Coupon interest türkçesi Coupon interest nedir

  • Tahvilin üzerinde yazılı olan ve belirli dönemlerde ödenen faiz.
  • Kupon faizi.
  • İktisat alanında kullanılır.

Coupon interest ingilizcede ne demek, Coupon interest nerede nasıl kullanılır?

Coupon : Faiz kuponu. Koçan. Çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. Bir reklamın daha ayrıntılı bilgi talep etmek vs için reklamcıya gönderilmek üzere tasarlanan kısmı. Tahvillerin üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz olarak gelir sağlayan kesilmiş parça. işveren tarafından çalışanlara verilen para değeri olan fiş. bk. karne 1. Üstün nitelikte kumaş parçası. Daha genel olarak borç üzerindeki faiz oranı. Kupon. Bono.

Interest : Merakını uyandırmak. İlgilendirmek. Üretim faktörlerinden sermayenin getirisi. fon istem ve sunumunun karşılaşması sonucu oluşmuş fon fiyatı. Dikkatini çekmek. Bir kimsenin bir etkinliğe, kişiye ya da nesneye karşı, kısıtlayıcı koşullar altında bile, oldukça uzun süre devam eden bağlanma isteği ya da eğilimi. seçme söz konusu olduğu zaman bir kimsenin benimsediği, üstün tuttuğu durum, düşünce ya da tutum. Menfaat. Faiz. İlgi. Ürem. Eğitim, iktisat, ekonomi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.

Coupon bond : Belli dönemler itibariyle üzerinde yazılı kuponlarla faiz ödemesi olan tahvil. Kuponlu tahvil. Faiz kuponlu ve taşıyana kayıtlı tahvil.

 

Coupon of bonds : Tahvilat kuponu.

Coupon security : Belli dönemler itibariyle üzerinde yazılı kuponlarla faiz ödemesi olan tahvil. Kuponlu tahvil.

Coupons : Faiz kuponu. Koçan. Kuponlar. Kupon. Bono.

İngilizce Coupon interest Türkçe anlamı, Coupon interest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coupon interest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

 

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Coupon interest synonyms : a shift in supply, a group shares, a type mutual funds, a shift in demand, a change in demand, a shift in individual demand.