Coupon türkçesi Coupon nedir
- Bono.
- Faiz kuponu.
- İktisat alanında kullanılır.
- Tahvillerin üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz olarak gelir sağlayan kesilmiş parça. işveren tarafından çalışanlara verilen para değeri olan fiş. bk. karne 1.
- Bir reklamın daha ayrıntılı bilgi talep etmek vs için reklamcıya gönderilmek üzere tasarlanan kısmı.
- Daha genel olarak borç üzerindeki faiz oranı.
- Çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça.
- Üstün nitelikte kumaş parçası.
- Koçan.
- Kupon.
- Piyango biçiminde düzenlenmiş.
Coupon ile ilgili cümleler
English: I've got a coupon.
Turkish: Benim bir kuponum var.
English: Nir has a discount coupon for the museum's exhibition.
Turkish: Nir'de müze sergisi için bir indirim kuponu var.
Coupon ingilizcede ne demek, Coupon nerede nasıl kullanılır?
Coupon bond : Belli dönemler itibariyle üzerinde yazılı kuponlarla faiz ödemesi olan tahvil. Faiz kuponlu ve taşıyana kayıtlı tahvil. Kuponlu tahvil.
Coupon interest : Tahvilin üzerinde yazılı olan ve belirli dönemlerde ödenen faiz. Kupon faizi.
Coupon of bonds : Tahvilat kuponu.
Coupon security : Kuponlu tahvil. Belli dönemler itibariyle üzerinde yazılı kuponlarla faiz ödemesi olan tahvil.
Minimum coupon value : Enaz kupür değeri. Hisse senetlerindeki kupürlerin alabileceği en düşük değer.
Coup de grace : Ölüm acısına son veren darbe. Öldürücü darbe. Son darbe.
Ex coupon : Kuponsuz.
Reply coupon : Uluslararası posta kuponu. Cevap kuponu.
Rights coupon market : Öncelik hakkı piyasası. Borsada işlem gören şirketlerin nakit sermaye artışı yapmak üzere belirledikleri öncelik hakkını kullanma süresi içinde sözkonusu hisse senedi üzerinde bulunan yeni pay alma kuponunun alınıp satılabilmesi için açılan piyasa.
Zero coupon security : Kuponsuz tahvil. Faiz ödemesi olmaksızın üzerinde yazılı olan değerin altında bir fiyattan satılan tahvil.
İngilizce Coupon Türkçe anlamı, Coupon eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Coupon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Twofer : Biri fiyatına iki tane. Bir gösteri için indirimli fiyat sunan bilet (tiyatro). Bir fiyatına iki.
A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Corncobs : Mısır koçanı pipo. Mısır koçanı. Mısır koçanından pipo.
Bill : Denize uzanan kara parçası. Afiş. Alım ve satım işlemlerinde satıcı tarafından düzenlenerek alıcıya verilen, satılan malın miktarını, cinsini, niteliklerini, fiyatını ve dış ticaret söz konusu olduğunda teslim ve ödeme biçimini de gösteren belge. Tahvil. Cetvel. Burun. Kağıt para. Dimdik. Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil.
A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
Stubbing : Vurmak. Taşa çarpmak. Çarparak incitmek (ayak parmağını). Bastırıp söndürmek (sigara). Ayak parmağını çarparak incitmek. Ayağını bir yere çarpmak. Köklerden temizlemek. Bilet parçası (tiyatro veya sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan). Kökünden sökmek (ağaç).
Spadix : Çomak. Ana ekseni etli ve kalın olan, genellikle bir spata tarafından sarılmış basit rasemöz çiçek durumu. spadiks. Çiçeklenme.
A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Coupon synonyms : interest coupon, abnormal budget expenditures, ability to pay approach, a change in individual demand, cob, bond, coupons, book token, voucher, abolition of forced labour convention, ability to pay principle, stub, abnormal budget receipts, a group shares, ability rent, a type mutual funds, meal ticket, vouchering, luncheon voucher, promissory note, allonge, core, commercial document, counterfoils, a shift in supply, commercial instrument, abnormal budget, a shift in individual demand, sample, corncob, counterfoil.
Coupon ingilizce tanımı, definition of Coupon
Coupon kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An interest warrant. A certificate of interest due, printed at the bottom of transferable bonds (state, railroad, etc.), given for a term of years, designed to be cut off and presented for payment when the interest is due.

Bu kısımda Coupon kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Coupon ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Coupon anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Coupon ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.