Countershock türkçesi Countershock nedir

  • Kontrşok.

Countershock ingilizcede ne demek, Countershock nerede nasıl kullanılır?

Countershaft : Şaft grup mili. Ara mili. Geri vites şaftı. Hız kutusunda ara hız düşürme dişlilerini taşıyan dingil. Karşıt dingil. Grup dişlisi mili. Avara mili. Ara mil. Transmisyon mili.

Counters : Fiş. Karşı şey. Çene altı ile omuz arası. Sayaç. Gişe. Kontuar. Karşılık. Tezgah.

Countersank : Havşa açmak.

Counterscarp : Savunma hendeğinin dış duvarındaki dar toprak şerit.

Countersign : Onay imzası. İkinci imza. Onay. Ayrıca imzalamak. İmza atmak (tasdik için bir belgeye). Tatbik imzası atmak. Tasdik için imzalatmak. Parola. Onaylamak.

Countersink : Vida gibi parçaları açılmış yüzeye oturtmak. Havşa. Havşa matkabı. Cıvata. Konik ağızlı delik. Havşa açmak. Konik freze. Vida başı yuvası.

Countersigns : Onay imzası. Parola. Tasdik için imzalatmak. İmza atmak (tasdik için bir belgeye). İkinci imza. Onaylamak. Tatbik imzası atmak. Onay. Ayrıca imzalamak.

Countersinks : Havşa açmak. Havşa frezeleri.

Countersigning : Tasdiken imza etme. Belgeye ikinci imza koyma. Onaylamak.

Counterspy : Karşı casus. Karşı casuslukla ilişkili olan casus.

İngilizce Countershock Türkçe anlamı, Countershock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Countershock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Control : Hakim olmak. Kukla çatalı. İşletmek. İpli kuklaların iplerinin bağlandığı ve kuklacının denetimi sağladığı artı simgesi biçimindeki çatal. Denetim. Kontrol. Kamu ya da özel bir kuruluşa ilişkin bilgilerin önceden belirlenmiş ölçütlere uygunluğunun saptanması ve rapor edilmesi amacı ile bir uzman birimi tarafından kanıt toplama ve değerlendirme süreci. krş. iç denetim, dış denetim. Kontrol etmek. Düzenlemek. Kumada etmek.

Contain : Kontrol altına almak. İçermek. Zaptetmek. Frenlemek. İhtiva etmek. Eşit olmak. Çevirmek. Sınırlamak. Tutmak. İçine almak.

Moderate : Ilıman. Orta. Hafiflemek. Azaltmak. Yumuşamak. Hafifletmek. Başkanlık etmek. Görüşleri aşırıya kaçmayan. Azalmak. Ilımlılaştırmak.

Curb : Eğleç. Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler. Durdurmak. Engellemek. Dizginlemek. Zapt etmek. Gemlemek. Zaptetmek. Tutmak.

Hold : Barındırmak. Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim. Dayanmak. (ağırlık) taşımak. Alıkoymak. Sahip olmak. Durmak. Kaldırmak. Çekmek. Muhafaza etmek.

Counteract : Etkisizleştirmek. Etkisiz hale getirmek. Etkisini yok etmek. Etkisini gidermek. Karşı savaşmak. Karşı koymak. Önlemek. Mukabele etmek. Gidermek. Karşılık vermek.

Shooting : Film çekme. Atış. Avcılık. Filizlenen. Filme alma. Çekim. Filizlenme. Av. Sızlayan. Ateşli silahların atılması.

Shot : Yorgun. Dolu. Kafası dumanlı. Yudum. Mermi. Postu deldirmek. Demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, içi dolu, yüzeyi düz, yuvar biçiminde atma aracı. ağırlığı, erkeklerde 7. 257 kg., bayanlarda 4 kg. dır. İğne yoluyla verilen ilaç. Saçma. Erim.

 

Check : Çek. Karşılaştırmak. Denetleme yapmak. Kontrol altına almak. Çek yazmak. Kontrolden geçirmek (birini veya bir şeyi). Gemlemek. Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Kontrol. Frenlemek.

Hold in : Yapmak. Tutmak. Zaptetmek. Zapt etmek. Kendini tutmak. Kontrol altına almak. Sınırlamak.