Crimsons türkçesi Crimsons nedir

Crimsons ingilizcede ne demek, Crimsons nerede nasıl kullanılır?

Crimson horned pheasant : Ana vatanı orta ve doğu himalaya olan, 2400m ile 3000m yükseklikteki sık ormanlıklarda yaşayan, kırmızı tüylerinin üzerinde beyaz göz alıcı noktalara sahip, çift olarak yetiştirilen, iki yaşında cinsel olgunluğa ulaşan sülün ırkı. Satyr tragopan sülünü.

Crimson rambler : Sarmaşık gülü. Kızıl çardak gülü.

Turn crimson red with shame : Utançtan kıpkırmızı olmak.

Crimson : Kıpkırmızı olmak. Kızıl. Koyu kırmızı renk. Al al. Alamecek. Fes rengi. Kan kırmızı. Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından, doğu akdeniz, ırak, iran ve türkistan ile fas ve cezayir'de yaşayan, 15 cm kadar uzunlukta, ergin erkeklerde başın tepesi siyah, enine ince pas rengi çizgili, ense ve boynun yanları kum rengi olan bir tür. kızıl şakrak. Kızarmak.

Crimsoned : Kırmızılaştırmak. Kızarmak. Kıpkırmızı olmak. Kan kırmızı. Koyu kırmızı renk. Koyu kırmızı. Kızıl. Fes rengi. Kıpkırmızı. Al al.

Scrimshaws : Süslemek. Süs.

Scrimshank : Kaytarmak. Yan çizmek.

 

Scrims : İnce bez. İnce perdelik kumaş. İnce dokunmuş kumaş. Tiyatro perdesi kumaşı. İnce keten.

Crime against humanity : İnsanlık suçu. İnsanlığa karşı işlenen suçlar. İnsanlığa karşı suç. İnsanoğlunun en temel haklarını çiğneyen eylemler (özellikle savaş sırasında işlenen suçlar).

Crimsoning : Kıpkırmızı olmak. Koyu kırmızı renk. Koyu kırmızı. Kan kırmızı. Kızıl. Kırmızılaştırmak. Fes rengi. Kızarmak. Kıpkırmızı. Al al.

İngilizce Crimsons Türkçe anlamı, Crimsons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crimsons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ruddiest : Al. Yanağından kan damlayan. Lanet olası. Kırmızı. Angudi. Al yanaklı. Sağlıklı. Elma gibi. Kanlı canlı.

Browned : Karamak.

Redder : Değersiz. Kızarmış. Kırmızı. Kızgın. Al. Rus. Kızıl saçlı. Solcu. Kızıl tüylü.

Be fried : Kızarmak (yiyecek).

Glowed : Parıltı. Korlaşmak. Kızıllaşmak. Coşmak. Yüze renk gelmek. Yanmak. Alevlenmek. (yüz) kızarmak.

Ginger : Canlandırmak. Zencefil. Kızılımsı sarı renk. Çaba. Dürtü. Kızıl renk. Hız vermek. Kızıl saç. Hızlandırmak.

Cherry : Vişne. Kiraz ağacı. Kızlık zarı. Gülgüler (rosaceae) familyasından, yenen etli meyveli, yapraklarını döken bir tür. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kiraz. Kiraz rengi. Kızlık. Kiraz kırmızısı.

Turn scarlet : Pancar gibi olmak.

Crimsons synonyms : ruby red, color up, oxbloods, browner, flamed, dengues, reddest, fiery, chap, lurid, garnet, carmines, bright red, ruddy, brown, chromatic, glows, bloody, burgundies, reddened, redden, ruddier, claret, color, sanguineous, redhead, aglow, flush scarlet, blushes, deep red, crimsoning, ruby, be roasted.

 

Crimsons zıt anlamlı kelimeler, Crimsons kelime anlamı

Achromatic : Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksemez. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksiz. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Bloodless : Ruhsuz. Renksiz. Cansız. Duygusuz. Hissiz. Öldürücü olmayan. Kan dökmeden yapılan. İlgisiz. Kansız. İnsanca duygulardan yoksun.