce Convulsant Türkçe anlamı, Convulsant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Convulsant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advisor : Yol gösterici. Müşavir. Yol gösteren. Danışman öğretim üyesi. Akıl hocası. Danışman hoca. Danışman. Danışman öğretmen.

Beauty consultant : Güzellik danışmanı. İnsanlara görünümlerini nasıl geliştirebilecekleriyle ilgili tavsiye veren kimse. Güzellik uzmanı.

Tout : Çığırtkan. Simsarlık yapmak. Yapışkan satıcı. Almaya ikna etmek. Müşteri toplayıcı. Övmek. Çığırtkanlık etmek. Tüyo vermek. Müşteri çekmeye çalışmak. Tiyo vermek.

Brain truster : Danışman grubu üyesi.

Counsellor : Danışman. Yaz kampı idarecisi. Avukat. Rehber. Elçiden sonraki diplomat. Müşavir. Müsteşar. Öğütçü.

Familiar : Senlibenli. Samimi. Senli benli. Bildik. Alışılmış. Laubali. Tanıdık. Bilen. Bambılı. İyi arkadaş.

Amicus curiae : Müşahit taraf. İlgili olmayan müşavir. Bilirkişi. Uzman müşavir. Dava ile ilgili olmadığı halde duruşmada hazır olup ta mahkemenin dikkatini maddi veya hukuki bir meseleye celbeden kimse. Bazı konularda tavsiye etmesi için mahkeme tarafından davet edilen kişi.

Informed : Muttali. Haberli. Bilgilendirilmiş. Aydın. Haberdar. Bilinçli. Tahsilli. Haberi olan. Bilgili. Bilgi alan.

Adviser : Uzmanlığa dayanan özellikler üzerinde sonuçları etkileyen açıklamalar yapabilecek yeterlikte olan kişi. Rehber. Müşavir. Bazı film ya da televizyon izlencelerinde, uzmanlık isteyen konularda bilgisine başvurulan kimse. Danışman öğretmen. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Danışman. Öğütçü. Akıl hocası. Kılavuz.

 

Friend of the court : Uzman müşavir. Dava ile ilgili olmadığı halde duruşmada hazır olup ta mahkemenin dikkatini maddi veya hukuki bir meseleye celbeden kimse. İlgili olmayan müşavir. Müşahit taraf. Bilirkişi.

Convulsant synonyms : extension agent, backroom boy, county agent, fashion consultant, media consultant, agricultural agent, starets, military advisor, investment adviser, investment advisor, media guru, military adviser, security consultant, fashionmonger, authority, management consultant, counselor, tipster.

Convulsant zıt anlamlı kelimeler, Convulsant kelime anlamı

Uninformed : Haberdar edilmemiş. Cahilce yapılmış. Malumatsız. Bilgisiz. Haber verilmemiş. Habersiz. Bihaber. Cahil.