Kızıl nedir, Kızıl ne demek
- Parlak kırmızı renk.
- Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık.
- Altın

- Bu renkte olan.
- Komünist.
- Aşırı derecede olan.
"Kızıl" ile ilgili cümle
- "Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta / Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta" - A. Haşim
- "Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Öfkeli, sert, kırıcı.
Kasıkta çıkan bir çeşit çıban.
Akciğer.
Öfkeli, sinirli.
Tembel, iş görmez.
Kızıl renkli küçük küp.
Genç, toy, bilgisiz.
İş bilmez, tembel.
Geçimsiz, idaresiz. 2.bk. kızık.
Altın.
Diğer sözlük anlamları:
Altın (para).
Bakır
Kızıl isminin anlamı, Kızıl ne demek:
Erkek ismi olarak; Parlak kırmızı renk. Altın, para.
Fransızca'da Kızıl ne demek?:
rouge, scarlatine
Kızıl hakkında bilgiler
Kızıl, şu anlamlama geliyor olabilir.
Kızıl ile ilgili Cümleler
- Kızıl Haç'a para bağışladılar.
- Amerika'nın adı ilk olarak Kızılderili katliamlarıyla ortaya çıktı.
- Kızıl Haç gecikme olmadan felaket kurbanlarına yardım sağlıyor.
- Kızılcık sevmiyorum.
- O bir kızılderili gibi görünüyor.
- Kızıl Haç'a katkıda bulundu.
- John kızıl saçlı bir kadını öptü.
- Kızıl saçlıyım.
- Mars Global Surveyor Kasım 1996'da kızıl gezegene olan 10 aylık bir göreve başladı.
- Kızıl Gezegen Mars, dördüncü gezegendir.
- Ayna düzgün göstermiyor diye aynaya kızılır mı?
- Mars, Kızıl Gezegen'dir.
- Ya bir Kızılderiliysem?
- Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.
Kızıl anlamı, kısaca tanımı:
Kızılağaç : Gürgengillerden, dişi çiçekleri küçük ve sarımtırak, erkek çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç, kızılsöğüt (Alnus).
Kızılbaş : Şii mezhebinin bir kolundan olan.
Kızılboya : Kökboyası.
Kızılçam : Uzun boylu bir tür çam. Bir tür orman ağacı.
Kızılderili : Amerika yerlisi.
Kızılelma : Yeryüzündeki bütün Türkleri birleştirip büyük bir imparatorluk kurmayı amaç olarak alan ülkü. Osmanlılar tarafından Roma ve Viyana şehirleri için kullanılan sembolik ad.
Kızılgeyik : Geyikgillerden, Avrupa ve Asya'nın ılık bölgelerindeki ağaçlık yerlerde yaşayan, rengi kırmızımsı, uzunluğu yaklaşık 2 metre olan bir tür geyik (Cerves elaphus).
Kızıl ısı : Temmuzun çok sıcak olan ikinci yarısı.
Kızıl iblis : Kötü ruhlu kimse.
Kızılkanat : Sazangillerden, yüzgeçleri kırmızı, 25-30 santimetre boyunda, eti kılçıklı bir tatlı su balığı (Scardinus eryhrophthalmus).
Kızılkantaron : Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium).
Kızıl kıyamet : Kızılca kıyamet.
Kızılkök : Kökboyası.
Kızılkurt : At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt.
Kızılkuyruk : Karatavukgillerden, kışın göçen, küçük, güzel bir kuş (Phoenicurus).
Kızılötesi : Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım, enfraruj.
Kızılsöğüt : Kızılağaç.
Kızıl su yosunları : Denizlerin yaklaşık 200 metre derinliklerinde yaşayan kırmızı renkli su yosunları.
Kızılşap : Açık eflatun renk. Bu renkte olan.
Kızılyaprak : Gülgillerden, 20-120 santimetre yüksekliğinde, yol kenarlarında biten, sarı çiçek açan, çok yıllık, otsu bir bitki, koyun otu, fıtık otu, kuzu pıtrağı (Agrimonia eupatorium).
Kızılyara : Şirpençe.
Kızıl yel : Güneyden esen rüzgâr.
Kızılyörük : Yılancık.
Kankızıl : Becerikli.
Kızılbaşlık : Kızılbaş olma durumu.
Kızılca : Kızıla çalan, az kızıl. Kızıla çalan bir tür buğday. Aşırı derecede, kızıl.
Kızılca kıyamet : Aşırı bir biçimde gürültülü çekişme, kavga, kızıl kıyamet.
Kızılca kıyamet kopmak : Kavga, gürültü olmak.
Kızılcadişi : Yüksekliği 4-5 metre olan beyaz çiçekli bir ağaççık (Cornus senguinea).
Kızılcahamam : Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
Kızılcık : Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç (Cornus mas). Bu ağacın güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan, buruk bir tadı olan yemişi.
Kızılcık reçeli : Kızılcık meyvesinden şeker katılarak yapılmış olan ve genellikle ishale iyi gelen reçel.
