Kızıllık nedir, Kızıllık ne demek

  • Kızıl olma durumu
  • Kızıl renkte yer.
  • Güneş doğarken veya batarken oluşan hafif kızıl renk.
  • Vücutta kızarmış yer, kızartı.
  • Pudra, allık, düzgün.

"Kızıllık" ile ilgili cümle

  • "Bir sabah kızıllığında / Yola çıkarım Uzunköprü'den" - O. V. Kanık

Yerel Türkçe anlamı:

Arsızlık.

Başaklarda görülen ve kırmızı toz durumunda olan bir çeşit hastalık: Alinin buğdayını kızıllık harap etmiş.

Tembellik.

Üzerinde kızılcığa benzer meyvesi biten bir çalı.

Pudra, aklık, düzgün : Fatma yüzüne kızıllık sürmüş.

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: kızlık]

Fransızca'da Kızıllık ne demek?:

rougeur

Kızıllık tanımı, anlamı:

Kızıl : Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Aşırı derecede olan. Altın. Komünist. Parlak kırmızı renk. Bu renkte olan.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Renk : Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik.

 

Pudra : Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz.

Allık : Al olma durumu. Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya.

Düzgü : Norm.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Kızartı : Kızarmış yer.

Olma : Olmak işi.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Yerküre. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. İz. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Ülke. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Görev, makam. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem.

Düzgün : Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. İyi. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. Fondöten. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Doğru ve pürüzsüz, muntazam.

Kızıllık etmek : Öfkelenmek, hırslanmak.

Kızıllık gelmek : Kıtlık, pahalılık meydana gelmek

Diğer dillerde Kızıllık anlamı nedir?

İngilizce'de Kızıllık ne demek? : n. ruddiness

Fransızca'da Kızıllık : rougeur [la]

Almanca'da Kızıllık : n. Röte

Rusça'da Kızıllık : n. краснота (F), румянец (M), зарево (N)