Crisp türkçesi Crisp nedir

Crisp ile ilgili cümleler

English: I like the crisp taste of menthol cigarettes.
Turkish: Mentollü sigaraların serin tadını seviyorum.

English: Emily's eating crisps.
Turkish: Emily cips yiyor.

English: I ate some crisps.
Turkish: Biraz patates cipsi yedim.

English: Emily bought a packet of crisps.
Turkish: Emily bir paket cips satın aldı.

English: Once upon a time there was a chicken, that had a crispbread.
Turkish: Bir zamanlar bir tavuk vardı, onun bir gözlemesi vardı.

Crisp ingilizcede ne demek, Crisp nerede nasıl kullanılır?

Crisp toast : Kıtır tost.

Crisp tone : Körpe ton. Çamurlu ve dağınık olmayan, net ve güçlü gitar tonu.

Burn to a crisp : Kömür gibi yakmak.

Burned to a crisp : Yanıp kül olmuş. Çok pişmiş.

Crispate : Dalgalı. Kıvrımlı. Buruşuk. Kıvırcık. Bukleli.

Crispen : Gevretmek. Gevremek. Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevrek gibi olmak. Gevrekleştirmek.

Crispens : Gevrekleştirmek. Gevremek. Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevrek gibi olmak. Gevretmek.

Crispened : Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevretmek. Gevremek. Gevrek gibi olmak. Gevrekleştirmek.

 

Crispers : Sebzelik. Sebzelik (buzdolabında). Sebzelerin taze olarak saklandığı buzdolabı bölümü.

Crisped : Dalgalandırmak. Çıtır çıtır. Gevrek. Gevrekleştirmek. Hışırdatmak. Kırışmak. Kıvrılmak. Kıvırmak. Gevretmek. Buruşmak.

İngilizce Crisp Türkçe anlamı, Crisp eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crisp ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blows : Blow (üflemek). Büyütmek. Patlatmak. Üflemek. Nefes vermek. Tomurcuk açmak. Şişirmek. Çıkmak. Dalgalanmak.

Dewy : Buğulu. Çiyle kaplı. Rutubetli. Çiy gibi. Nemli. Çiy ile kaplı. Hayat dolu. Gözyaşı.

Crispening : Seçikleştirme. Bulanıklığı giderme. Gevremek. Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevrek gibi olmak.

Frizz : Cızırdayarak kızarmak. Kreplemek. Bukle. Bukle olmak. Kıvrım. (saç) kıvırmak.

Shiny : Havsız. Berrak. Cilalı. Parlamış (eski). Ruşen. Eskimiş (elbise). Parlak. Açık.

Bobbish : Parıltılı. Cıvıl cıvıl. Göz alıcı.

Crustier : Huysuz. Sert. Kabuğumsu. Asabi. Taş kırma makinesi. Kabuklu. Haşin.

Crunchier : Kütür kütür. Kütür kütür (meyve). Çıtırdak.

Angle : Korniyer. Çarpıtmak. Açı yapmak. Bakış açısı. Açı. Köşe yapmak. Olta ile balık tutmak. Balık tutmak. Açı oluşturmak.

Curlier : Büklüm büklüm. Bukleli. Ondüle. Kıvrık. Kıvrımlı. Kıvır kıvır.

Crisp synonyms : saratoga chip, rustle, be curled, crackly, bouncier, freshest, sharp, contorting, curly head, crispier, green, fresh, potato chip, crinklier, corrugating, bunching, shorter, crinkled, carving, crisped, curve, brittle, crunchiest, crunchy, cockled, bran new, rustled, bracing, dewier, curl up, breezier, crinkles, contorts.

 

Crisp zıt anlamlı kelimeler, Crisp kelime anlamı

Indistinct : İyice görülmeyen. Ayırt edilemez. Belirsiz. Belirli belirsiz. Muğlak. Müphem. Bulanık. Belli belirsiz. Silik. Hayal meyal.

Stale : Bayat. Çiş (at, sığır). Kaşanmak. Eskimek. Bozuk. Bayatlamak. Vadesi geçmiş. Eskimiş. Yatkın. Tükenmiş.

Crisp ingilizce tanımı, definition of Crisp

Crisp kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state of being crisp or brittle. That which is crisp or brittle. To curl. Crackling. To undulate or ripple. Cf. Crisp. As, crisp hair. Curling in stiff curls or ringlets. Specifically, the rind of roasted pork. To form into ringlets, as hair, or the nap of cloth. To interweave, as the branches of trees. As, burned to a crisp.