Kızılcık şerbeti : Kızılcık meyvesinden yapılmış olan bir şerbet türü.
Kızılcık şurubu : Kızılcık özü ile hazırlanan içecek.
Kızılcık tarhanası : Kızılcık suyu ile yoğrularak yapılmış olan tarhana.
Kızılırmak : Çankırı iline bağlı ilçelerden biri.
Kızılkantarongiller : İki çeneklilerden, kızılkantaron, acı yonca vb. cinsleri içine alan bir bitki familyası.
Kızıllaşmak : Kızıl duruma gelmek.
Kızıllık : Pudra, allık, düzgün. Kızıl renkte yer. Vücutta kızarmış yer, kızartı. Güneş doğarken veya batarken oluşan hafif kızıl renk. Kızıl olma durumu.
Kızılma : Kızılmak işi.
Kızılmak : Kızma işi yapılmak, kızgın, öfkeli duruma gelmek.
Kızılören : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.
Kızıltepe : Mardin iline bağlı ilçelerden biri.
Kızıltı : Bu renkte olan. Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl.
Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek : Çok eziyet çektiği hâlde durumunu iyi göstermek.
Parlak : Temiz ve ışıklı. Parlayan, ışıldayan. Göze çarpacak kadar başarılı. Yüzü güzel (oğlan).
Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.
Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.
Derece : Başarı gösterme. Denli, kadar. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Sıcaklıkölçer.
Komünist : Komünizm yanlısı olan kimse.
Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.
Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Yaşı daha az olan.
Olabilir : Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde. Gereğinden fazla olarak, çokça. Gereğinden fazla, çok.
Altın : Üstün nitelikli, değerli. Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış.
Kızıl ağaç : Kızıl söğüt
Kızıl akbaba : Kartallar (Falconiformes) takımının akbabagiller (Vulturidae) familyasından, 112 cm kadar uzunlukta, boynu uzun ve beyaz, beyaz yaka tüyleri olan, kahverengi, kırmızı, sarı karışık, Avrupa, Kuzey Asya ve Orta Asya'da kayalık yerlerde yaşayan bir tür. (zooloji) (Gyps fulvus) Kartallar (Falconiformes) takımının akbabagiller (Vulturidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 112 cm. Boynu uzun ve akdır. Ak yaka tüyleri vardır. Kahverengi, kırmızı, sarı karışık renklidir. Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Asyada kayalık yerlerde yaşar.
Kızıl aşı boyası : (jeoloji)
Kızıl atmak : Keçi ya da koyun yavru düşürmek.
Kızıl ayak hastalığı : Bazal zar kuşağını bağlayan kollajen VIInin yokluğu sonucu kemik çıkıntılarının üzerini örten deri bölgelerinde nekroz, soyulma ve tırnağın düşmesiyle belirgin, ölümcül, insanların epidermolizis bullozasına benzeyen, kalıtsal hastalık, kırmızı ayak hastalığı. Suffolk, Southdown, Weisses Alpenschaf ve İ İskoç karayüzlü koyunlarında ve bunların melezlerinde görülür.
Kızıl başlı kiraz kuşu : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, kiraz kuşugiller (Emberizidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, kışı Hindistan'da ve Güney Çin'de geçiren, Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu'da nadir görülen, ergin erkeklerin tepe, ense ve sırtı zeytin yeşili, sırtı boyuna siyah çizgili olan bir tür. Pas başlı kiraz kuşu.
Kızıl başlı örümcek kuşu : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, örümcek kuşugiller (Laniidae) familyasından, 19 cm kadar uzunlukta, sırtı kara, karnı ak, tepesi kırmızı renkli, Avrupa, Kuzey Avrupa, Kuzey Afrika ve Ön Asya'da vadilerde yaşayan bir tür. Kızıl başlı çekirge kuşu.
Kızıl başlı örümcekkuşu : (zooloji)
Kızıl boyunlu batağan : Kuşlar (Aves) sınıfının, lopludalgıçlar (Podicipediformes) takımının, lopludalgıçgiller (Podicipedidae) familyasından, 43 cm kadar uzunlukta, büyük göllerde yaşayan, göç zamanı deniz kıyılarında da görülen göçmen bir tür.
Kızıl bozul olmak : Kızarıp bozarmak, renkten renge girmek: Suçunu söyleyince kızıl bozul oldu.
Diğer dillerde Kızıl anlamı nedir?
İngilizce'de Kızıl ne demek? : [Kızıl River] adj. red, rusty, lurid
n. red, scarlet fever, scarlatina
Fransızca'da Kızıl : carmin, cramoisi/e, pourpre, rouge, roux/rousse, vermeil/le
Almanca'da Kızıl : adj. rot
Rusça'da Kızıl : n. скарлатина (F)
adj. красный, огненный, рыжий, карминный, революционный, чрезмерный

Bu kısımda Kızıl nedir? Kızıl ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kızıl tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kızıl hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.