Crimson türkçesi Crimson nedir

  • Fes rengi.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Koyu kırmızı.
  • Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından, doğu akdeniz, ırak, iran ve türkistan ile fas ve cezayir'de yaşayan, 15 cm kadar uzunlukta, ergin erkeklerde başın tepesi siyah, enine ince pas rengi çizgili, ense ve boynun yanları kum rengi olan bir tür. kızıl şakrak.
  • Al al.
  • Kızarmak.
  • Koyu kırmızı renk.
  • Alamecek.
  • Kırmızılaştırmak.
  • Kıpkırmızı.
  • Kan kırmızı.
  • Kızıl.
  • Kıpkırmızı olmak.

Crimson ile ilgili cümleler

English: I eat red (dark red; crimson) potatoes while drinking tea.
Turkish: Çay içerken kırmızı ( koyu kırmızı; kıpkırmızı) patates yemeyi severim.

English: Give me these 8 crimson apples please.
Turkish: Şu sekiz kırmızı elmayı bana verir misiniz lütfen?

Crimson ingilizcede ne demek, Crimson nerede nasıl kullanılır?

Crimson horned pheasant : Ana vatanı orta ve doğu himalaya olan, 2400m ile 3000m yükseklikteki sık ormanlıklarda yaşayan, kırmızı tüylerinin üzerinde beyaz göz alıcı noktalara sahip, çift olarak yetiştirilen, iki yaşında cinsel olgunluğa ulaşan sülün ırkı. Satyr tragopan sülünü.

Crimson rambler : Sarmaşık gülü. Kızıl çardak gülü.

Turn crimson red with shame : Utançtan kıpkırmızı olmak.

 

Crimsoned : Kan kırmızı. Al al. Fes rengi. Kırmızılaştırmak. Koyu kırmızı renk. Koyu kırmızı. Kızıl. Kızarmak. Kıpkırmızı olmak. Kıpkırmızı.

Crimsoning : Koyu kırmızı renk. Fes rengi. Kan kırmızı. Koyu kırmızı. Al al. Kıpkırmızı. Kırmızılaştırmak. Kıpkırmızı olmak. Kızarmak. Kızıl.

Encrimson : Kan kırmızısı yapmak. Kan kırmızı renkle kaplamak. Kıpkırmızılaştırmak.

Scrimshank : Yan çizmek. Kaytarmak.

Scrimshander : Oyan ve kesen kimse (esas olarak fildişi). Süs eşyaları yapan kimse.

Crimsons : Koyu kırmızı. Fes rengi. Kıpkırmızı olmak. Kızıl. Kan kırmızı. Kıpkırmızı. Koyu kırmızı renk. Kızarmak. Al al. Kırmızılaştırmak.

Scrimshaw : Süslemek. Süs. Fildişi oyma işi.

İngilizce Crimson Türkçe anlamı, Crimson eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crimson ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flamed : Alevlenmek. Alev alev yanmak. Akçaağaç gibi bazı ağaç türlerinden elde edilen, üzerinde birbirine paralel ve damarlara dik yönde harelerin bulunduğu kereste. Hareli. Alev almak.

Burgundies : Şarap rengi. Burgonya şarabı. Burgundy'de (fransa) üretilen genellikle kırmızı sofra şarabı. Burgonya. Kırmızı şarap rengi.

Redden : Kızıllaşmak. Kızartmak. Kırmızılaşmak.

Scarlet : Lal. Namussuz. Al. Skarlet. Kırmızı. Açık parlak kırmızı. İffetsiz.

Turn scarlet : Pancar gibi olmak.

Be roasted : Pişmek. Kebap olmak. Kavrulmak.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Flame : Alevlendirmek. Hiddet. Parlaklık. Alev almak. Göz ağrısı. Yanma ile ortaya çıkan, kızgın ve ışıklı gaz kütlesi. Ateş. Yanmak. Yalaz.

 

Fierier : Hummalı. Ateşten. Parlayan. Ateş gibi. Ateşli. Şevkli. Atılgan. Coşkun. Yanıcı.

Crimson synonyms : ruby red, oxbloods, glowed, abacus bodies, be toasted, crimsoning, aglow, acacia, claret, fieriest, abramis zone, clarets, bloody, aardvark, chromatic, abo blood groups system, deep red, ruddier, abiotic factor, bright red, cherry, crimsons, reddened, fiery, oxblood, abductor muscle, glow, reddish, browned, color, be fried, reddens, a site.

Crimson zıt anlamlı kelimeler, Crimson kelime anlamı

Achromatic : Renksemez. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Akromatik. Renksiz. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Perdesi değişmeyen. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Bloodless : Hissiz. Cansız. Duygusuz. İlgisiz. Öldürücü olmayan. Ruhsuz. Solgun. Renksiz. Kansız. Kan dökmeden yapılan.

Crimson ingilizce tanımı, definition of Crimson

Crimson kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To become crimson. To redden. A deep red color tinged with blue. Also, red color in general. To dye with crimson or deep red. Deep red. Of a deep red color tinged with blue. To blush.